|
 |
|
|
Koalisyon istikrarı bozar mı?
Seçimler yaklaşırken Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına aday olması çeşitli kesimleri endişelendiriyor. Kimileri bunun rejimin temelleriyle zihinsel yapısı bağdaşmayan birinin Köşk'e çıkması olarak niteleyip kaygılanıyor.
Kimileri de Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkışıyla AKP'nin tek başına iktidarı engellenir, istikrarsız bir ortam doğar, makro dengeler de zarar görür sanıyor. Bu kaygının yanlış olduğu kanısındayız. (Birincisini ise doğru buluyoruz)
Öncelikle mevcut programı başarılı bulanlar yanılıyor. Çünkü 2003 sonrası uluslararası likidite bu denli bol olmasaydı, mali piyasalar bir hayli sallanırdı. Cari açığı finanse edecek sıcak para azalınca, kur yukarıda kalır ve enflasyonla mücadele zorlaşırdı.
Tabii daralan iç talep nedeniyle büyüme de sınırlı kalırdı. İş âlemi işte o zaman şikâyetçi olurdu. Fakat bunun bir yararı olabilirdi; ihracat daha hızlı büyüyüp bu denli dış açık oluşmazdı. Gerçi, bu sonuçların alınması 5-6 yıl sürerdi, ama bugünkü sanal cennette yaşanılmazdı.
Temeller koalisyonda atıldı
Diyelim ki, mevcut program çok başarılı. Fakat o başarının temelleri 2001 ve 2002 yılında bir koalisyon varken ve tam bir krizin ortasında atılmadı mı? O zaman neden ülkemizde finans kesimi ve büyük burjuvazi şimdi koalisyonlardan çekiniyor, anlamak zor.
1991 yılında DYP-SHP koalisyonu kurulduğunda bunu göklere çıkaran burjuvazi neden şimdi koalisyonlardan ürker hale geldi? Nitekim Almanya'da sol ve sağın ortaya çıkardığı büyük koalisyondan kimse rahatsız olmadı. Aksine burjuvazi çok mutlu oldu. Peki neden kaygılanılıyor? Yoksa burjuvazi AKP'ye rampa mı yaptı?
1991-2002 arası ülkemizi tam 11 yıl boyunca koalisyonlar yönetti. Gerçekten de o dönem oldukça istikrarsız geçti. Ancak burada sorun koalisyonlar değil, doğru olan ekonomik programın kararlı biçimde uygulamaya sokulamamasıydı. 2000 yılında uygulamaya konulan program koalisyon nedeniyle batmadı. Yanlış olduğu için battı. O dönemi hatırlayalım; hangi gözden geçirmeyi IMF yarıda bıraktı? Hepsinde işler iyi gidiyor demediler mi?
Küresel likidite önemli
Oysa 1991-2002 arası dünyada likidite bugünkü düzeyinin çok altındaydı. Ama sınırlı sıcak para çok yer değiştirip dünyanın birçok bölgesinde sık sık krizlere neden oluyordu. Bunlar da Türkiye ekonomisini etkiliyordu. 2002'den bu yana dünyanın ne bir bölgesinde ne de bir ülkesinde kriz oluşmadı.
2002 yılı öncesinde yükselen ekonomiler ortalama yüzde 4'ün altında büyürken, 2002'den sonra ortalama yüzde 6'nın üzerinde büyüdüler. 2002 öncesi gelişmiş ekonomilerle yükselen ekonomiler arasında faiz farkı 1000 baz puana kadar ulaşırken, bugün 200 baz puanlara düşmüş durumda. Kısacası, küresel iklim bugün çok farklı..
2002 yılında Türk ekonomisi hâlâ kırılgandı. Bugün artık ekonomik dengeler ve finans kesimi daha güçlü bir noktada. Diğer bir deyimle, AKP'nin tek parti iktidarı bitse bile bunun olumsuz etkisi olmaz. Hatta aksine belki de mevcut programın kırılganlıkları masaya yatırılıp çözüm bulunabilir.
hgunes@milliyet.com.tr
|
|
|

|