Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Şubat 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Hülya'mızı geri istiyoruz (!)


Son günlerde içimde bir sıkıntı var ki, bir türlü atlatamıyorum. Araştırdım, ettim, hatta doktorlara gitmeye dahi karar verdim, ancak vaktim olmadı. Aman efendim inanılır gibi değil.

Acaba neden, diye araştırdım durdum.

Ne oldu da birden bire günlük yaşamımızda bir boşluk doğdu ?

Başbakan ortalarda görülmüyor, deseniz değil. Maşallahı var, hergün her dakika karşımızda. Muhalefet deseniz, aynı tempoda, aynı ses tonuyla, aynı sözleri tekrarlıyor.

Haftalardan çözemediğim bu hastalığı, bir gazetedeki haber ortaya çıkarıverdi.

Belki farkında değilsiniz, belki de tam teşhis koyamadınız, ancak hastalık derecesindeki bir boşluğun nedeni, Hülya Avşar imiş…

Hülya haftalardır nerede ?

Ne gazetelerde görüyorsunuz, ne de TV ekranlarında.

Ne kızıyla görüntüsü, ne de ayrılmış olmasına rağmen, eski kocası Kaya Çilingiroğlu'nun dünya görüşlerini, sevgililerini veya derin felsefi düşüncelerini okuyabiliyoruz.

Adeta Hülya bizleri cezalandırmış gibi…

Ne yaptık da bu cezayı hak ettik.

Şundan bir süre öncesine kadar, hergün Hülya ile yatar Hülya ile kalkardık. Televole'lerden, Ana Haber Bültenlerine, Haber Programlarından, dergilere veya gazetelere kadar her yerde Hülya hayatımızın bir parçasını oluştururdu.

Sonra birden bire yok oluverdi.

Bizlere kızmadığından eminim. Olsa olsa, bir iletişim harikası sayıldığından dolayı, yüzünü bir parça dinlendiriyor olabilir, diye düşündüm.

Merak etmeyin, Hülya'lı günlerimiz geri gelecektir.

Ne o bizsiz, ne de biz onsuz olabiliriz. İstediği kadar şişmanlasın, yine de biz ona bayılıyoruz. Eminim yeni bir haber dizisi hazırlıyordur. Haftanın hergünü için bir konu bulur ve hepimizi yine arkasından sürükler.

Valla, siyasilerimizin peşinden koşacağımıza, Hülya'nın bize getirdiği rüya alemi çok daha renkli değil mi ?

Oooh, bakın daha bunun düşüncesi bile moralimi yükseltti. Üstümdeki durgunluğu atmama yardımcı oldu.

Sizlerde, Avrupa Birliği veya son siyasi gelişmelerle ilgili yorum yerine Hülya'lı bir makale okumanın keyfine vardınız.

Diyorum ya, Hülya her eve lazım…Sohbetlerimiz dahi renklenecek.

Sabırlı olun, fazla kalmadı …

* * *

İNSAN SEVMEYENLER ÜLKESİYİZ...

Eminim, bu yazıdan dolayı bazı okurlarım bana kızacak, bazıları da hak verecek.

Kızacak olanlar, aslında doğru söylediğimi itiraf edecekler, ancak ülkemizi eleştirdiğimden dolayı sinirlenecekler.

Ne yapabilirim ki...

Yalan mı söyleyeyim.

Örneğin, biz Türkler kadar birbirini seven, birbirini incitmemeye çalışan toplum azdır, mı diyeyim? Veya biraz daha abartılı davranıp, "bizler kadar başarıyı alkışlayan, zengin olanı öven ve teşvik eden topluma rastlanmaz" dersem, bu defa sizler beni eleştiri yağmuruna tutarsınız.

İyisi mi, ben yine bildiğimden şaşmayayım.

İnsan sevmediğimiz, insana değer vermediğimizin örnekleri öylesine çok ki, uzun uzun anlatmaya dahi gerek kalmıyor.

Deşifre programında Adana'daki akıl hastalarına yapılan muamele ile ilgili görüntüleri izledikçe aklıma geldi.

İçim kapandı.

Kendi kendime, bu kadar kaba ve kötü ruhlu insanları nasıl yetiştirebildiğimizi merak ettim. Daha önce de, öksüz çocuklara yetimhanelerdeki dayak sahneleri aklıma geldi.

İstediğiniz kadar soruşturma açın, sorumluları cezalandırın, hiçbir işe yaramaz. Eğer insanlarımızın içine "dayak atmanın ne kadar aşağılayıcı birşey olduğunu" sokamıyorsak, nafile... Bunlar, ruhu ters, içi gaddar büyüyorlar ve bu kötülükleri de en çok aciz kişilerin üstünde deniyorlar.

Bir bölümü çoluk çocuk, öbürü hasta sakat dövüyor, diğer bir bölümü de, etrafında yeterince kafadar bulunca, stadlarda kavga çıkarıp, masum kişileri şişliyor.

Sokaklarda kavga edenlerle, yetimhanede çocuk döven veya akıl hastalarına eziyet edenler arasında hiçbir fark görmüyorum. Hepsi aynı kafadan, aynı tornadan çıkmış kişiler.

Sorun da, torna makinasındaki ayarların bozukluğundan kaynaklanıyor.

Eğer ana-babalar, eğitim verme adına çocuğunu döverek büyütürse...

Eğer öğretmen, sınıfta disiplin kurmak için genç öğrencisini döverse...

Böyle dayak yiyerek büyüyen genç adamlar da, ilerde başkalarını döverek "adam etme" yolunu seçerler... Kısır döngüyü kırmanın tek yolu aile terbiyesidir. Esas torna makinası orasıdır...

Gerisi boş laftar ibarettir.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Susuz yaz
UMUDUM mart sonuna kadar bol yağışların olmas...
Çetin ALTAN
Her sabah 'dakka 1, gol 1' gongu
Ne Washington'un, ne de Ankara'nın Kuzey Irak...
Melih AŞIK
AKP derinliği...
CHP lideri Deniz Baykal, "AKP kendi derin dev...
Fikret BİLA
Zenginlikte sosyal adalet kurultayları
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ve Genel Sekrete...
Hasan CEMAL
'Ama'cılar!
Her cümlenin sonuna bir ama eklenebilir. Faka...
Güneri CIVAOĞLU
Pozitif / Negatif
SSK ve Bağ-Kurlulara, "üniversite hastaneleri...
Can Dündar
MGK neden var?
Yarın Milli Güvenlik Kurulu toplanacak ve Tü...
Hurşit GÜNEŞ
Koalisyon istikrarı bozar mı?
Seçimler yaklaşırken Tayyip Erdoğan'ın cumhur...
Doğan HEPER
BÜYÜKANIT, GÜL ve Barzani...
AŞAĞI yukarı bir haftadır tartışma sürüyor. ...
Semih İDİZ
Yaşar Paşa'nın ABD gezisi gerçekten başarılı mı?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt...
Hasan PULUR
Tarihten ibret alınsaydı...
HABERLERİ okudukça aklımıza Mehmet Akif'in dö...
Derya SAZAK
301 ve Çiçek
CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın "Tarafsız Bölge" p...
Meral TAMER
ABD'ye kendi markasıyla giren ilk Türk ilaç firması
Yabancı Sermaye Derneği YASED'le Finans Dünya...
Yaman TÖRÜNER
İnanır mısınız?
Ev sahibi olacaksınız. Krediniz, ödeme kudret...
Güngör URAS
Ayşe Hanım Teyze 'enflasyon tahvili'ni soruyor
Hazine "enflasyona endeksli" 5 yıl vadeli, ye...
Serpil YILMAZ
Sezer'den özgür düşünceli gençler mesajı
Türkiye dün bir ilke sahne oldu; Cumhurbaşkan...
M. Ali BİRAND
Hülya'mızı geri istiyoruz (!)
Son günlerde içimde bir sıkıntı var ki, bir t...

© 2006 Milliyet