|
Ben de o ben değilim-1
Fıkrayı bilirsiniz...
Veya...
Bilir misiniz?
Bir kere daha yazmıştım.
Ahmet ve Mehmet çok eski arkadaşlar, birbirlerine söz vermişler.
Günün birinde her ne olursa olsun birbirlerine ihtiyaçları olduklarında, "Ben o Ahmet veya ben o Mehmet" dediklerinde akan sular duracak.
Aradan yıllar geçmiş.
Mehmet bir yırtmış ki, ne yırtmak.
Ahmet de bir o kadar terso kalmış, hem de ne terso.
Mehmet'i aramış.
-Alo Mehmet.
-?
-Ben Ahmet.
-?
-Ben Ahmet ya.
-Hangi Ahmet.
-O Ahmet.
-Tamam da Ahmet ben O Mehmet değilim.
Ben de o ben değilim-2
Hidayet ve Mehmet'in hikayesinin özünün özü de bu zaten.
Gerisi hikaye...
Bizim Doğan (Hakyemez) hâlâ o Doğan, ama Mehmet o Mehmet, Hidayet o Hidayet değil.
Ve...
O Mehmet şimdi All-Star oldu.
Ne kadar basketbolcu olduğunu boşverin.
Şahane bir çocuktur o; temiz, tertemiz (Bu sene değişmediyse.)
Dünya basketbolunun yıldızı ve yıldızları parlayan ülkelerinden biri Türkiye.
FIBA bile, Dünya Şampiyonası'nda wild-card verdi.
Mehmet, Hidayet içindi.
Japonya' ya Demirel ve Hakyemez gitti. (Kimbilir ne kadar sevinmiştir Japonlar.)
***
Bu jenerasyon ve yeni gelenlerle Türk basketbolunun önü oldukça açık.
Ama hâlâ o Turgay, o Doğan yönetiyor Türk basketbolunu. (Hakyemez ayrıldı ama, ilk uluslararası şampiyonada tekrar döner.)
Küçük olsun, onların olsun.
Ligi Beko, NTV, Ülker (çoğu takımın sponsoru) gazlamasa, lig de yok olur ya...
Ne maçın saatini, ne de kimin kimle oynadığını yazar gazeteler.
Düşünün Mehmet All-Star oldu, bir tane basketbol programında Mehmet'le ilgili bir haber var mı?
Yok.
Basketbol programı yok ki...
Ligin ve NBA'nin yayıncı kuruluşu NTV'ninkiler hariç...
O kafa, hepsini yok etti.
***
250 basketbol programı yaptım CNN Türk'te.
O kafa her gün vıdı vıdı yapa yapa, bıktırdı beni.
Kaçtım.
CNN Türk'ten değil, basketboldan.
Şimdi Pivot da yok...
***
O dünlerde Demirel'e bi TIR tut, içine 12 dev adamı, mesela İsmet-Murat ikilisini, mesela Aydın Örs'ü, mesela Tuncay Özilhan'ı, mesela Efesliler'i, mesela Ülkerliler'i koy, Anadolu'yu dolaştır demiştim.
Yıldızlarla Anadolu Turu...
Gülmüştü.
O o TIR'ı tutsa, içine sadece kendi binerdi, bir de belki Hakyemez'i bindirirdi.
En büyük iki yıldız onlardı ya...
Şimdi o TIR'a almayı düşünmediği, Milli Takımın ve diğerlerinin sırtında yaşıyor.
Ve...
Nereye kadar?
Ve...
Türkiye'nin en iyi koçları, en karizmatik oyuncuları bugün sokağa çıksalar, tanıyan çıkmaz.
Of kafa sayesinde...
Basketboldan soğuttular sonunda hepimizi.
Yazarken bile afakanlar basıyor, onlar basıyor.
***
Eski Roma'da, imparatorun biri Roma'yı gezerken Romalıların sadece zemin kat pencerelerinden bakmalarını şart koşmuş.
Üst katlara kimseyi çıkartmıyorlarmış muhafızlar.
Kelmiş imparator.
Ve...
O günden bu güne her şey değişmiş, o kafa değişmemiş.
Bu "o kafa" hâlâ o "o kafa".
Ve...
Tabii bence...
Ödülü veren de Gürsoy, alan da...
Gazetenin birinde, bir fotoğraf vardı dünün dünü...
Galatasaray, Zaman'ın gecesinde ödül almaya 46 kişi çıkmış kürsüye.
Yine aynı gazeteye göre bu 46 kişinin içinde; Başkan, yöneticiler, teknik heyet ve futbolcuların yanı sıra, masörler, doktorlar, fizyoterapistler ve malzemeciler de varmış.
Kimseyi unutmamışlar.
Bir kişi hariç.
Ergun Gürsoy.
46 kişiyi kürsüde görenler "işte takım ruhu bu" demişler.
Doğru, takım ruhu, ama "bu takımın ruhu."
Ve...
46 değil, 47 kişi vardı o kürsüde.
Eski takımın ruhundan Ergun Gürsoy'u, Zaman Gazetesi ödül vermek için çağırmıştı.
"İçgüdüsel olarak çıktım kürsüye, listede adım olmadığı halde, bir madalya da ben taktım kendi boynuma" dedi Ergun Gürsoy.
"36 hafta resmi, 6 hafta gayrı resmi vardım geçen sene, o madalya benim de hakkım" diye de ilave etti.
Ve...
Ergun Gürsoy bu.
Öyle veya böyle almış madalyayı...
Ve...
Aynı gecede Basketbol Milli Takımı'nın ödülünü de Lütfi Arıboğan'a verdirmişler...
Turgay Demirel'e "Bu ödülü, elinden almak istemediğin tek kişi kim" deselerdi...
"Lütfi" derdi.
Tabii bence...
Ödülü o verdi.
Ve...
Hayat böyle işte.
Ve...
Neler oluyor neler...
BİLGİN'DEN
Dün bizim Ercan (Güven)'da yazınca, üstelik uzun uzun yazınca, benim de TRT ve Stadyum ile ilgili bir iki şey yazmam farz oldu.
Çevirip, yolda bile soruyorsunuz "ne oldu?" diye.
Mail yağıyor.
Valla bir şey olmadı ya da belki bir şey oldu.
Sizlerin bildiğinden daha fazla bir şey bilmiyorum ben de.
İster inanın, ister inanmayın.
Bu hafta "çıkmıyosun" dendi, çıkmadım.
"Stadyum'a baktık, yoktunuz, göremedik sizi" diyorsunuz, binlerceniz.
Doğru.
Ben de baktım, yoktum, göremedim beni.
Ve...
Bu günlük bu kadar.
Tabii bence.
* * *
Lig TV'deki Çizgi Dışı'na; Melih Gökçek'i, oğlu Ahmet'i, eşini ve torunu Melih'i davet ettik.
Daha önce, Melih Bey'le telefonla bile konuşmamıştım.
Bir saniye bile düşünmeden "Gelirim" dedi.
Ama bir şartı vardı...
Program öncesi, Ankara'yı, onunla dolaşacaktım. Bir saniye bile düşünmeden peki dedim.
Mercedes'in direksiyonunda o vardı, yanında ben.
6 -7 saat Ankara'yı dolaştık.
Bütün Ankara gördü bizi.
Dün sabahın köründe, maillerimi okuyorum...
Bütün Ankara; yememiş içmemiş, uyumamış, sabah sabah hemen bulaşmış bana:
Melih Bey'den, TRT için torpil mi istediniz?
Pes ya!
Valla pes ya...
Valla billa pesss yaaa...
Gökçek'le TRT'nin T'si bile konuşulmadı.
Bence haberi bile yoktu.
Zaten bu buluşma, çoook önceden planlanmıştı.
Doğrusu bu.
Valla billa.
İnanmayacaksınız ya, yine de bir kere şansımı deneyeyim dedim.
bilgingokberk@mail.com
|
|