|
 |
|
|
'İddaa'lı bir yazı!
Bir hafta içinde Türkiye'de herkes sigarayı bıraksa ne olur?
Belki gelecek yılların kalp ve kanser hastaları yarı yarıya azalır.
Belki sigaraya ayrılan para tasarruflara gider ve borsa canlanır.
Yangınlar bile seyrekleşir.
Bunlar olabilir.
Tabi kaosu atlatır, ayakta kalırsak.
***
Çünkü haftaya Türkiye'de kimse sigara almasa Şubat 2001 krizini mumla arardık.
Düşünün sigara sektöründen işsiz kalacakları, kapanan fabrikaları, yok olan müthiş vergiyi ve fonları. Tütün üretenler, nakliyeciler, satan esnaf, ağızlık yapanlar, lüle taşı pipo oyanlar, kül tablası sanayi, çakmak fabrikaları, ambalaj sektörü...
Vapurun sigara içilen bordasında yanıma oturup sigaramdan rahatsız olan hanımefendi rahat edebilirdi belki...
Tabi ailesinde birkaç kişi işsiz kalmazsa.
Ne yapmalıyız o halde?..
"Yak bir sigara" kampanyası mı?
Elbette hayır.
Lakin "sigarayı bırak" kampanyaları, "iki yüzlü" geliyor bana.
Tıpkı İddaa durursa Türk Futbolu batacak yaygarası gibi.
***
Futbol batar mı gerçekten?
Sigaraya 10 kuruş zam daha yaparsın olur biter.
Nasıl olsa içiyorlar ya...
Arkadan da bir kampanya; vicdanlarımız ak pak.
Velhasıl bu konular netamelidir.
Bugün "iddaa'yı kurtarın" diye bağıran aynı sütunların kumar yüzünden sönen hayatları tefrika yaptığını bilirim ben.
Kumar olmazsa futbol batar söylemine de hayret etmem.
Doğa böyle.
Minik kuzulara gönülden bir aşkla sarılan sevecen insan, akşama kuzu pirzolası yiyecektir afiyetle.
***
Sorarım size:
Günümüzün denetimsiz özgürlüklerinde buluğ çağının çok altına inen İddaa kolaylığı da ayrı bir toplumsal tehdit değil midir?
Diyeceksiniz ki, nasıl olsa oynanıyor. Para yurtdışına akmasın, futbolu kalkındırsın.
Devletin aldığı 600 milyon vergi de yok olmasın.
Peki bir zamanlar "parasının kaynağı belirsiz başkanlar" modası vardı.
Artık "kara" para mıydı, "beyaz" para mı bilinmez. Belgesi olmayan işler şüpheyle sınırlıydı. Yıllar sonra birkaç tanesi "zula patlattı" da paranın kaynağı anlaşıldı.
Aslında Türkiye müthiş bir uyuşturucu trafiğinin ortasındaydı.
Uzmanlaşmış üreticilere, taşıyıcılara, tacirlere sahipti.
Neden uzmanlaşmışlardı?
Miras yoluyla bölünen ve adamı geçindiremeyen araziden tutun, fakirlik, açgözlülük, köşe dönmecilik, toplumsal nefret gibi pek çok motivasyona sahipti bu insanlar.
Zaten Dünya gençliği bu mereti kullanıyordu.
Sigara gibi, kumar gibi; onlar başlatmamıştı ki.
Hatta bazılarının azılı uyuşturucu düşmanı olduğu bile bilinirdi.
Bizim bu baronlar sportmendi. Kafayı futbola takmış, Anadolu futboluna kaynak aktarıyorlardı.
Ne yapsaydık, göz mü yumsaydık.
Futbol ne onlarla yüceldi, ne de onlar gidince battı.
***
Avanta para iyidir hoştur da insanları tembel eder.
Ne kadar versen iki katı ister.
Doğu'da bu kronik hastalığı yakalanmış insanlar değil, kentler vardır kentler...
Mümkün olduğu kadar az hareket edip, az enerji tüketirler. En büyük eforu bedava gıda, yeşil kart kuyruğunda sarf ederler. Koca kent, memurun, askerin maaşlarıyla geçinir neredeyse.
Yarı aç, yarı tok... Ama geçinir.
Futbol kulüplerinden kahvehanedeki adama kadar kimse yaratıcı fikirler aramaz.
Armut piş ağzıma düş modeli benimsenmiştir.
İddaa ve naklen yayın da futbolu böyle bir rehavete mi sürüklemektedir acaba?
Düşünsenize; işiniz futbol... En iyisini, en güzelini üretmelisiniz ki malınız değerli olsun, kazancınız artsın. Bunun yerine bekliyorsunuz ki, daha çok iddaa oynansın.
Bu çark böyle dönmez; kimseyi kandıramazsın...
"Senin oynadığın futbol beş para etmez, bu bendeki iddaa aşkı olmasa"
***
İşte futbolumuzun tüketici durumdan üretici hale geçememesinin sebebi budur:
Avanta para, siyasi destek, ne ihya eden ne batmaya müsaade eden "son nefes yardımları"...
Hani liberal geçiniyorduk.
Bırakalım batan batsın. Kalan sağlar, zekasını kullanan, toplumsal desteğe sırtını dayayan enerjik kulüpler olacaktır en sonunda.
Sözün özü, İddaa'nın durumu beni çok bağlamaz.
Çünkü iki ucu açık bir meseledir.
Sigaramdan bir nefes çekerim. Devletimi ihya ederim.
Ne yani; kulüplerine para döken başkanların alamadığı ihalelere de mi hayıflanayım?
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|