Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Şubat 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir de Deda konuşursa...

Hasan Şaş, Gaziantepspor-Galatasaray maçı sonrası Deda'nın futbolu bilmediğini iddia etti... Peki bir gün Cem Deda çıkar da, "Hasan Şaş futbolu bilmiyor" derse ne olur, hiç düşündünüz mü?

Galatasaray'ın Gaziantepspor önünde oynadığı futbol, en azından topa daha fazla sahip olması, mağlubiyeti hak etmediği izlenimi veriyordu evet... Hakem Cem Deda da, kusursuz bir yönetim ortaya koyamadı belki... Üstelik de Ümit Karan'ın ikinci yarıda ceza alanı içinde yaşadığı pozisyon tartışmaya fazlasıyla açıktı, hatta oyunun kaderini de etkilemiş olabilir. Bütün bunlar, futbolcu Hasan Şaş'a maç sonrasında "Hakem Cem Deda futbolu bilmiyor, biraz Avrupa'da maç izlesin" deme hakkı verir mi? Ligin ortak değerine katkı yapan bir sporcu, aynı değer için mücadele eden bir hakem için bu derece keskin beyanat verebilir mi?
Peki bir gün Cem Deda da maç sonrasında çıkar ve "Hasan Şaş futbolu bilmiyor" derse ne olur? Üstelik de Deda, bu tezini global argümanlarla desteklerse... "Galatasaray maç boyunca kenardan 29 tane orta yapmış. Bunların büyük bölümü Hasan Şaş tarafından yapılmış ve 29 ortanın sadece 2'si sarı-kırmızılılara gitmiş. Artık dünyada hedefsiz orta anlayışı kalmadı. Avrupa'nın gelişmiş ülkelerinde futbol yerden oynanıyor, top havaya kaldırılırsa bile, belirli bir oyuncuya doğru atılıyor. Öyleyse Hasan futbolu bilmiyor, biraz Avrupa maçlarını izlesin" diye devam ederse... Ne olur? Cem Deda, MHK tarafından uzunca bir süre dinlendirilir mi? Peki Deda'nın kabahati, Hasan'ı cezalandıracak bir merciinin olmaması mı? Esasında böyle bir merciinin olup da, kulüp yönetimlerinin de bu tarz beyanatları ceza verilecek bir hareket olarak görmemesi mi?
Öyleyse (çoğu lise mezunu olan) futbolcular, (hepsi üniversite mezunu olan, bir kısmı da yüksek lisans yapmış) hakemler hakkında istedikleri gibi konuşabilirler mi? Hakemler, en azından eğitimleriyle sokakta, mahallede, sosyal çevrelerinde gördükleri saygıyı, sahada da hak etmiyorlar mı?
...Ve de, hakemler hakkında verilen bu tarz beyanatlar (ve dahi bu beyanatları destekleyen büyük gazetelerde büyük köşe yazarları tarafından yazılmış büyük makaleler) ulusal futbolumuzun toplam değerini düşürmüyor mu? Ülke futboluna ve dahi ligine olan halk nezdindeki genel güveni azaltmıyor mu? Ülke futbolunun toplum karşısında yıpranan itibarının bedelini kim ödeyecek? Futbolcunun emeğine, hakemin samimiyetine, yöneticinin itibarına, köşe yazarının inandırıcılığına vurulan darbenin açtığı hasarı kim tamir edecek?
Hep birlikte üstünde oturduğumuz dalı kestiğimizin farkında mıyız? Futbolcunun hakeme, antrenörün köşe yazarına, yöneticinin futbolcuya ettiği hakaretin uzun vadede dönüp kendimizi vurduğunun bilincinde miyiz?
Uluslar arası itibardan bahsetmiyorum, ulusal itibarımız sıfıra yaklaştı, haberimiz olsun...

Walter Zenga

Zenga'yı Türkiye'ye getirerek büyük bir iş başaran Gaziantep yönetimi, onu şehirde tutamadı. Ben yöneticilerin ellerinden geleni yaptığını, son iki sezonu Sırbistan ve Romanya'da şampiyon geçirerek Antep'in yolunu tutan Zenga'nın gitmesini engelleyemediklerini varsayıyorum...
Ama, Zengaların, Löwlerin, Del Bosquelerin bu ülkeye gelmeye devam etmesini istiyorsak onlar giderken ve gittikten sonra da saygıyı kaybetmemek lazım... Ziya Doğan'ın Lazaroni gittikten sonra onun arkasından "takım hiç çalışmamış" demesi ayıbı kötü örnek oldu galiba... Aynı hataya Erdoğan Arıca da düştü.
Arıca, bir-iki iyi sonucun ardından, "Takım fiziksel olarak yetersiz. İlk yarıda iyi çalışmamışlar. Motivasyon eksikliği de var. Hem Zenga, bu çocukları hangi dilde motive edecek ki?" şeklinde konuştu kendisine uzatılan mikrofona...
Allah aşkına biraz empati... Kendimizi biraz da giden hocanın yerine koymak lazım. Siz gittiğinizde arkanızdan böyle denirse hoş olur mu? Meslek etiğini, ortak çalışma duygusunu bırakın, gidenin kariyerine de mi saygımız yok?
Giden Walter Zenga... Futbolculuğunda dünya rekortmeni, teknik adamlığında iki ayrı Avrupa ülkesinde şampiyonluğu var. Zenga geldiğinde (veya gittiğinde), selefi (ya da halefi) ile ilgili en ufak bir şey söyledi mi, ima etti mi? Üstelik de ilk yarıda gayet iyi futbol oynattığı Gaziantep, şu anda ligin en negatif ve sert futbolunu oynayan takımına dönüşmüş durumda...

umeleke@milliyet.com.tr




SPOR
100 yılın ikramı: 2-2
Zan'dan kara haber
Festivalin kralı
'Biz sahada konuşacağız'
Kezman çıldırdı!
Tugay elendi
Efes ağır yaralı: 67-71
İkinci Bahar!
Cici tarih yazdı
İddaa yasası Sezer'de
Işık, Avrupa yollarında
Haber turu...
Bu ancak Zico'yla olur
Sanki!
Ben de o ben değilim-1
'İddaa'lı bir yazı!
Bir de Deda konuşursa...
Zekâ fukaralığı
Duştan gelen yenilgi!
Şampiyonluğun sırrı!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR

Mehmet DEMİRKOL
Bu ancak Zico'yla olur
AZ maçı 1-2'ye getirdiğinde iki takımın kaley...
Rıdvan DİLMEN
Sanki!
Hani klasik olarak "yazık oldu" deriz ya, hak...
Bilgin GÖKBERK
Ben de o ben değilim-1
Fıkrayı bilirsiniz...
Ercan GÜVEN
'İddaa'lı bir yazı!
Bir hafta içinde Türkiye'de herkes sigarayı b...
Uğur MELEKE
Bir de Deda konuşursa...
Galatasaray'ın Gaziantepspor önünde oynadığı ...
Erdoğan ŞENAY
Zekâ fukaralığı
Fenerbahçe doğal olarak galibiyet ve turu aşm...
Gökhan TÜRE
Duştan gelen yenilgi!
Efes Pilsen'i, Avrupa kupalarında fırtınalar ...
Nilay YILMAZ
Şampiyonluğun sırrı!
"Her günün belirli saatlerini, yılın belirli ...



© 2006 Milliyet