Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Şubat 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
TEV, Sezer, Erdoğan ve Emel Sayın


Türk Eğitim Vakfı TEV'in 40. kuruluş yıldönümü önceki gece "görkemli" bir şekilde kutlandı. Cumhurbaşkanı Sezer'in de katıldığı 40. Yıl Balosu, TEV'in farklı bir yüzünü ortaya koydu. Vehbi Bey'den bu yana çok şeylerin değiştiğinin işaretlerini verdi.
TEV, her yönüyle Türkiye'nin en saygın sivil toplum örgütlerinden biri. Bunu, 40 yılda, en az 40 kez ispatladı. Eminim ki bundan sonra da bu saygın konumunu sürdürmeye devam edecek.
Vehbi Bey ve arkadaşlarının bundan 40 yıl önceki ruh haliyle, 40. Yıl Balosu'na katılanların ruh hali birbiriyle ne kadar örtüştü bilemiyorum. Ama eğitimi önemseyenler kervanına yeni isimlerin katılması sevindirici.
TEV, böylesi toplantılarında, TEV'i TEV yapan hayırseverlerini ve bursiyerlerini vitrine çıkarmaktan çekinmelidir. Keşke her masada bir TEV hayırseveri ve bir TEV öğrencisi de olsaydı. Onlardan biri de kürsüye çıkıp TEV'i anlatsaydı.
Cumhurbaşkanı Sezer'den, giderayak, eğitim adına daha çarpıcı bir konuşma bekliyordum. Hayal kırıklığına uğradım. Daha önceki mutat konuşmalarından biriydi. Her koltuğun 1000 YTL'ye satıldığı gecede 750 bin YTL toplanmış. Yüzlerce öğrenciye burs. Ne güzel!..
TEV'i izlemeye devam edin. O sizin vakfınız. Bağış yaparken de, burs ararken de, o, hâlâ en doğru adres. Bugüne kadar sizlerin katkılarıyla 150 bin öğrenciye burs verdi. Gelin bu rakamı, bu yıl 200 bine çıkaralım...

YÖK'e fırça
Başbakan Erdoğan'ın en iyi bildiği şey, fırça çekmek. YÖK, önceki gün yine hedef tahtasındaydı. Belli ki araları hâlâ düzelmemiş. Aksine aradaki buzlar daha da kalınlaşmış.
Sayın Erdoğan, cumhurbaşkanı olması halinde, diğer konularda ne yapar bilmiyorum ama YÖK ile olan diyaloğunu bu şekilde sürdürmeye devam ederse, devletin en tepe iki kurumu arasında ciddi rahatsızlıkların yaşanacağı kesin.
Erdoğan diyor ki: "Ülkemizde öyle bir YÖK anlayışı var ki, bilime sınır getirmiştir. Tıp fakülteleri açmayız diyor. Ne demek açmayız? Açacaksın. Senin görevin bu..."
Ve daha bakın neler söylüyor:
"Şimdi 10 ilde üniversite kuracağız, gönderdik YÖK'e. Hâlâ yorumunu yapıp göndermedi. 10 tane il. Ne olacak? 81 ilimizde de üniversite olsun. Biz kaybetmeyiz, kazanırız. Efendim 'Öğretim üyesi yok' diyorlar. Öğretim üyesini kim yetiştirecek, ben mi yetiştireceğim? Sen yetiştireceksin kardeşim. Ama insanların beyinlerini okumaya kalkarsan, bu ülkede öğretim üyesi çıkmaz. Şu anda bu 10 il bekliyor, YÖK hâlâ oyalıyor. Halbuki gönderse bunu hemen çıkaracağız."
Sayın Başbakan'a gerekli cevabı YÖK herhalde verecektir. Ama okul ile üniversite arasındaki farkı, birileri sayın cumhurbaşkanı adaylarına çok iyi anlatmalıdır...

Emel Sayın farkı
Genç Bakış'ın bu haftaki konuğu Emel Sayın'dı. 40 yıldır sahnede. Sesi, güzelliği ve zarifliği kadar mütevazılığıyla da gönüllerde taht kurmuş. Buna dün bir kez daha şahit olduk. Yeditepe'de gerçekleşen program, Türk Sanat Müziği öldü, hele hele gençler hiç dinlemez diyenlere, ders verir nitelikteydi. Üç parça söyleyecekti, 20 eser seslendirdi. Ve hemen hepsine de öğrenciler eşlik etti.
18 yaşında sahneye çıkmış, 20 yaşında assolist olmuş, şu anda 60 yaşında. Kendisiyle barışık. Her yaşın güzelliğini doyasıya yaşamış, bundan sonra da yaşamak istiyor. Pişmanlıklarını da, özlemlerini de açık yüreklilikle paylaştı. Eşine kızdığı için çocuk yapmama kararı aldığını ve bunun ne kadar büyük bir hata olduğunu vurguladı, yağmur için "Yağdır Mevlam Su" ile dua etti.
Mesut Yılmaz'dan siyaset için teklif aldığını, Evren'le olan diyaloglarının aile çerçevesinde ve hep resmi düzeyde olduğunu söyledi. Ama en ilginç olanı, heyecanıydı. 40 yıldır hiç inmediği sahneye ve öğrencilerin karşısına çıkarken, yüreği de kendi de tir tir titriyordu. Heyecanlı, duygusal ve bir o kadar da verici. Sesi kısılma pahasına hiçbir isteği geri çevirmedi...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Bir damla su
TÜRKİYE su zengini bir ülke değil. Ülkemizde ...
Çetin ALTAN
Gülibrişimler, delikanlı çınar ve sakız ağaçlarıyla serçeler
Arka planda yayılıp gitmiş masmavi bir deniz,...
Melih AŞIK
Umut kimlerde!
Başbakan Erdoğan'ın geçen haftaki, "Kuzey Ira...
Fikret BİLA
Kanıtlar MGK'ya
Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) bugün yapılac...
Hasan CEMAL
İçime fenalık basıyor!
Evet, 301 Türkiye'nin bir an önce kurtulması ...
Güneri CIVAOĞLU
Ayrılan yollar
DTP Diyarbakır İl Başkanı İbrahim Aydoğdu'nun...
Abbas GÜÇLÜ
TEV, Sezer, Erdoğan ve Emel Sayın
Türk Eğitim Vakfı TEV'in 40. kuruluş yıldönüm...
Hurşit GÜNEŞ
Ya turizm de elden giderse!
1984 yılında Türkiye'nin turizm geliri 584 mi...
Sami KOHEN
Gene mi İran krizi?
BM Güvenlik Konseyi'nin İran'a, nükleer progr...
Metin MÜNİR
Türkiye atom mollaya karşı
Ben kendi hesabıma, nükleer tesisleri Amerika...
Faik ÖZTRAK
Kamu borcunu hafife almak
Hazine Müsteşarlığı bu yılın ocak ayı sonu me...
Hasan PULUR
Temeli adalet olan mülk burası mı?
ADALET Bakanı Cemil Çiçek "Vatandaşın gündemi...
Derya SAZAK
Zeytinburnu faciası
7.5 şiddetinde bir depremin İstanbul'da 50 bi...
Meral TAMER
Yabancı sermayenin Türk yöneticileri
Yabancı Sermaye Derneği YASED'in Finans Dünya...
Ece TEMELKURAN
Allah saklasın!
Zeytinburnu'nda bir bina durup dururken yıkıl...
Güngör URAS
Konut satışını yasa değil düşük faiz patlatacak
Parası olan için de parası olmayan için de ko...
Serpil YILMAZ
Ayşe Teyze de Hilton'da 5 çayı içecek
Geçen yılın şubat ayında İngiltere merkezli H...
M. Ali BİRAND
Türkiye'de garip şeyler oluyor (!)
Bu yazının altından nasıl çıkacağımı bilemiyo...

© 2006 Milliyet