|
TEV, Sezer, Erdoğan ve Emel Sayın
Türk Eğitim Vakfı TEV'in 40. kuruluş yıldönümü önceki gece "görkemli" bir şekilde kutlandı. Cumhurbaşkanı Sezer'in de katıldığı 40. Yıl Balosu, TEV'in farklı bir yüzünü ortaya koydu. Vehbi Bey'den bu yana çok şeylerin değiştiğinin işaretlerini verdi.
TEV, her yönüyle Türkiye'nin en saygın sivil toplum örgütlerinden biri. Bunu, 40 yılda, en az 40 kez ispatladı. Eminim ki bundan sonra da bu saygın konumunu sürdürmeye devam edecek.
Vehbi Bey ve arkadaşlarının bundan 40 yıl önceki ruh haliyle, 40. Yıl Balosu'na katılanların ruh hali birbiriyle ne kadar örtüştü bilemiyorum. Ama eğitimi önemseyenler kervanına yeni isimlerin katılması sevindirici.
TEV, böylesi toplantılarında, TEV'i TEV yapan hayırseverlerini ve bursiyerlerini vitrine çıkarmaktan çekinmelidir. Keşke her masada bir TEV hayırseveri ve bir TEV öğrencisi de olsaydı. Onlardan biri de kürsüye çıkıp TEV'i anlatsaydı.
Cumhurbaşkanı Sezer'den, giderayak, eğitim adına daha çarpıcı bir konuşma bekliyordum. Hayal kırıklığına uğradım. Daha önceki mutat konuşmalarından biriydi. Her koltuğun 1000 YTL'ye satıldığı gecede 750 bin YTL toplanmış. Yüzlerce öğrenciye burs. Ne güzel!..
TEV'i izlemeye devam edin. O sizin vakfınız. Bağış yaparken de, burs ararken de, o, hâlâ en doğru adres. Bugüne kadar sizlerin katkılarıyla 150 bin öğrenciye burs verdi. Gelin bu rakamı, bu yıl 200 bine çıkaralım...
YÖK'e fırça
Başbakan Erdoğan'ın en iyi bildiği şey, fırça çekmek. YÖK, önceki gün yine hedef tahtasındaydı. Belli ki araları hâlâ düzelmemiş. Aksine aradaki buzlar daha da kalınlaşmış.
Sayın Erdoğan, cumhurbaşkanı olması halinde, diğer konularda ne yapar bilmiyorum ama YÖK ile olan diyaloğunu bu şekilde sürdürmeye devam ederse, devletin en tepe iki kurumu arasında ciddi rahatsızlıkların yaşanacağı kesin.
Erdoğan diyor ki: "Ülkemizde öyle bir YÖK anlayışı var ki, bilime sınır getirmiştir. Tıp fakülteleri açmayız diyor. Ne demek açmayız? Açacaksın. Senin görevin bu..."
Ve daha bakın neler söylüyor:
"Şimdi 10 ilde üniversite kuracağız, gönderdik YÖK'e. Hâlâ yorumunu yapıp göndermedi. 10 tane il. Ne olacak? 81 ilimizde de üniversite olsun. Biz kaybetmeyiz, kazanırız. Efendim 'Öğretim üyesi yok' diyorlar. Öğretim üyesini kim yetiştirecek, ben mi yetiştireceğim? Sen yetiştireceksin kardeşim. Ama insanların beyinlerini okumaya kalkarsan, bu ülkede öğretim üyesi çıkmaz. Şu anda bu 10 il bekliyor, YÖK hâlâ oyalıyor. Halbuki gönderse bunu hemen çıkaracağız."
Sayın Başbakan'a gerekli cevabı YÖK herhalde verecektir. Ama okul ile üniversite arasındaki farkı, birileri sayın cumhurbaşkanı adaylarına çok iyi anlatmalıdır...
Emel Sayın farkı
Genç Bakış'ın bu haftaki konuğu Emel Sayın'dı. 40 yıldır sahnede. Sesi, güzelliği ve zarifliği kadar mütevazılığıyla da gönüllerde taht kurmuş. Buna dün bir kez daha şahit olduk. Yeditepe'de gerçekleşen program, Türk Sanat Müziği öldü, hele hele gençler hiç dinlemez diyenlere, ders verir nitelikteydi. Üç parça söyleyecekti, 20 eser seslendirdi. Ve hemen hepsine de öğrenciler eşlik etti.
18 yaşında sahneye çıkmış, 20 yaşında assolist olmuş, şu anda 60 yaşında. Kendisiyle barışık. Her yaşın güzelliğini doyasıya yaşamış, bundan sonra da yaşamak istiyor. Pişmanlıklarını da, özlemlerini de açık yüreklilikle paylaştı. Eşine kızdığı için çocuk yapmama kararı aldığını ve bunun ne kadar büyük bir hata olduğunu vurguladı, yağmur için "Yağdır Mevlam Su" ile dua etti.
Mesut Yılmaz'dan siyaset için teklif aldığını, Evren'le olan diyaloglarının aile çerçevesinde ve hep resmi düzeyde olduğunu söyledi. Ama en ilginç olanı, heyecanıydı. 40 yıldır hiç inmediği sahneye ve öğrencilerin karşısına çıkarken, yüreği de kendi de tir tir titriyordu. Heyecanlı, duygusal ve bir o kadar da verici. Sesi kısılma pahasına hiçbir isteği geri çevirmedi...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|