|
 |
|
|
Hayal tamam da, parti hangisi?
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
''Nasıl bir Türkiye?'' sorusu kasımdaki seçime kadar hep karşımıza çıkacak demiştik. Bu soruya verilecek cevaplar kişiden kişiye farklılık gösterecektir mutlaka. Ama ''Bugünkünden farklı bir Türkiye'' cevabında çoğunluk mutabıktır herhalde. ''Farklı ama nasıl?'' diye sormak gerek soruyu o zaman.
Geçen iki haftaki yazılarda dünyayı ve bölgeyi iyi okuyan, gerekli adımları zamanında ve cesaretle atan, dışarıda da içeride de özgüven sergileyen akıllı, akılcı bir Türkiye hayalimizi açmaya çalışmıştık. Dünyanın ekonomik olarak iyi gitmesinin bizim de enflasyonu hafifletmemizin her türlü reform için uygun ortam yaratacağını iddia etmiştik. Bu hafta, demek istediğimizi biraz daha netleştirelim.
* * *
Eğitimle başlıyor her şey. Aklın hakimiyeti eğitime dayanıyor. Bilgi çağıdayız madem, hakkını vermemiz gerek. Bunun dersaneler üzerinden sağlanamayacağı gayet açık. Hem okula hem dersaneye gidiliyor, sonra da eğitim yetersiz bulunuyor. Büyük kaynak israfı.
Dünyadaki hızlı değişimi yakalayan bir eğitim sistemi üzerinde çalışmaya başlamak, gençleri dersane kıskacından kurtaracak adımları atmak, onları çağın dili teknolojiyle buluşturacak ortamı yaratmak konusunda geç bile kaldık. 50-60 milyon dolar günlük faiz gideri ödeyebilecek kadar cömert olan bir ülkenin nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan ve eğitime, spora, kültüre, işe, hayallere, ümide aç gençleri için gerçekleştirebileceği projeleri olmalı. Hem akli hem ruhi zenginlik için.
* * *
Ülkenin geleceğini küresel ayazda kendi haline korumasız bırakmak büyük yanlış olur zira. Okumayan, düşünmeyen, konuşmayan, üretmeyen, önyargılı, kendini çaresiz hisseden gençler onun bunun oyuncağı oluyor sonra. Kimi pop kültürün kimi o kültüre duyulan tepkinin militanı haline geliveriyor. Akıl tutulmalarının faturası ağır oluyor sonra.
Her şeyden önce, en basit ifadeyle, gençler daha az sigara içmeli, daha çok spor yapmalı. Sağlık mutluluğun en önemli şartlarından biriyse. Sigara nicedir sözü edilen dış tehditlere denk bir iç tehdit haline geldi artık. Öyle bir siyasi olamlı ki bu ülkede sigaracılar yaka silkmeli. O irade spor burslarıyla sporu da teşvik etmeli. Ama nerde?
* * *
Bir başka iç tehdit de hukuksuzluk bu ülkede. Geç kalan, adaleti tam tartamayan, herkese aynı şekilde adil olmayan, af çıkarmaya meraklı, vatandaşına güven vermekten uzak, caydırıcı da olamayan bir hukuk pratiği.
Siyasilerle kanunları çiğneyeneler arasında tuhaf bir al gülüm ve gülüm geleneği. Siyasi partiler ve seçim kanunu yıllardır herkesin şikayet konusu. Yapılan bir şey var mı?
En acısı da bu hukuksuzluğun bir hukuk biçimi olarak giderek yerleşiyor olması. Adalet dağıtmaya kalkışan, yapılanların doğallaşması. Hrant Dink cinayeti arkasından gelen deprem davalarındaki zaman aşımı bu konudaki en son bomba oldu.
Reform değil devrim gerekiyor artık. Maddelerdeki değişklikler de yetmez, anlayışta devrim gerek. Bu ülkede suçlu tespit edilir ve gerekli cezayı alır diyebilmeliyiz.
* * *
Adaletsizlik vergi gibi çok hassas bir alana da yansmış durumda ve devlete duyulan güveni tehdit ediyor. İmar mevzuatı da hukuksuzluğun başka bir gösteri alanı. Hem vergiyi tabana yayacak hem de imar konusunda çevreyi, kentleşmeyi gerçekçi biçimde yorumlayacak bir siyasi irade en büyük hizmeti etmiş olacaktır bu ülkeye.
Hukukun üstünlüğünü lafta bırakmayan, hukuk dışı güçlerle mücadele eden, gençleri öncelik alan ve gençlerine sahip çıkan, çağdaş eğitim standartlarını yakalamış bir Türkiye hayal ediyoruz da, işin garibi bütün bu hayalleri kovalayacağına inandığınız bir siyasi parti de bulmak kolay değil!
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|