|
 |
|
|
Spora haram bulaştı
Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin geçen hafta Balıkesir'e gider. Ziyaretin amacı Olimpiyat dördüncüsü maratoncu İsmail Akçay'ın adının verileceği atletizm pistinin temelini atmaktır.
Bu sırada Belediye başkanı Sabri Uğur ile aralarında ilginç bir diyalog geçer.
AKP'li başkan İddaa oyununa karşı olduğunu söyler.
Uğur, herhalde İddaa'nın kumar, buradan gelecek paranın haram olduğunu düşüncesindedir.
Ancak Bakan Şahin kendisiyle aynı görüşte değildir.
Uğur'a döner ve;
"Bugün temelini atacağımız atletizm pisti için 1 milyon 588 bin YTL para gönderdik. O para nereden geldi biliyor musunuz? Spor-Toto'dan geldi. İddaa oyunundan aktarılan paradan... Böyle bir şey olmasaydı bizim size para göndermemiz mümkün değildi. Ve bu temeli atacak durumda değildik" der.
Belediye başkanı susar, önüne bakar.
Öyle ya, bir düşünün;
Şu haram dediğiniz İddaa oynanmasa, günah dediğiniz içki tezgahlardan indirilse, milyarlarca YTL vergi gelirini başka hangi yollardan elde edebilirsiniz?
Hangi parayla temel atar, yarım bırakılmış onca spor tesisi nasıl tamamlayabilirdiniz?
Değil mi sayın belediye başkanı?
Zico'yu eleştirirken
Fenerbahçe'nin yüzüncü yılındaki en önemli hedeflerinden birine dramatik vedasını kaleci Volkan'ın yediği gollerdeki hatası ya da Zico'nun teknik direktörlük yetersizliğine bağlıyorsanız, öncelikle sorgulamanız gereken böyle önemli bir sezon öncesi yanlış tercihler kullanan yönetim olmalıdır.
Daum ile yolların ayrılmasının kesinleştiği günden itibaren yeni teknik direktör konusunda Aziz Yıldırım hariç tüm Fenerbahçeli yöneticilerin papatya falı açtığını dönemi anımsayın.
Temeller 2006'da atıldı
Bugün yaşanan hayal kırıklığının temelleri 2006 yılının Haziran ayındaki belirsizlik sürecinde atılmıştı.
Üç kulvarda mücadele edip hepsinde şampiyonluk hedeflemek, öncelikle kariyer sahibi deneyimli bir teknik adam ve alternatifi bol bir kadroyla gerçekleşebilirdi.
Fenerbahçe'nin bu yeterliliklere sahip olup olmadığını, değilse nedenlerini irdelemek, iki infazla gerçek sorumluları gözardı etme yanılgısını da engelleyebilir.
UEFA Kupası, en azından gelecek bir sonraki denemeye dek rüyaya dönüştüyse eksilen bu hedefin sorumluları sadece hatalarından ders çıkarmayan Volkan ve AZ Alkmaar sınavında olduğu gibi oyunu okuyamama beceriksizliği gösteren Zico değildir.
Gol pozisyonları öncesindeki ve içindeki oyuncular da yanlışlar zincirinin halkaları arasındadır.
Fenerbahçe taraftarına sorun.
Bu sezon takımlarının kaç maçından keyifle ayrılmışlar ya da kaç maçını kaybetme endişesi taşımadan izlemişler.
Direksiyona nasıl oturdu?
Süper ligdeki 7 puan farkın kapanabileceği kaygısını taşıyanlar azınlıkta mıdır?
Bu soruların uzun yanıtları içinde hep Brezilyalı teknik adamın adı geçiyorsa, suçlu ve sorumlular onu tercih edenlerdir.
Yoksa Zico, teknik direktörlük kapasitesini zorlayan hedeflere sahip bir takımda direksiyona nasıl oturabilirdi acaba?
Bu arada Volkan'ı günah keçisi yapanlar, onun kalan iki hedefin en önemli aktörü olacağını unutmasın.
Yunanistan ve Norveç milli maçları cabası.
Eleştiri farklı, hakaret boyutunda yermek ayrı!
FENERBAHÇE'YE GALATASARAYLI KORUMA
Fenerbahçe'yi AZ Alkmaar deplasmanında korumak için görevlendirilen 5 güvenlik görevlisinden üçünün Galatasaraylı olduğunu biliyor muydunuz?
Emniyet Genel müdür yardımcısı Emin Arslan'ın koruması iki polis memuru ve ekip sorumlusu Daire başkanı Ahmet Zeki Gürkan'ın ezeli rekabetin sarı-kırmızılı tarafında yer almaları, elbette görevlerini en iyi şekilde yapmalarını engellemedi.
Üstelik bize ulaşan bilgiler her üç Galatasaraylı'nın da Perşembe akşamı o stattan büyük üzüntü içinde ayrıldıkları yolundaydı.
Ulusal düzeydeki maçlarda bile düşmanca duygularından arınamayanlara duyurulur.
Deda yalnız kaldı
Merkez Hakem Kurulu başkanı Mustafa Çulcu hiç kızmasın.
Türkiye Faal Futbol Hakemleri Derneği başkanı sevgili Selçuk Dereli de öyle.
Hasan Şaş'ın Gaziantepspor maçı sonrası Cem Deda hakkında sarf ettiği sözlere ne ilginçtir ki MHK ve hakem derneği en ufak bir tepki göstermezken, onu savunmak medyaya düştü.
Uğur Meleke dün Milliyet Taktik'deki köşesinde konuya farklı bir açıdan yaklaştı ve "Cem Deda aynı sözleri Hasan Şaş için söylese, Hasan futbolu bilmiyor dese ne olurdu?" diye sordu.
Hasan'ın futbolun yitip giden değerlerine vurduğu bu darbenin ceza almaması Futbol Federasyonu ve ilgili kurallarının ayıbı.
Asıl üzücü konu, sırf bir büyük kulüpte, Galatasaray'da forma giydiği için Hasan Şaş'ın küçük düşürücü suçlamalarına muhattap olan Cem Deda'ya MHK Başkanı ve TFFHG derneğinin sahip çıkmaması, sessiz kalması. Deda'yı herhangi bir Anadolu takımının futbolcusu aynı dille aşağılamaya kalksa, sözünü ettiğimiz kişi ve kurumlar benzer duyarsızlığı sergiler miydi dersiniz?
Yanıt "evet" ise o zaman başta MHK olmak üzere herkes pozisyonunu gözden geçirsin derim.
Yanıt "hayır" ise, durum çok daha vahim ve ayıp üzeri örtülemez kadar büyümüş demektir?
Damlaya damlaya göl oldu!..
İki hafta önce bu köşede Malatya Valiliği tarafından Malatyaspor için başlatılan yardım kampanyasından söz etmiştik.
Bir de sarı-kırmızılı kulübün acil ihtiyaçlarının karşılaşması için İl Proje Kurulu kararı ile "91 Bin Dev Öğrenci Kampanyasından" 100 bin YTL'nin ödünç olarak alındığını yazmıştık.
Endişemiz, 28 Şubat'ta sona erecek kampanyada yeterli miktarda paranın toplanamamasıydı. Öyle ya, bir haftada 4 bin YTL ve 20 Euro biriken hesaplarda ay sonuna kadar 100 bin YTL'lik rakama ulaşılması olanaksız gibi gelmişti bize.
Önceki gün Malatya Valiliği bir açıklama yaptı.
"91 Bin Dev Öğrenci Kampanyasından" ödünç alınan para Çarşamba günü itibarıyla adresine aktarılmıştı.
Bu para gerçekten Malatyaspor'a gönül verenlerin katkısıyla mı toplandı, yoksa başka bir kaynak mı kullanıldı bilmiyoruz.
Vali Halil İbrahim Daşöz verdiği sözü yerine getirdiğine göre sorun kalmadı.
En önemlisi, çocukların yarınları adına sürdürülen eğitim kampanyasıyla bir futbol kulübünü kurtarma çılgınlığı, rezalete dönüşmeden sona erdi.
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|