|
 |
|
|
Başbakan, Teziç, üniversiteler ve yargı
Ankara'da çok ilginç gelişmeler yaşanıyor. Başbakan Erdoğan'ın YÖK'ü salvo ateşine tutmasından sonra, dün de YÖK Başkanı Teziç, Erdoğan'ı, hükümeti ve TÜBİTAK'ı eleştiri bombardımanına tuttu. Bu arada YÖK ile Ankara Üniversitesi arasındaki hukuk savaşı da yeni bir boyut kazandı. YÖK, "yargı kararına rağmen, seçimde en yüksek oyu alan eski dekan yerine farklı bir ismi atayınca" ortalık toz duman oldu. Ankara Üniversitesi, YÖK'ü yargı kararına uymamakla itham etti. Aynı dakikalarda, YÖK Başkanı da TÜBİTAK Başkanı'nın yasalara aykırı olarak koltuğunu işgal ettiği gerekçesiyle Başbakan Erdoğan'ı eleştiri yağmuruna tutuyordu.
Üniversite, YÖK, TÜBİTAK, MEB ve hükümet çokgeninde gelişmeleri yakından izleyenlerin kafaları karmakarışık. Hemen herkesin birbirini suçladığı ve yasaları ihlal etmekle itham ettiği bir ortamda haklı ile haksızı ayırt etmek hiç de kolay olmuyor.
Devlet kurumları, üniversiteler ve iktidar, sanki futbol takımları gibi saflara ayrıldı. İlgili taraflar, biz haklıyız deyip başka bir şey demiyor. Mantık süzgeci çoktan yok olmuş. Tribündeki taraftarlar gibi tek hedefleri var bu mücadeleden galip ayrılmak. Gerisi hiç umurlarında değil.
Peki bu kavram karışıklığının, güven erozyonunun, karşılıklı suçlamaların kime ne yararı var? Üniversitelere mi, iktidara mı, YÖK'e mi, TÜBİTAK'a mı yoksa ülkemize mi? Hiç kimseye.
Tüm bu kurumlar, devletin en tepe kurumları ve hepsi de hızla halkın gözünde tükeniyor. Oysa her birinin kol kola girip enerjilerini gelecek için harcamaları gerekmez miydi?..
Teziç ne dedi?
Başbakan Erdoğan'ın YÖK'e yönelik eleştirilerine dün bu köşe de yer vermiştik. Cevap hakkı doğdu. Söz bugün YÖK Başkanı Teziç'te. İşte dünkü uzunca konuşmasından bazı satırbaşları:
Başbakan diyor ki bilime sınır koymuyoruz ama YÖK bilimi sınırlıyor. Bilim sözcüğünden ne anlıyoruz, önce onu ortaya koymak gerekiyor. Başbakan yeni üniversite açın diyor ama yeni kadro vermiyor. Olan kadroları kullandırmıyor. Ancak yargı kararıyla kullanabildik. Bize bilim adamı yetiştirmiyorsun diyenlere verilecek cevap bu. 15 yeni üniversite kuruldu. Bu yeni üniversiteler geçen marttan beri yasal süreci içinde çok büyük sorunlar taşıyarak kuruldu. Yeni kurulan 15 yeni üniversiteye yatırım bütçesi olarak her birine verilen para miktarı 500 bin YTL'dir. Bu bir zenginleştirme midir, yoksa sınırlama mı, kısıtlama mıdır? Cevabı verilsin. Bugün Türkiye'nin bilim merkezi TÜBİTAK'ın başında bulunan şahıs bir öğretim üyesidir ancak bir mahkemenin verdiği kararla hiçbir yetki kullanamayacak konuma gelmiştir. Hukuk devletinde olduğumuz sık sık dile getirilir, bunun temel öğelerinden biri de yargı kararlarına uymaktır. Burada tek yargı kararı yok. Niye 10 üniversiteye cevap vermiyorsunuz diyor. 15 yeni üniversiteyle ilgili yaşadığımız süreçten sonra yeni 10 üniversiteye nasıl yanıt verebiliriz? Yeni üniversiteler, seçim öncesi size destek sağlayabilir ama uzun vadede kamu yararı amacıyla baktığınız zaman, sonradan düzeltilmesi, geliştirilmesi çok zor olan durumlarla karşı karşıya kalabilirsiniz Bugün kurulmuş üniversitelerin çok büyük eksiklikleri var. Bu eksiklikler dururken bunlara ilaveten 25 yeni üniversite nasıl kurulacak? Katsayılar öğrenciliğimde de vardı. Osmanlı İmparatorluğu'nun Enderun okullarında da. Bugün de olmaya devam edecek. Bilim alanına gelince, Türkiye bilimsel yayın sıralamasında hayli mesafe aldı. Bu nakarata cevap vermekten yorulmadım. Biz kimsenin beynini okumuyoruz. Pek çok fakülte kuruluş aşamasında bekliyor. Önce bunlara bakılsın. Kimin engelleyip engellemediği ortaya çıkar. İki sene önce 100 bin doktoru istihdam edemeyiz diyenler bugün eksiklikten bahsediyorlar.
Özetin özeti: Bu tartışmalar daha çok su kaldırır...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|
|

|