|
Akıl da oyunu bozar...
NE güzel laftır; "Bir bardak suda fırtına koparmak" derler.
Bir işi haddinden fazla büyütmek ya da ilk defa oluyormuş gibi feveran etmek...
Şimdi de böyle bir fırtına koptu, Başbakan Tayyip Erdoğan, Kuzey Irak'taki Kürt liderlerle faydası olursa görüşebileceğini söyleyince, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt Amerika'dan cevabını yetiştirdi.
"Kim isterse konuşsun, ben PKK'ya yardım edenlerle konuşmam!"
* * *
OLDU mu Paşam, oysa kim bilir her şey ne güzel hazırlanmıştı, adamlar Türkiye'ye gelecek, kim bilir neler konuşulacak, nasıl ağırlanacaklardı.
Hem ne var bu işi bu kadar büyütmenin, sanki ilk defa oluyor.
Turgut Özal'ın "kırmızı pasaport" verdiği, Çankaya yollarında kırmızı halılar döşettiği aşiret reisleri bunlar değil miydi?
Şimdi Irak Cumhurbaşkanı olan Talabani'ye, "Git senin deli oğlana söyle, benim planlarımı bozmasın!" diye Abdullah Öcalan'a haber uçuran Turgut Özal değil miydi?
Türk ve Kürt federasyonunu hayal edip söyleyen, sonra da "Ben federasyon kurulsun demedim, tartışılsın dedim!" diyen yine Turgut Özal değil miydi?
Eeee, bunlar unutuluyor, bunların meyvelerini toplayan Tayyip Erdoğan "Sakın yeme!" diye uyarılıyor.
Avrupalı diplomatlar buna "salam politikası" derler.
Bilirsiniz salam dilim dilim kesilir, bizim politikamız da öyle ilk dilim "federasyon"du, afiyetle yediniz, arkasından gelen dilimleri hazmedeceksiniz. Hele Çankaya koltuğunun sahibi bir değişsin de...
Hem hazım ilacı da Amerika'dan geliyorsa...
* * *
HANİ bir "kırmızı çizgilerimiz" vardı, Irak'ın bütünlüğüne dokunanın yedi ceddini pişman ederdik?..
Bizim Erzurumlu aday olmuş, çıkmış kürsüye atıp tutuyor, "Birinci Cihan Savaşı'nda Rus paşası bene dedi ki!" diye...
Hasene Hanım dayanamamış:
"Ola Rus paşasını senin anan görmedi, daha doğmamıştı!"
Aday eğilmiş:
"Nutuhtur bibim, nutuhtur, böyle söylenir!"
O bizim kırmızı çizgiler de "Nutuhtur, nutuh!", boş laftır.
* * *
NEREDEN nereye geldik? Baksanıza, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir siyasi partisi, "Demokratik Toplum Partisi" DTP Diyarbakır İl Başkanı Hilmi Aydoğdu açıkça meydan okuyor; bizim bir de "Türkmen davamız" var ya, Kerküklü Türkmenleri koruyacağız...
Sıkıysa koruyun bakalım, adam "Haddin kadar konuş!" diyor:
"Kerkük'e yapılan saldırıyı, Diyarbakır'a yapılmış saldırı kabul ederiz" diyor.
Hadi bakalım size bir "kırmızı çizgi" daha...
* * *
YAZIYA bir deyimle başladık, bir başka deyimle bitirelim...
"Pişmiş aşa soğuk su katmayın!" derler.
Bazılarına göre, Genelkurmay Başkanımızın Amerika'daki konuşmaları, tepkileri de sanki pişmiş aşa soğuk su katar gibi...
Yok ülkenin bütünlüğüymüş, yok teröristin kimlerle düşüp kalktığıymış, bunların görüntülerini ortaya çıkarıp "İşte sizin görüşeceğiniz adamların şeceresi!" diye göstermekmiş...
Öyle ya, Paşa'ya ne bunlardan?!
Onun işi, "Sağa dön, sola dön, ileri marş!" diye talim yaptırmak değil mi?
Bakın, CHP'li Onur Öymen'i dinleyin de biraz uyanın:
"Hükümetin, Amerikalıların telkiniyle Kuzey Iraklı liderlerle görüşme önerisini kabul ettiği anlaşıldı ve tam o sırada Genelkurmay Başkanı'nın, Kürt liderlerin PKK'yı silah ve patlayıcıyla desteklediğini söylemesi oyunu bozdu."
Eeee, her zaman zar oyunu bozmaz, akıl da oyunu bozar.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|