Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gülben Ergen'in evliliği nereye gidiyor?

Bak Gülben, tamam, bu ilk çocuğun, görmemişin çocuğu oldu ama ben sana bu evliliğin gidişinin ne tarafa olduğunu yazıvereyim...


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Göbek bağını Atatürk'e benzesin diye Anıtkabir'e gömmeler, iki bebek bezi reklamı için 500 bin dolar alma muhabbetleri... Gülben Ergen ve kocacığının yaratıcılık sıkıntısı çektikleri söylenemez ama millete bir hayrı dokunsun amaçlı reklam fikri isterlerse diye "bedava" bir-iki teklifte bulunmak için üşenmedim yazdım. Böylece millete "göbek bağını şuraya-buraya gömün" ya da "akupunkturla doğum yapın" modasından başka şeyler de sunarak hizmette abukluk yapmazlar. Bebekten para kazanıyorlar diye kimsenin gözüne de batmazlar:
1- Bebek erkek ya, bir erkek dergisinde Mustafa Erdoğan ve oğlunun mümkünse çıplak "baba-oğul" fotoğrafları, evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya korkan erkekler için teşhir edilerek bir sosyal hizmet projesi olarak kadınlara hizmet edebilir. "Ayy, ne güzel şey baba olmak!" tarzı sloganlar eşliğinde...
2- Bebeğin eline bir tokmak verilerek "Daha bu yaşta davul çalıyor!" diyerek "korsana hayır" kampanyasına maskot da ilan edilebilir.
3- Ya da bebekle birlikte çekilmiş "anne, baba ve bebek" pozlarından billboard'lar hazırlanıp "Bir çocuğun hem anneye hem de babaya ihtiyacı vardır" diye "boşanmaları vicdanen engelleme kampanyası" başlatılabilir.
4- Ya da çocukla oynamak yerine, oyun arkadaşı olsun diye ona bir kardeş de yapılabilir. Bu da sosyal bir hizmet ne de olsa, insanları bebekli projelerle boğmamak için...

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Bak Gülben, yazmaktan ve söylemekten elimizde dilimizde tüy bitti! Tamam, bu ilk çocuğun, görmemişin çocuğu oldu ama ben sana bu evliliğin gidişinin ne tarafa olduğunu bir daha yazıvereyim...
Şimdi, okuduğum şeyler doğruysa, kocacığın Antalya'da işi gücü için fazla zaman geçirecek ya. Sen de git onun dizinin dibinde şarkını söyle... Orası bayramlarda seyranlarda tam bir şarkıcı pazarı. Yok "yapmam" dersen, "Kariyerim var, nasıl bırakırım" falan diye lay lay lom kariyeri bahane edersen, bir zamanlar pek moda olan "Ferrari'sini Satan Bilge" miydi neydi o kitabı biri özetlesin sana, okuyup yorulma yani... Hani o kariyer dediğin de; birincisi güzel şarkı söylediğini ben düşünmüyorum, ikincisi; program yapmak desen, son projen de battı biliyorsun...
Geride sadece sahici bir ailesi kalıyor insanın. O da kocasını seven kadın için... Bilmem anlatabildim mi? Sizin evliliğiniz bu gidişle nanay!

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Gülben Ergen'in bebeğinin göbek bağını Anıtkabir yakınına gömmesi, Mehmet Ali Erbil'in bebeğininkini Harvard'a atması meselesine en güzel noktayı bence "Canlı Canlı" magazin programı koydu... Aynen şöyle bir netlikte: "Millet,
-Allah korusun- ilerde bu bebeciklerin başına bir şey gelirse diye kök hücre için bankalar oluşturuyor, bunlar hâlâ Ay'a yaya gidiş yolu arıyor!"
İyi oyunlar herkese...

Kılavuz Karga Oyunu!

Çocuk: Anne ben büyüyünce artist mi olcam?
Anne: Yok çocuum, artist olan benim. Ne yazık ki sen ünlü annenin problemli çocuğu olucan...
* * *
Çocuk: Baba benim göbek bağımı neden Anıtkabir'e gömdünüz?
Baba: Öyle icap etti, sen anlamazsın, var bir bildiğimiz...

Erkek Köşesi!

Selahattin Duman'dan "Gözü kararan erkek için özel teknikler"!
Bu defa "erkek köşesi"ni Selahattin Duman'a teslim ettim. Hakkını teslim etmek için. Vatan gazetesindeki köşesinde yeni kitabım "Aldatılan Kadının Kılavuzu"nu konu etmiş. Ama aslında kitabı bahane edip erkeklere cephane imal etmiş. Helal olsun yani! Kaçıranlar için gözden kaçmasın diye altını çizmek niyetiyle misafir ettim yazısını...
  • "Kadının elinde 'Aldatılan Kadının Kılavuzu' kitabı var. Aldatılan kadın ne yapacağını biliyor. Aldatan erkek ise ne yapacağını bilmediğinden şaşkın, o yüzden mağdur oluyor. Diyelim ki fikrinizi bozdunuz, eşinizi aldatmaya niyetlendiniz. Yapacağınız ilk şey "Yakalanma, basılma, ele güne rezil olma" ihtimallerini ortadan kaldırmaktır. Önce onun psikolojisini çökertin. Dikkatini dağıtın, uyarı sistemini işe yaramaz hale getirin.
  • Şüphe çekici hareketler yapın. Dışarıya çıkarken aptalca bahaneler uydurun ki önce kuşkulansın. Ama her seferinde o aptalca bahanenin ardından sağlam bir gerçek çıksın.
  • Sık sık eve geç gelip aynı salakça bahaneleri sergileyin. Kuşkulanıp araştırdığında o bahanelerin haklı olduğunu anlasın.
  • Gizlice telefonda konuşur gibi yapıp, eşiniz görünür görünmez cihazı kapatmak da çok işe yarar. Erkek arkadaşlarınızı organize edip, her gece yedi-sekiz cep mesajı atmalarını sağlayabilirsiniz. Kimden geldiğini onu kıvrandırana kadar söylemeyin. Ortamı sonuna kadar gerdikten sonra telefonu eline verin ki o mesajın işle veya maçla ilgili bir saçmalık olduğunu görsün. Her seferinde yanılmış olmak, haksız çıkmak, boşuna kuşkulanmış olmak onu ruhsal anlamda çökertecektir. Yorgun düşürecektir.
  • Bu tekniklerin psikolojik zararları yok mu? Elbette var. En kötü ihtimalde ise, yılgınlığa düşüp kendini salacaktır. Peşinizi bırakacaktır. Artık özgürsünüz demektir. Hayırlı olsun...

    Kılavuz Karga Oyunu!

    "Erkeklere kural koyma" oyunu!
    Hani "erkek köşesi"nde (en sağda) Selahattin Duman'ın erkeklere eğlene eğlene verdiği akılları misafir ettim ya... Boşuna değil tabii, bütün o nakaratın tek cümlelik panzehirini size verivermek içindi, yaa... İşte aldatılmaya karşı algısı altüst edilmek istenen bir kadına lazım olacak panzehir: Erkeğe kurallar koyun. Arkadaşlarla buluşmak, evde vik vik mesajlaşmak, hatta telefona el sürmek, akşam saat sekizden sonra otele gider gibi eve gelmek ve hafta sonları tek başına yani karıcığı olmadan program yapmak yassak! Siz bu listeyi yapıp adamın önüne koyun bakalım o zaman onun mu dengesi bozuluyor sizin mi! Ha, oldu da bu tavrınıza "Daha neler! Şaşırdın herhalde kendini!" gibisinden ukalaca bir yaklaşımla karşılık verecek olursa, başlayın ağlamaya, "Sen beni sevmiyorsuuuun"diye atın kendinizi yataklara... Adamın ruh hali de aynen "Tozduman"! Erkekler çocuk gibi. İlla çocukla çocuk olacaksanız terbiye kurallarını ihmal etmeyin derim...


    CUMARTESİ
    2007 model Oscar
    İnce bele kalın kemer
    Yaratıcı gençler için tasarım atölyesi kuruyor
    En moda En yeni
    ne var, ne yok
    Fatih Terim'in kravatı Türkan Şoray'ın yastığı sadece bir tık ötede
    Hollywood yıldızlarının modacısı Beyaz Butik'te
    Tez ve bez işleri





  • Melis Alphan
    Cemal Saydam
    Tuba Akyol
    İlhan Uçkan
    Süha Umar

    © 2006 Milliyet