Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ölümsüz mücevherler

Tibetliler turkuvazın insanı sarılıktan ve zehirlenmeden kurtardığına inanıyor. Bizans'ta mücevher bir prestij sembolü olarak görülüyordu


P Dünya Sanatı Dergisi 43'üncü sayısını "mücevher ve sanat"a ayırdı. Ortaçağ Akdeniz'inin İslam toplumlarındaki altın takılar ve hazine küpleri, Bizans dönemi Hıristiyan inancında yer alan gelin takıları, Tibet'in şifalı mücevherleri ve uğur getiren tılsımlı muska kutuları derginin son sayısında yer alıyor.
Bunun dışında Art Deco tasarımcısı Jakob Bengel ve onun "süttaşı" mücevherleri ile büyük markaların çağdaş tasarımları da okuyucuların beğenisine sunuluyor.

Gelin takısı bir prestij simgesiydi
Gelin takıları her çağda her toplum için önemliydi. Doğu Akdeniz ülkelerinde yedinci yüzyıldan sonra yerel süsleme adetlerinin yanı sıra altın ve gümüş işçiliği giderek gelişti. Kuyumcular öncelikli olarak gelin takıları yapmaya başladılar. Çünkü gelin takıları, ailelerin ekonomik zenginliğini ele verdiği için çok önemli bir prestij simgesiydi.
Bizans İmparatorluğu'nda da damadın müstakbel eşine hediyeler vermesi adettendi. Bazı gelin takılarının üzerinde "uyum" sözcüğünün yer alması, Bizans Hıristiyan inancında evlilikteki en önemli öğenin uyum olduğunu göstermekteydi. Yüzük, Bizans'ta da çok önemliydi. Bunun dışında kemerler, dişiliği simgeleyen ay biçimli küpeler ve mücevher kutuları da damatların en çok rağbet ettikleri armağanlardı.

Mercan kadınlara şans getirir
Elmas her ne kadar dünyanın en değerli taşı, altın ise en değerli madeni olarak bilinse de Tibetliler yarı değerli taşları değerli taşlara göre daha çok seviyorlardı. Turkuvazın mavisi, kehribarın sarısı, mercanın kırmızısı, incinin ışıltısı onlara elmasın ve altının ışıltısından daha çekici geliyordu. Çünkü bu taşların koruyucu özelliğe sahip olduklarına inanılırdı. Örneğin turkuvazın insanı sarılıktan ve zehirlenmeden kurtardığı ya da mercanın kadınlara sağlık ve şans verdiği düşünülürdü.


PAZAR
"Beni sokmaya çalıştıkları delikten çıkıp buraya geldim"
Bir yarışma binlerce amatörü buz pistine çıkardı
Ayakkabıdan sanat eseri
80 günde devr-i Pasifik
Biz de dünyayı ele geçirmek istiyoruz!
Evdeki iktidarın sembolü
Ölümsüz mücevherler
Gösterideki 350 kostümün tasarımcısı
Oscar'ın favorisi tartışmasız "Babil"!
Manisa ve Merkez Efendi
İyi, kötü ve kraliçe
New York'un uyurgezerleri
Bir hukuk meşalesi
Balıklara öneriler
Adı Yemen'dir (2)
Mucizevi bir meyve: Ananas
Ölmezse yaşadı...
Van'da hayatın ritmi farklı
Yarım yamalak bilgilerimiz
Şiraz "rezerv" oldu





Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet