|
 |
|
|
Günlük olaylar
Çocukluğumuzda tekrar eden haberleri medya günlük olaylar diye naklederdi. Şimdi de öyle oldu. Tribünlerdeki ve sahadaki kavgalar günlük olaylar haline geldi, bütün vahşi ve medeni dünyada. Çünkü futbol günümüzde toplumsal alanda sosyo - ekonomik oluşumların önüne geçti. Kimse artık borsayı, iklim değişikliğini, Irak'ı takmıyor. Futbol çıplak ayaklıdan, simokin giyene, sarı ırktan, siyah ırka kadar ateşten bir gömlek olmuş. Aşkına düşeni yakıyor.
Ortada acayip, şizoid bir tablo var. Futboldaki globalleşme ekonomidekini fersah fersah geçmiş.
Örnek mi istiyorsunuz. O zaman dünyanın bir numaramalı kulüplerinin teknik direktörlerine bakın. Manchester United'ın teknik patronu bir İskoçyalı. Liverpool'un hocası bir İspanyol. Arsenal'in Fransız. Chelsea'nin hocası ise bir Portekizli. Ya bizdekiler, ya futbolcular, ya kulüplerin patronları. Hepsi tıpkı meşhur Benetton firmasının reklam afişlerindeki gibiler. Rengarenkler... Durum böyleyken sonradan anlaşılmaz bir şey oluyor. Millet sokaklarda ve tribünlerde birbirinin boğazını sıkıyor. Hatta öldürüyor...
Tedbirleri bilen yok
Bu tuhaf bir toplumsal şizofreni değil mi sizce? Anlaşılan küçülen dünyada insanlar, globalleşme içinde yavaş yavaş çaresizliklerini, yalnızlıklarını futbolda birbirlerinin gırtlağını sıkan bir özleştirme ile dengelemeye çalışıyorlar. Ve bunlar artık günlük olaylar gibi geçiştiriliyor. Çünkü bu saldırganlıkları önleyecek tedbirleri pek bilen de yok. Stat kapatmaktan, seyircisiz oynatmaktan başka.
Hiç düşündünüz mü, futbol oynamayı tamamen yasaklasak ne olur derseniz? Ne o tüyleriniz diken, diken mi oldu?
faksoy@milliyet.com.tr
|
|
|

|