Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Keskin sirke küpüne zararmış, laf ola; kodu mu oturtur


Bazen insan kendinden de, hayattan da, o güzelim İstanbul'dan da, Kop Dağları'ndan da, Toroslar ve Anti-Toroslar'dan da, hatta ve hatta Sandras Dağları'ndan da yoruluyor.
Neden yoruluyor biliyor musunuz?
Fransa'da Charles de Gaulle'ün, dört köşe kafalı olarak çizilen karikatürlerinden neden Kanadalı generallerin hiç de alınmadığını düşünerek yoruluyor.
Çünkü Fuji Cumhuriyeti'nde yeni darbe yapmış olan bir general, Charles de Gaulle hakkında anlatılan bir fıkradan fena şekilde alınmış.
Ve o fıkrayı yazmaya kalkmış bir Tayland mizahçısının dergisinin, Fuji Cumhuriyeti'ne girmesini yasaklamış.
* * *
Charles de Gaulle hakkındaki fıkra şuymuş:
De Gaulle, bir göz doktoruna gitmiş:
- Doktor, demiş; ne zaman çay içmeye kalksam, sağ gözüm hemen acımaya başlıyor.
Doktor, generali iyice muayene ettikten sonra sormuş:
- Sağ gözünüz sadece çay içmeye kalktığınız zaman mı acıyor?
- Evet.
- Öyleyse çay bardağındaki kaşığı, çay içerken çıkarın.
* * *
Bendeniz de, -gerçi Türkiye demokrasisinde böyle bir Avrupa fıkrasından alınacak kimse yok ama- ya alınsalardı, diye düşünmeye başladığımda yoruluyorum.
Kanadalı generaller niye alınmıyor, diye düşündüğümde de yoruluyorum.
Ola ki bütün bunları ben uyduruyorum ve bir Türke uydurmak yakışmadığını bildiğim için de yoruluyorum.
Türke uydurmak ve yorulmak yakışmaz. Vatanına layık olmak yakışır.
Öyle değil mi?
* * *
Japonya'da yaşayan Tolga Önal'dan bir mektupla, Japonca yazılı bir fotoğraflar şahyapıtının albümünü aldım.
İşte Tolga Önal'ın mektubu:
"Ben Japonya'da yaşıyorum. Geçenlerde elime, göndermiş olduğum kitap geçince nedense sizi hatırladım. Bu kitabı okumak için Japonca bilmeye gerek yok. Ülkelerin adını İngilizcesinden okumak yeterli. Fotoğraf sanatçıları, orta halli ailelerden evlerindeki her şeyi dışarıya çıkarmalarını ve poz vermelerini istemiş. Sonuç olarak kitaptaki fotoğraflar ortaya çıkmış. İlginizi çekeceğini umuyorum. Hele kitabın sonlarındaki 'Dünya tuvaletleri' fotoğrafları tekrar tekrar bakılmalık diye düşünüyorum.
Kabul ederseniz sevinirim. Saygılarımla."
* * *
Dünya tuvaletlerinin fotoğrafları arasında Mali var, Vietnam var, Moğolistan var, Etiyopya var, Hindistan var, Çin Var, Butan var, Güney Afrika var, Guatemala var, Rusya var, Tayland var, Küba var, İzlanda var, Meksika var, Japonya var, Almanya var, Batı Samao var, Arjantin var, Kuveyt var.
Türkiye yok.
Bendeniz bir Japon fotoğrafçısı olsam, bizim politikacıların nutuk söylerken açılan ağızlarının fotoğraflarını koyardım albüme.
Hepsi de, birbirinin ağzına yapmaya kalktığı için.
* * *
Dünkü Radikal'in ilk sayfası, "Şeytanın Gör Dediği"nin pazar günlerine uygun bir kıvamdaydı.
İşte manşet ve başlıkları:
"İzmir'deki bir yargı kararı çok tartışılacak gibi - Gasp var, çatışma var, öldürme var, suçlu yok - Üç kişilik gasp çetesinden biri, girdiği marketin sahibi tarafından öldürüldü. Marketçi, meşru müdafaadan, gasp zanlıları delil yetersizliğinden beraat etti"
* * *
Renkli bir yıkıntı fotoğrafı altında da şu açıklama:
"Zeytinburnu'nda hafta içinde yıkılan binanın dayanıklılığı, meğer İstanbul ortalamasının üstündeymiş."
Ve haberin başlığı:
"Yıkılacak daha çok bina var"
* * *
Bir başka başlık:
"Çare cinde aranınca - Hastanede uyuşturucu ve dayak vardı, 'cinci'de çare aradılar, sonuç: Ölüm..."
* * *
Posta'nın manşetinde ise aynı haberin ayrıntıları şöyleydi:
"Adana'daki ruh ve sinir hastanesinde hastalara dayak atıldığı ve uyuşturucu satıldığı ortaya çıkınca bir aile korkup zihinsel engelli kızlarını buradan aldı. Aile, çevrenin 'Bu kızda cin var' demesine inanıp çocuklarını bir şarlatana götürdü, şarlatan 'cini çıkaracağım' diye hasta kızı 3 gün odaya kapattı. Genç kızın odadan dün cesedi çıktı"
* * *
Eğer siz de yorulmaya başladıysanız, 80 yıllık ezberimizi tekrarlayın: "Türküm, doğruyum, çalışkanım" değil; şu:
- Milletimizin gücü, her sorunun üstesinden gelmeye kadirdir.
* * *
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- İstanbul trafiği hakkında ne düşünüyorsun?
Hoca:
- Tanrı'dan umut kesilmez, demiş.
* * *
Orhan Murat'tan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Mahkûmlar
Ekseriya sabaha karşı
Kurşuna dizilir mahkûmlar.
Bir sünger taşına döner
Anne sütünden yapılan heykel.

Bari şu trampetler çalmasa
İnsan gürültüye gitmese...

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Keskin sirke küpüne zararmış, laf ola; kodu mu oturtur
Bazen insan kendinden de, hayattan da, o güze...
Melih AŞIK
Geceyarısı Ekspresi!
Yıl 1999... Cannes'da, "Life is Beautiful" fi...
Fikret BİLA
MGK bildirisinin analizi
Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) önceki günkü ...
Hasan CEMAL
Che'nin yolu...
Herkes büyük umutlar besliyordu devrim konusu...
Güneri CIVAOĞLU
Konyak / Limoncello / Grappa
Yaşamımda duyduğum en güzel "bis" cevabı... S...
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye nasıl bilim ülkesi olmaz? (1)
Günlerdir Türkiye nasıl bilim ülkesi olur diy...
Metin MÜNİR
Çay ve empati
Empati kelimesinin Türkçe karşılığı yoktur. M...
Hasan PULUR
Bektaşi'den al kıssayı...
ŞİMDİLİK işin pek farkında değiliz, ama haval...
Derya SAZAK
Masada çözüm
Başbakan Erdoğan, Kuzey Irak'tan kaynaklanan ...
Meral TAMER
Ekonomi 1 büyüyorsa, havacılık 2 büyürmüş
THY Genel Müdürü Temel Kotil'in, Uluslararası...
Ece TEMELKURAN
Bir diyeceğin var Türkiye!
Çocukların yüzünde bile aynı şey vardır. Bu m...
Osman ULAGAY
Piyasaların senaryosu: Erdoğan Başbakan
Yabancı Sermaye Derneği (YASED)'nin Finans Dü...
Güngör URAS
Önce yenisini yapalım, sonra AKM'yi yıkarız
Kültür Bakanı'mız, "eskidi " diyerek, henüz o...
Serpil YILMAZ
Ağar'ın nikâhında tekstilci ağırlığı
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın oğlu Tolga A...

© 2006 Milliyet