Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Şubat 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Che'nin yolu...


Herkes büyük umutlar besliyordu devrim konusunda. Hayatın yollarında, meydanlarda doludizgin bir koşu yaşanıyordu Paul Eluard'ın o dizeleriyle:

Günleri ve mevsimleri
hayallerimize göre
yeniden yaratacağız.

Düzene karşı isyan bayrağı çekilmişti. Eşitlik için, özgürlük için, adalet için, dayanışma için, son tahlilde sosyalizm için ayağa kalkılmıştı.
Haklıydık.
En ufak bir kuşku yoktu:
Gerçek tekelimizdeydi.
Hayallerin sona erebileceği bir noktanın varlığı kimsenin aklının ucundan bile geçmiyordu.
"1970'in sonları.
Deniz Gezmiş hapishaneden çıktı, İstanbul'a geldi. Seninle konuşmam lazım dedi. Bomonti Bira Fabrikası'na kadar yürüdük. 'Ben, Che Guevara'nın yoluna inanıyorum' dedi Deniz..."(*)
Kimi, Che'nin yolunda yürüdü.
Kimi, şehir gerillası oldu.
Kimi de kır gerillası...
Kimi, 'milli demokratik devrim' diye, kimi Mao'nun izinde halk savaşı diye, kimi sadece sosyalizm diye yola çıktı. Kimileri, ordu-gençlik el ele milli cephede sloganlarıyla Ankara caddelerini birbirine kattı.
Sonra hiç beklenmeyen oldu:
12 Mart'ın balyozu!
Askeri yönetim olanca acımasızlığıyla devrimci gençliğin üzerine yürümeye başladı 1971 yılı baharında.
Darağaçları...
Cezaevleri...
İşkenceler...
Faili meçhuller...
Ve Deniz Gezmiş'lerin idamı...
Düşlerin üstüne karanlık bir perdenin indiği o acılı günlerde tanıdım, adı Halit Çelenk olan avukatı, hukuk adamını, bir güzel insanı. Hapse düşen, askeri yönetimin darbesini yiyen gençleri hiç yalnız bırakmadı. Hukuku, insan haklarını savundu.
Başını hiç eğmedi.
Hep hukukun, insan haklarının yanında dimdik durmasını bildi. Halit Çelenk, bir efsaneydi devrimci gençlerin arasında. Çok sevilirdi. Çok saygı duyulurdu kendisine. Gençlerin Halit Ağabeyi idi o...
Yeni çıkan "Yaşamda ve Yargıda Devrimci Duruş: Halit Çelenk" isimli bir kitabın (Çınar Yayınları) sayfaları arasında dolaşırken o yılları düşündüm.
Halit Bey şöyle demiş:
"Ben bir savunmanım. Güzel insanları savundum. Halkını seven, onların 'Bir orman gibi kardeşçesine' yaşaması için gencecik yaşamlarını veren insanları... Ben bu güzel insanları savunarak, onlarla beraber, insan sevgisini, barış dolu, özgür ve mutlu dünyayı savundum. Bu güzel insanları seviyorum. Bir yaşam bu sevgiyle geçti. Kendilerini tüm insanlığa adayanlara bir yaşam vermek çok mu?"
Elbette değil.
İnsan sevgisini savunmaktan, özgür ve mutlu bir dünyayı ve barışı savunmaktan daha insanca, daha soylu ne olabilir ki...
Tabii bir nokta var:
Böyle bir hakça düzene, barış ve mutluluğa açılan yolların neler olduğunu da düşünmek lazım, aradan geçen uzun yıllardan sonra...
Yani "Che'nin yolu"nu sorgulamak, geçmişle yüzleşmek belki de...
Halit Çelenk kitabının sayfaları arasında dolaşırken o gencecik, fidan gibi güzel insanların fotoğraflarına bakıyorum. 12 Mart askeri yönetiminin acımasızlığını bir kez daha lanetliyor, devletin bu ülkedeki hoyratlığını bir kez daha kınıyorum.
Ne yazık ki acı günler henüz sona ermiş değil. Güzel insan Halit Çelenk'in tüm ömrünü adadığı hukuk devleti bir türlü tam kurulamadı bu topraklarda...
İyi pazarlar Halit Ağabey!
—————————
* Hasan Cemal, Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım, Doğan Kitap, sayfa 75.

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Keskin sirke küpüne zararmış, laf ola; kodu mu oturtur
Bazen insan kendinden de, hayattan da, o güze...
Melih AŞIK
Geceyarısı Ekspresi!
Yıl 1999... Cannes'da, "Life is Beautiful" fi...
Fikret BİLA
MGK bildirisinin analizi
Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) önceki günkü ...
Hasan CEMAL
Che'nin yolu...
Herkes büyük umutlar besliyordu devrim konusu...
Güneri CIVAOĞLU
Konyak / Limoncello / Grappa
Yaşamımda duyduğum en güzel "bis" cevabı... S...
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye nasıl bilim ülkesi olmaz? (1)
Günlerdir Türkiye nasıl bilim ülkesi olur diy...
Metin MÜNİR
Çay ve empati
Empati kelimesinin Türkçe karşılığı yoktur. M...
Hasan PULUR
Bektaşi'den al kıssayı...
ŞİMDİLİK işin pek farkında değiliz, ama haval...
Derya SAZAK
Masada çözüm
Başbakan Erdoğan, Kuzey Irak'tan kaynaklanan ...
Meral TAMER
Ekonomi 1 büyüyorsa, havacılık 2 büyürmüş
THY Genel Müdürü Temel Kotil'in, Uluslararası...
Ece TEMELKURAN
Bir diyeceğin var Türkiye!
Çocukların yüzünde bile aynı şey vardır. Bu m...
Osman ULAGAY
Piyasaların senaryosu: Erdoğan Başbakan
Yabancı Sermaye Derneği (YASED)'nin Finans Dü...
Güngör URAS
Önce yenisini yapalım, sonra AKM'yi yıkarız
Kültür Bakanı'mız, "eskidi " diyerek, henüz o...
Serpil YILMAZ
Ağar'ın nikâhında tekstilci ağırlığı
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın oğlu Tolga A...

© 2006 Milliyet