
|
|
|
 |
|
|
Pazartesi yazısı
KULAK misafiri oldum, bizim hanım telefonda gelinle konuşuyordu. Pek konuşmazlar, ziyaretler de bir elin parmağı kadardır. Böyle olması daha iyi. Adı ne olursa olsun ortada iki kadın var. Biri bizim hanım, diğeri gelin. Aynı evde oturanları düşünemiyorum, bunu başaranları ise tebrik ediyorum. Bizim katta oturan bir aile var mesela, hep beraber oturuyorlar. Ama inanın hepsinin yüz ifadesi birbirine benziyor, hep gülüyorlar. Aynı tornadan çıkmış gibi. Bu özel bir durum. Bizim hanım hiç öyle gülmez. Gelin deseniz ondan aşağı kalır yanı yok. Neyse işte böyle iki ayrı kutuptaki yapının hararetli bir şekilde ne konuştuklarını merak ettim. Bir diziden bahsediyorlar. Adı da "Aşk Meleği"ymiş. Anladığım kadarı ile bu dizi önce gündüz yayınlanıyormuş sonra sabahın ilk saatlerine almışlar. Belli ki iki taraf da bundan hayli rahatsız. Toplanalım kanala gidelim gibi laflar duyuyorum. Enteresan bir ülkeyiz bir dizi için örgütlenebiliyoruz da kendi hakkımızı korumak için ancak filmlerle oyalanıyoruz. Bizimkiler bayağı ciddi. Hanım kendinden geçiyor "Halklısın kızım yani bir tane dizimiz vardı. Oraya buraya sürüklediler" diyor. Meğer bizim mahalle de bu diziye pek bir meraklıymış. Bizim gelinin de mahallesi öyle. Artık diziler mahallelere bölündü anlaşılan. Bunun da öncülüğünü hanımlar yapıyorlar. Bakalım ne olacak sonuda pek bir merak ediyorum.
* * *
NEBİL Özgentürk evladımın programı güzel oluyor. Bir ünlü şahsiyetin geçmişini ve bugününü anlatıyor. Adı da pek manidar; "Bir Yudum İnsan". Evet çok doğru bir laf, sadece bir yudumuz. O şaşa içinde, her birimiz kendimizce önemli olduğumuzu zannederken aslında, bir yudum olarak bu dünyadan göçüp gidiyoruz. Nebil evladım Nilüfer Hanımefendi'yi işlemişti bu hafta. Ailecek beğenerek izleriz. Şöhretin yalnızlık getirdiğini söyledi Nilüfer Hanım. Doğrudur. Çok kişiyi tanımak başka, sokakta yürürken bütün gözlerin üzerinizde olması başka. Bu bakışlar bir yerde insanı yalnızlığa itiyor. Hep gülmek, hep mutlu etmek, hep şarkı söylemek zorunda olmak aslında bir nevi işkence. Daha çocukluk zamanında şöhretin basamaklarını tırmanırken Nilüfer Hanım, gazino programlarından kazandığı para ile BMW marka bir araba almış. Daha sonra nice markalar, modeller Nilüfer Hanım'ın emrine amade olmuşlardır. Hepimizin keşke dediği bu dünya araba ile, yat ile bitmiyor. Dediğim gibi o bakışlar sizi ömür boyu yalnızlığa itiyor.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|