|
Kürtlerde milliyetçilik, vatandaşlık
SON bir hafta içinde DTP'den çıkan iki söylem çok şeyi ifade ediyor. Biri, bir süredir unutulmuş olan "Türkiye'deki yirmi milyon Kürt" söyleminin yeniden kullanılmaya başlamasıdır.
Nüfus abartmaları etnik aşırılığın 'evrensel' işaretlerinden biridir. Bu açıdan bakarsak, Kürt milliyetçiliği demokratikleşme yönünde değil, daha da etnikleşme yönünde bir seyir izliyor.
Öbür söylem, Kerkük'le Diyarbakır'ı eşitlemeleridir. Burada nasıl bir "vatandaşlık" anlayışı var?! Anayasal, tarihsel ve sosyolojik verilere değil, etnik aidiyete göre 'tahayyül edilen bir vatandaşlık' ideolojisini yansıtıyor bu söylem.
Nüfus ve milliyetçilik
Yirmi sene önceki Kürtçü yayınlarda, mesela Kendal Nezan da "Türkiye'deki yirmi milyon Kürt"ten bahsediyordu. Kürt milliyetçiliğinin politik bir sloganı haline geldiği için hâlâ tekrarlayıp duruyorlar.
Biz de gençliğimizde "Yüz milyon esir Türk" deyip dururduk; bir ansiklopediyi açıp Sovyet nüfus rakamlarına bakmak aklımıza gelmezdi.
Şu kadar zaman geçti; eğitim gelişti, dünyaya açıldık. Toplumsal olarak orta sınıflaşmanın gelişmesi de belli bir rasyonelleşmeyi, şüpheciliği gerektirmez miydi?!
Diyelim Türkiye'de 20 milyon Kürt var. Bu, 12 milyon Kürt oyunun olmasını gerektirir. DTP'nin oyları 2 milyonu bulamıyor! Peki nasıl bütün Kürt vatandaşlarımız adına konuşuyorsun?!
Kürt vatandaşlarımızın nüfusu ne olursa olsun, DTP Kürtlerin çoğunluğunun oyunu alamıyor, alamaz! Çünkü bin yıllık tarih faktöründen başka, son elli yıldaki sosyal ve ekonomik dinamiklerle nüfusumuz o kadar iç içe geçmiş ki, ister Türkçü, ister Kürtçü olsun, etnik milliyetçilik büyük kitlelere ters geliyor, akla aykırı, tehlikeli bir macera olduğu görülüyor. DTP'nin öncelikle bu sosyolojik olguyu analiz etmesi gerekmez mi? Gerekir ama etnik milliyetçilik akli bir düşünce değil, duygusal bir 'cezbe' hali olduğu için bu gerçeği "akıl etmesi" çok zordur. Tehlikeli olması da bundandır; kanlı maceralara kayabiliyor kolayca.
İstatistik teknikleriyle yapılan çalışmalara göre Türkiye'deki Kürt kökenli nüfus yüzde 8 ile 14 arasında görülüyor. Şehirleşme ve eğitim gibi sebeplerle doğurganlık da düşüyor. Bölgede doğurganlık hızı 1973'te 7.3 idi, 1998'de 4.2'ye indi.
Yine Kerkük
Kerkük meselesine gelince... Bir Kürt vatandaşımızın akrabalık duygusuyla Kerkük'ün Kürtlere ait olduğunu düşünmesini, söylemesini anlamak mümkün.
Ankara da Kerkük konusundaki üslubunda vatandaşlarının bir bölümündeki bu duyguyu dikkate almalıdır. Irak'taki mezhep mezbahasına bir de etnik mezbaha eklenmek istenmiyorsa, doğru politika, "Kerkük Iraklılarındır" politikasıdır.
Ama Kerkük'le Diyarbakır'ı eşitlemek!.. Bu, akrabalık duygusundan öteye ayrı bir vatan, ayrı bir vatandaşlık ideolojisinin dışa vurumudur! Hele Rize'den Hatay'a uzanan o harita!..
PKK güdümündeki partilerin "Türkiye'nin coğrafi bütünlüğüne saygılıyız, Türkiye partisiyiz, üniter devleti ve vatandaşlık kavramını benimsiyoruz" gibi siyasi açıklamalarının inandırıcı olamayışı da bu ayrılıkçı ideolojinin daima sırıtıyor olmasındandır.
Hepimiz çok dikkatli olmalıyız; Türkiye'nin üç beş vilayeti 'Kürdistan' olursa, kalan tamamı 'Türkistan' olur, kan gövdeyi götürür.
Akıl herkese lazımdır...
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|