|
 |
|
|
Yüzde yüz artışların çelişkisi
Geçen hafta Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan suç istatistikleri çok ürkütücü. 2002-2006 yılları arasında mala ve şahsa işlenen suçların sayısı 295.828'den 593.888'e yükselmiş. Yani son dört yılda yüzde yüzden fazla artmış.
Yine geçen hafta Başbakan son dört yılda ekonomide elde edilen başarıları anlattı. 2002 yılında 181 milyar dolar olan gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) 2006 sonu itibariyle 390 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Fert başına GSYH'de aynı dönemde yüzde yüz artarak 2.662 dolardan 5.342 dolara çıkıyor. Dört yılda "nereden nereye" geldiğimizi anlatan iktidar sözcüleri bu verileri sık sık vurguluyor.
Doğal olarak refah düzeyi hızla artan toplumlarda işlenen suçların da hızla düşmesi gerekiyor. Ancak suçlardaki artış "bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete" dedirtecek cinsten. Diğer taraftan yoksulluk, dışlanmışlık ve işsizlikten şikayet her geçen gün artıyor. Bu çelişki, büyümenin geniş kitlelere refah artışı olarak yansımadığını düşündürüyor.
Dolarla refahı ölçmek yanıltıyor
Büyüme rakamlarına enflasyondan arındırarak TL cinsinden baktığımızda dolarla ifade edilen o muhteşem artışlar kayboluyor. GSYH 2002-06 arasında 53.3 milyar YTL'den 70.0 milyar YTL'ye, fert başına GSYH da 770 YTL'den 959 YTL'ye yükseliyor. Fert başına GSYH artışı dolar cinsinden yüzde yüzü aşarken enflasyondan arındırılmış YTL cinsinden artışı yüzde 25 düzeyinde kalıyor. Dolar cinsinden ifade edilen rakamlar refah artışını ölçmekte çok yanıltıcı.
Ancak yine de fert başına gelirde dört yılda dörtte bir oranında bir artış azımsanmamalı. Dolayısıyla ortalama geliri hızlı sayılabilecek oranda artan bir ülkede suçun yüzde yüz artması, geniş kitlelerin artan ölçüde ekonomik sorunlardan şikâyet etmesi normal değil.
Yastık altına yüzde 20 kazanç
Bunun için son dört yılda yaşanan başka bazı gelişmelere de bakmak lazım. 2003 başında bu ülkeye 1.000 dolar getirip TL'ye çeviren ve yastık altına koyan birini ele alalım. Bu kişi geçen hafta sonunda yastık altındaki parasını yeniden dolara çevirmeye kalksa 1.202 dolar alıp çıkacak. Hiçbir şey yapmadan dört yılda yüzde 20 kazanç sağlamak hiç de küçümsenmemeli. Bir de bu paraları faiz geliri elde etmek için Hazine kâğıtlarına yatırdığını düşünün. O zaman bu milletin yarattığı gelirden bu kişiye verdiği pay olağanüstü rakamlara ulaşıyor.
Gelişmiş hiçbir ülkede olmayan bu kazancı ona sağlayan, küresel sermaye hareketlerini seyreden, aşırı sermaye girişiyle değerlenen TL'nin sanayiinin rekabet gücü ve istihdam üzerindeki etkilerini umursamayan, hükümetin ultra liberal politika anlayışı.
Ürettiğinden dışarıya aktardığın pay bu kadar yüksek olunca da çiftçinin ve işçinin reel kazancı son dört yılda düşüyor. Bu da yetmiyor kâr oranları azalıyor. İşsizlik düzelmiyor, kayıtdışılık artıyor. Üreten cezalandırılıyor. Gelir artışı kitlelere yansımıyor. Borç da, suç da, sosyal huzursuzluk da artıyor. Anlatılan başarı hikâyeleri ile gerçeklerin çelişkisi son dört yılda yitirilen fırsatları da gösteriyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|