Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Vintage'dan da sıkıldık, sırada ne var?

Vintage modasıyla biz Türkler yeni tanışmış olsak da ampulü icat etmiş gibi sürekli bu modadan bahsedenler yüzünden soğuduk

malphan@milliyet.com.tr

Yurtdışında "vintage" denilen, eski dönemlere ait kıyafetler yıllardır çok popüler. Daha doğrusu çiğnenip çiğnenip atıldı neredeyse. Biz Türkler ise vintage modasıyla daha yeni tanıştık gibi bir şey. Ama bazılarımızı şimdiden sıktı.
Ece Sükan'ı ele alalım... Kendini vintage modasının Türkiye temsilcisi gibi belleyip ve bunu empoze edip "stil ikonu" olarak anılır oldu. Bu ülkede "bir şey" olmak hakikaten çok kolay. Sayesinde "vintage" sözcüğünden ve "vintage kıyafetlerden" fenalık geldi. Her yere de vintage mı giyilir? Bu artık doğal değil, zorlama bir stil oluyor.
Vintage'la tanışanlardan değilseniz Ece Sükan'a bakıp "Ay ben de giyeyim şunlardan" demeye kalkmayın. Herkese yakışmıyor. Hangi döneme ait hangi ürünü seçeceğiniz, renginin, deseninin, modelinin size uyup uymayacağı, bakılması gereken konular. Yani bir uzman kontrolünde bu giysileri alsanız iyi olur. Örneğin Nicole Richie'nin geçen yıl çizdiği görüntü ibreti alem olabilir. 1970'lerin kaftanları ve devasa güneş gözlükleriyle stil ikonundan çok geceden kalma bir Elizabeth Taylor'ı andırıyordu.
Halbuki vintage aslında felsefesi olan bir giyim-kuşam tarzı. Bazı tüketicilerin ikinci el giysilere olan ilgisi politik ve etik nedenlerden kaynaklanıyor.
Diğerlerinden farklı olmak için ikinci el kıyafetleri giyme yeni ya da Batı'ya özgü bir durum değil. 19'uncu yüzyılın sonlarında Avrupa'daki bohemler kültürel statülerinin işareti olarak ikinci el kıyafetler giyiyordu. Bohem hayat tarzıyla özdeşleşen "yoksul görüntü" günlük hayatın banalliğini kişinin merkezde olduğu sürekli bir sanata dönüştürüyordu.
1950'lerdeki New York Beat kuşağının kadınları boncuklu ikinci el giysileriyle bunu başarıyordu.

Hippilerin bir bildiği varmış
Avrupalı zenginler eskilerden beri egzotik olmak için Batı tarzında olmayan giysiler giyiyordu. Örneğin Mançu işlemeli kaftanlar 19 ve 20'nci yüzyılda elitizm simgesiydi.
1945'te II. Dünya Savaşı'nın sonunda fabrikalar seri üretimi öğrendi. Sayısı giderek artan giysilerin dükkan raflarında satılmasıyla ve herkesin benzer şekilde giyinmesiyle beraber, yaratıcı bir moda anlayışı olan insanlar sıkılmaya başladı. Pahalı özel dikim olmayan giysiler istiyorlardı. 1960'lardaki moda devrimi sayesinde giysiler de çeşitlilik kazandı ve farklı dönemlere ait kıyafetler kabul görmeye başladı. 1960'lardaki hippi hareketi sayesinde Batılı olmayan ve bitpazarlarında satılan vintage kıyafetlerin güzelliği ve otantikliği anlaşıldı.
O dönemde geleneksel tarzda koleksiyonlar hazırlayan tasarımcı Galanos, "Hippilerin moda yarattığını söylemek çok saçma. Birçoğu şehirdeki en iyi restoranlara alınmaz bile. 40'larında, 50'lerinde, hatta 30'larında kadınlar gidip başka birinin giydiği pis kokulu bir şeyi alıyor" demişti. Zaman onun yanıldığını gösterdi. Bugün Kate Moss'tan Cameron Diaz, Jade Jagger, Drew Barrymore, Sharon Stone, Winona Ryder, Red Hot Chili Peppers'dan Anthony Kiedis ve Barbra Streisand'a kadar sayısız ünlü vintage tutkunu ve bu "pis kokulu" kıyafetlerle Hollywood'un en gözde mekanlarına girip çıkıyorlar.
1960'lardan bugüne alternatif hayat tarzlarını benimseyen gençler kullanılmış kıyafetler giyiyor. 1980'lerde "New Age Travellers" adı verilen ve hayatı yollarda geçen gruplar koruma, ısıtma amaçlı ve yolculuğa uygun ikinci el kıyafetleri tercih ediyordu.

Vintage değil, demode
Bir grup insan benzer ürünleri toplamayı seçtiği için bazı vintage kıyafetleri bulmak zorlaşıyor ve değerleri artıyor. Vintage koleksiyonerleri için listenin en başındaki ürünler 1920'lerin işlemeli, ipek, şifon elbiseleri ile 1940-50'lerin vintage jean'leri.
Burada biraz kavram karmaşası yaşanıyor aslında. Kimi mağazalar kalkıp 10 yıllık bir Dolce&Gabbana elbiseyi vintage diye satabiliyor. Oysa o olsa olsa ikinci el bir giysi, hatta demode. 10 yıllık elbiseyi vintage diye yediriyorlar millete. 1990'larda 70'lere ait bir elbise vintage sayılabiliyordu. Bu da demektir ki 20'nci yüzyılın bitiminde 1980'lere ait kıyafetler de bu kategoriye girdi.
Oysa biz pek 80'lerin kıyafetlerini görmüyoruz insanların üzerinde. Ne yani, füzo mu giyeceklerdi, vatka mı takacaklardı? Allah göstermesin. Evet, 80'ler kendini tarz olarak modada gösterdi, ama dozundaydı, kabul edelim. Sanırım vintage'da 70'lerden sonrasını görmek için 2010'a kadar beklememiz gerekecek.
Bireysellik kişisel stilin önemli bir bölümünü oluşturuyor ve vintage giysilerde bir farklılık mesajı saklı. Ama herkes vintage giydikten sonra ne anlamı kalacak ki? O yüzden Ece Sükan'a seslenelim: Vintage'ın reklamını yapmaktan vazgeç. Biraz güncel giysiler de giy. Vintage'ı bilen biliyor, giyen de giyiyor zaten. Yakında sokakta herkes senin gibi giyinirse pişman olmayacak mısın?

"Pasaklı ama çekiciyim"

Rock chic yani rock stili asla demode olmuyor, sadece her seferinde farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Bu bahar modasında kendini nasıl mı gösteriyor? Evet, birçoğumuz "eyeliner"la pek barışık değiliz. Göz kalemine kıyasla kullanımı hayli zor. Bana sorarsanız, ip üzerinde yürümek kadar zor. Öyle bir çizgi çekeceksiniz ki, düz olacak, ince başlayıp kalınlaşacak, etrafa bulaşmayacak... Geçenlerde birine sordum, "Nasıl beceriyorsun şu eyeliner'ı çekmeyi?" diye. "Sen benim kaç yıldır eyeliner çektiğimi biliyor musun!" diye fırçaladı beni. Neyse sanırım o istisnalardandı.
O kadar benimsememişiz ki bu ürünü, öyle ya da böyle Türkçe bir karşılığı bile oluşmamış. Düşünsenize "image maker"ı bile daha çok sahiplenmiş ve "imaj maker" diye hafiften uyarlamışız. Eyeliner bir imaj maker kadar olamadı.
Evet, maalesef bu bahar makyaj modasında kendini en fazla gösteren detay "eyeliner". Ve eyeliner'ın kendisinden çok onu nasıl uyguladığınız önemli. Gözleri çevreleyen karaltı sadece gözlere dikkat çekmekle kalmayıp bunun çok daha ötesinde bir yaşam tarzına vurgu yapıyor. Amaç "Pasaklı ama çekiciyim" görüntüsünü yakalayabilmek.
Bu moda bir nevi Kate Moss ve Blondie'nin solisti Debbie Harry'e övgü niteliğinde.
Kirpiklerinizin üst tarafına ıslak ve köşeli bir fırçayla göz farını ince bir çizgi halinde sürün. Sonra üzerine siyah ya da daha cesur renkli bir eyeliner çekin. Gözünüzün alt kısmının içini siyah göz kalemiyle boyayın ve kirpiklerinize bulaştırın. Fazlalıkları mendille alın ve geceden kalma makyaj görüntüsünü elde edin. Tabii bu makyajı 35 yaşının üzerindekilerin uygulaması tavsiye edilmiyor.


CUMARTESİ
2007 model Oscar
İnce bele kalın kemer
Yaratıcı gençler için tasarım atölyesi kuruyor
En moda En yeni
ne var, ne yok
Fatih Terim'in kravatı Türkan Şoray'ın yastığı sadece bir tık ötede
Hollywood yıldızlarının modacısı Beyaz Butik'te
Tez ve bez işleri





Melis Alphan
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet