Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Biraz geç değil mi?

Satır Arası / Deniz Sipahi

Yurtdışına her çıktığımda içimi hüzün kaplıyor. Görkemli binalar, müthiş sokaklar... Eski korunmuş, yenileri eskiye benzetilmiş; kimliği olan şehirler...
Yağmalanan dağlar, taşlar yok.
Estetiği bozan en ufak, farklı bir eser yok.
Her şey belli bir ahenk içinde...
İnsanların anı biriktirmeleri için birçok neden onlara sunulmuş.
Mekanlar asla değişmiyor; öylesine ki yüz yıllar önce yazılmış romanlarda, öykülerde bile o gezdiğiniz yerleri yine buluyorsunuz.
Tarihle iç içe bir yaşam; hem bugünün kıymetini hatırlatıyor, hem de geleceğin nasıl olması gerektiğini bizlere gösteriyor.
Dönüş vakti geldiğinde; hep aynı fotoğraflar gözümün önüne gelir.
Nasıl yabancı, İzmir’i tanımayan bir misafirim geldiğinde mümkün olduğunca şehrin içine sokmuyorsam; Yeşildere’yi, Bayraklı, Bornova sırtlarını göstermemek için bin bir bahane uyduruyorsam, ben de yolu uzatıp çevre yolundan eve gitmeyi tercih ediyorum.
İzmir’in gerçekleriyle bir gün bile geç yüzleşsem kardır diye düşünüyorum.
Yetkililere, sorumlulara sorsanız hep aynı gerekçeler...
Baş edilemeyen göç, hızlı nüfus artışı, ekonomik sıkıntılar...
Bence hepsi bahane...
***
Güzelim coğrafyaya hiç yakışmayan bir mimari...
Türkiye’nin neresine giderseniz gidin aynı fotoğraf... Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul’un bugün ne hale geldiğine gidip bakın.
''Güzel İzmir'' sözünün sadece şiirlerde, şarkılarda kaldığını hatırlatmak isterim.
Bence yıllar önce yapılması gereken bir çalışma önüme geldiğinde bunları düşündüm yine...
Mimarlar Odası’nın ''Türkiye Mimarlık Politikası Hayata Geçiyor'' projesi...
Belediyeler ''Kent Yenileme Projesi'' adı altında bazı çalışmalar yaptıklarını zaman zaman ilan ediyorlar.
İçimden gülmek geliyor; imara kapalı yerleri imara açıp yeni binalar yapmaya ''kent yenileme'' diyorlar.
Bir şeyi yenilemek buysa, projeleri durdursalar iyi olur.
Çünkü ''değiştirmek'' için gerektiğinde ''radikal'' davranmanız gerekir. Eskinin güzelliklerini korumaya, bugünün verdiği imkanları kullanmaya; yeniden bir şehir yaratmak için ise vizyona, büyük düşünmeye, estetik kaygılara ihtiyacınız vardır.
Ne diyor Mimarlar Odası...
''Yeryüzünün en köklü uygarlık birikimine sahip ülkelerinden biri olmamıza rağmen, yaşadığımız kentleşme ve yapılaşma süreci, bu birikimle örtüşmeyen bir nitelik gösteriyor. Yaşam yerlerimizin, mimarlık kültürü ve hizmetinden yoksun biçimlenmesine neden olan bu kopuş, giderek yapı kültürünün yozlaşması sonucunu yaratıyor, yaşam kalitesinin yitirilmesine ve mekânsal yoksullaşmaya yol açıyor. Ne yazık ki, artık yaşadığımız toplumsal-kültürel erozyonun sonucu olarak, geri dönülmez biçimde yaşamımızı biçimlendiriyor. Bu kısır döngüyü aşmak için yaşamımızda mimarlığı etkin kılmamız gerekiyor...''
Geceden sabaha evler yapılırken, medya, belediye başkanlarını, siyasileri, hükümetleri eleştirdi. Eleştirmeye de devam ediyor. Ama bu ülkenin sivil toplum örgütleri, ilgili odaları kentlerimiz çirkinleştirilirken yeteri kadar seslerini çıkarmadılar. Konuşmadılar demiyorum ama etkili olmanın yollarını bulamadılar, aramadılar diyorum.
O yüzden şehirlerimiz kimliğini kaybetmiş. Bu tür adımlar çok geç de olsa mimarlarımızın başlattığı çalışmayı destekliyor ve onları biraz daha cesaretli olmaya davet ediyorum.

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Parazitlere dikkat!
Emeklilik hakkında her şey
Trafik suçlarının da azaltılması gerekiyor
Biraz geç değil mi?
Buluşalım Kordon’da





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet