Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kurtlar Vadisi Sansür'ün şifrelerini çözüyorum

Ali EYÜPOĞLU

Artık beni kimse "Kurtlar Vadisi Terör" dizisinin 3984 sayılı Kanun'un Madde 4 - b ve d'yi ihlal ettiği için yayımdan kaldırıldığına ikna edemez. İlk günden bu yana bunun RTÜK'ü de aşan bir karar olduğunu düşünüyordum.
Ama komplo teorilerimi bir zemine oturtamıyordum.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP grubunda sarfettiği "Hiçbir gencin yanlış rol modellerine özenmesine, şiddete bulaşmasına razı olamayız. Duygularımızla oynayan aktörler ekranda da karşımıza çıkabilir" sözlerini dinleyince ilhamım geldi!
Bu ülkede komplo teorileri üretmek Erol Mütercimler'in tekelinde mi?
Bu da benim komplo teorim:
Sen Amerika'ya gitmek üzereyken onca yoğun trafiği arasında Başbakanı makamında ziyaret et, ona bağlılıklarını bildir...
Sonra ABD'den dönen Başbakanın karşısına PKK terör örgütünün hamisinin Amerika olduğunu anlatan bir diziyle çık...
Ne haddinize?
Ülke seçim sürecine girmişken, ılıman seyreden milliyetçilik rüzgarını "Kurtlar Vadisi Terör"le fırtınaya dönüştür, oy pusulalarında "evet" mührünün basılacağı yeri değiştirtecek işler yap...
Olacak şey mi?
Sen tut 100 bölüm boyunca "Kurtlar Vadisi"nin başroldeki karakterlerini devletin istihbarat örgütünün gözde adamları olarak tanıt, onlara pırasa doğrar gibi mafya üyelerini doğrat, ardından da onları tek celsede beraat ettir...
İş "Kurtlar Vadisi Terör"e gelince aynı istihbarat örgütünden gelen birlikte çalışma teklifini elinin tersiyle it...
Tövbe tövbe...
"Racon değil baş keseriz" demenizden belli bazı şeyleri bilmediğiniz.
Bilir misiniz ki sizin "özlü sözler"inizi yazanlar daha ufukta bile yokken bu ülkede nice "okkalı sözler"i hafızalara kazındırdı...
Bunlardan biri de konumuzla çok ilintili:
"Erken öten horozun başını keserler..."

Cepten şarkıdan sahibine 15 kuruş devlete 1.15 YTL

Digital müzik, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de müzik sektörünün yeni bir gelir kaynağı... 2006 yılında dünyada toplam müzik pazarında digital satışların payı yüzde 11 civarındaydı. 2008'de bu payın yüzde 25'lere ulaşması bekleniyor...
Bülent Forta yönetiminde doğru hamleler yapan MÜYAP'ın digital ortama taşıdığı eser sayısı 76 bini buldu. GSM operatörlerinden avea da MÜYAP'ın kataloğunun tamamını mobil kullanıcılarının hizmetine sundu. avea'nın Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlker Koçak'ın yaptığı açıklamaya bakılırsa Müzikİndir'de üç ayda ulaşmak istedikleri satışı bir ayda yakaladılar.
Yüzde 23'ü Kasım, yüzde 35 Aralık, yüzde 42'i Ocak'ta olmak üzere üç ayda 200 bin şarkı indirildi. Aylık oranlar pazarın hangi hızda geliştiğini çok net olarak ortaya koyuyor.
Müzikİndir'den günde ortalama 2 bin civarında şarkı indiriliyor. Bir şarkıyı indirmenin bedeli faturalı hatlar için 3.37 YTL faturasız hatlarda ise 25 kontör.
Bir albümde ortalama 13 şarkı var. Bir kişi bir sanatçının albümündeki bütün şarkıları bu sistemde indirmeye kalksa ödeyeceği para yaklaşık 45 YTL...
Oysa bir CD'nin fiyatı 10 ile 13 YTL arası... Yani cepten 3-4 şarkı indirmenin bedeli kadar.
CD alan biri bir şarkı için 0.75 ile 1 YTL arasında para öderken cepten bu fiyat 3.37 YTL'ye çıkıyor.
Çünkü devlet, CD satın alandan sadece yüzde 18 KDV alıyor. Cepten şarkı indirenden yüzde 18 KDV'nin üstüne bir de yüzde 25 Özel İletişim Vergisi (ÖİV) alıyor.
Oysa burada yapılan şey tıpkı CD'de olduğu gibi içerik satın almak.
Özel İletişim Vergisi niye?
Önce cepten şarkıdan kim ne kadar kazanıyora bakalım:
Cepten şarkı indirenden alınan 3.37 YTL'den KDV ve ÖİV düşülüyor. Kalan 2.30 YTL'nin yarısını GSM operatörü ile o servisi veren şirket, diğer yarısını da müzik yapımcısı, söz yazarı, besteci ve yorumcu paylaşıyor.
Eseri yapan ve icra edenler indirilen her şarkıdan 10-15 kuruş, vergiyi yerleştiren devlet ise 1.15 YTL kazanıyor.

Şahnaz'ın yazılarını babası mı yazdı?

Kamuoyunun daha çok "İlhan Şeşen'in belalı aşkı" olarak tanıdığı yönetmen Nilhan Aydın "Bir Kadının Portreleri" adlı bir kitap yazdı. Hani "nev-i şahsına münhasır" derler ya işte tam da o türden olan Aydın kitabında, az veya çok bir şekilde tanıştığı Çetin Altan'dan Ertuğrul Özkök'e, Nilüfer'den Candan Erçetin'e, Melih Aşık'tan Oktay Ekşi'ye, Ufuk Güldemir'den Aziz Yıldırım'a medya ve şov dünyasından birçok insana dair kısa gözlem ve hatıraları aktardı.
Kitabın Melih Aşık'la ilgili bölümünden ilginç bir iddia dikkatimi çekti. Kitapta Şahnaz Çakıralp'in, Cumhuriyet'teki yazılarını kendisi değil avukat babasının (Mehmet Çakıralp) yazdığı şeklinde bir ima var. Aydın, "Zaten bu ortaya çıkınca Cumhuriyet yazılarına son verdi" dedi.
Bu ilginç iddiayı Şahnaz Çakıralp'e sordum. Çakıralp, "Ali Abi, Nilhan Aydın'ı tanımıyor musun? Üstüne yorum bile yapmaya gerek duymayacağım kadar komik, gülünç bir iddia" dedi. Çakıralp, ikinci kitabını da nisan, mayıs gibi çıkaracağını söyledi.
Bu arada Nilhan Aydın'ın bir kahve içtiği, bir yemek yediği ya da küçük çaplı işler yaptığı insanlar hakkında bir kitap yazmasını da ilginç buldum.
Nilhan Aydın o kısa hatıralardan 160 sayfalık bir kitap yaptıysa benim ansiklopedi hazırlamam lazım ki, o külfete girecek matbaa bulmak zor...

Duyan güldü ama...

Mustafa Topaloğlu, "Bülent Ersoy dünya çapında bir star olacaktı ama önünü kestiler" dedi.
"Uzaylı Mustafa"nın yüksek zeka ürünü bu çıkışı duyan herkesi güldürdü ama Bülent Ersoy'u küplere bindirdi.
Popstar Alaturka'nın dominant jüri üyesi Ersoy, Topaloğlu hakkında tazminat davası açacağını söyledi.

Düne kadar "hain"di, şimdi "milli kahraman"

Mehmet Okur, NBA All-Star'da oynayan ilk Türk oldu. "Türküm" diyen herkesin gururunu okşayan bu başarıya "Bu da potanın Nobel'i" diye başlık atan da oldu, "Potanın Oscar'ı" diye okurlarına duyuran da...
Millet olarak "Nobel"i hak edecek bir başarımız yok ama "Oscar"a çok yakınız!
Daha dün, milli takıma çağrıldıklarında kendilerince haklı gerekçeler sıralayıp gelmedikleri için "Milli takımı satanlar", "Vatan haini bunlar" diye manşetlerde çarmıha gerilenlerden biri de Mehmet Okur değil miydi?
Hafızası bu kadar zayıf, idam ve beraattan başka ceza bilmeyen, yok yere yerin dibine batırmakta da, göklere çıkarmakta da rakip tanımayan gerçekten "Oscar"lık bir milletiz...

aeyuboglu@milliyet.com.tr




MAGAZİN
'Türban takıp basma mı giyseydim?'
Türkan Hanım'ın altın kalpli yüzüğü
Menekşe gözler 75 yaşına girdi
En sağlıklı defile!
Kurtlar Vadisi Sansür'ün şifrelerini çözüyorum
Reina'da harika bir gece
'Güzin Abla'nın radyocu hali







ALİ EYÜBOĞLU


YELİZ ARAS


ŞENAY DÜDEK

© 2006 Milliyet