Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
80 günde devr-i Pasifik

Eski bankacı Akın Öngör ve ressam Birol Kutadgu, Pasifik Okyanusu'nda bir yelkenli ile yaptıkları 80 günlük seyahatlerini kitaplaştırdılar. Kitapta ikilinin günlükleri, fotoğrafları ve Kutadgu'nun resimleri yer alıyor

ELİF BERKÖZ

Eski Garanti Bankası Genel Müdürü Akın Öngör ve ressam Birol Kutadgu 20 yıllık dostlar. Deniz aşığı, dalgıç ve yelkenci olan bu ikili Karayipler'deki St. Barth Adası'ndan başlayıp Tahiti'de sona eren Pasifik Okyanusu seyahatine de birlikte çıktılar. Yelkenliyle yaptıkları 6 bin 751 deniz mili yani 12 bin 500 kilometrelik yolculukta yaklaşık 1500 kare fotoğraf çektiler, 15 saatlik video görüntüsü kaydettiler. Günlük tuttular, Kutadgu resimler yaptı.
Seyahatin ardından fotoğraflardan çoğu elendi. Video kaydı kısaldı, DVD haline getirildi. Günlük sayfaları ve resimler düzene sokuldu. Ve ortaya "İa Orana / Akın'ın Seyir Defteri Birol'un Resim Defteri" adlı kitap çıktı. "İa orana" Tahiti dilinde iyi günler anlamına geliyor.
İki dostun gençleri denize yönlendirmek, yelkene heves etmelerini sağlamak için yazdığı bu kitabı konuşmak için Öngör'ün Otağtepe'deki, Boğaz'a nazır evinde buluştuk. Öngör ve Kutadgu fotoğraf çekimi sırasında Boğaz'a bakıp "Hemen şimdi aynı yolculuğa çıkabiliriz. Ne yapalım, deniz çekiyor bizi" diye söze başladılar.

Akın bey siz daha önce Atlantik Okyanusu'nu geçmiştiniz. Pasifik'i geçmeyi planlarken yol arkadaşınızı nasıl seçtiniz?
Akın Öngör: Atlantik seyahatini beş kişilik mürettabatla tamamlamıştık. Orada fark ettim ki böyle seyahatler çok coşkulu geçiyor. Bir dostla paylaşılması gereken müthiş bir şey. Pasifik geçişi 70-80 gün kadar sürüyor. Sonra düşünmeye başladım benimle bu yolculuğa kim çıkabilir diye. Yola zaman ayırabilmeli, denizi çok sevmeli, güzelliklerden etkilenecek kapasiteye sahip olmalı, hem yelkenci hem dalgıç olmalı... Ee tabii beraber olmaktan keyif almalıyız. Bu kişi Birol'du.

"Tekne karaya oturdu, Birol o zaman bile uyanmadı"
Teknede 24 saat nasıl geçti?
Birol Kutadgu: Vakit haşırt diye geçiyor aslında. Sabahları Akın bir saat spor yapıyordu, ben de onu seyrediyordum. Tüm yemekler şölen havasındaydı. Kitap okuduk, günlük tuttuk. Resimler çizdim. Tavlada kapıştık. Balık tuttuk. Akın denizyılanı, vatoz ve köpekbalıklarıyla arkadaş oldu. Yelken de ayrı bir uğraş konumuzdu.
Gerçi Akın anı defterinde sık sık "Birol yine sızdı" diye yazmış ama... Öğleden sonraları sadece bir saat uyuyordum. Akşamları yakamozları, patlayan dalgaları seyrederek uçup gidiyorduk. Erkenden yatıyorduk, yoruluyorduk çünkü. Meteor düşse uyurum ben zaten.
Akın Ö.: Demir attığımız yerde, tekne bir ara karaya oturdu. Yukarıda tekneyi kurtarmak için kıyamet koptu. Birol uyanmadı. Uykusu biraz ağırdır.

"Birini tanımanın en iyi yolu onunla seyahate çıkmaktır" denir. Siz 20 yıldır arkadaşsınız, yine de yolculuk sırasında keşfettiğiniz yönleriniz oldu mu?
Akın Ö.: Saatler süren muhabbetlerde anladık ki bir zamanlar aynı çöplüklerde dolaşmışız, hayatımızda zaman zaman aynı kişilerle uğraşmışız. İletişimimiz arttı diyebilirim.
Birol K.: Bu yolculuk bize, birbirimiz hakkında yanılmadığımızı öğretti.

80 günde sizi en çok ne zorladı?
Akın Ö.: Dalgalar nedeniyle teknede sürekli yalpaladık. Uyumak çok zor. Yarım saat uyuyor sonra yeniden uyanıyorsunuz. Tekrar uykuya dalmaya çalışıyorsunuz. Çok güneşli havalarda milyonlarca küçük sinek üzerinize konuyor. Bu detayların dışında her şey yolundaydı. Fırtınaya da yakalanmadık. Birol'un deyimiyle Pasifik pasifliğini gösterdi.

Okyanusta başınıza gelebilecek en büyük tehlike ne olabilir?
Akın Ö.: Denize düşmek. Dalgalarda kaybolup gidersiniz. Konteynır gemilerinden düşen konteynıra çarparsanız batarsınız. Bu nedenle ticaret rotasının dışında gidiyorsunuz. Ayrıca balinalar da büyük tehlike tekneler için.

Günlerce teknede kaldığınız zamanlar olmuş. Karaya çıkmayı hasretle bekliyor muydunuz?
Akın Ö.: Aileme de anlatırken zorlanıyorum bunu. Biz tekneden karaya çıkarken zorlandık. Birol çoğu yerde tekneden inmedi. Yolculuğun bitimine bir hafta kala duygusallaştı. Şu an Birol da ben de çantamızı alır, bir saat içinde teknede buluşur ve yine uzun bir yolculuğa çıkabiliriz.

Yemekler şölen gibi geçti dediniz. Buzlukları nelerle doldurdunuz?
Akın Ö.: Et, meyve, sebze, makarnalar... Şefimiz Fransızdı ve nefis yemekler yapıyordu. Art arda balık tutunca buzluklar doldu. Bir süre denize olta atılmadı.
Birol K.: Karides hiç eksik olmadı soframızdan. Adalarda dünyanın en güzel greyfurtlarını, ananaslarını, mangolarını, papayalarını yedik.
Akın Ö.: Sekiz kişilik ekibin yarısı etçi yarısı deniz mahsülcüydü. Mönü buna göre hazırlanıyordu. Birol'la biz suşi takımındaydık.
Birol K.: "Zeytin ve rakıyı özledim"
Akın Ö.: "Bense en çok karımı"

Atlantik'ten Pasifik'e uzanan seyahatinizde aklınıza gelen en güzel sahne hangisi?
Birol K.: Coca Adası çok vahşiydi. Üzerinde sadece dört nöbetçi yaşıyor. "Jurassic Park" filmi de bu adada çekilmiş. Ayrıca meslaktaşım Gauguin'in mezarını da ziyaret ettim. Bir Fatiha okudum onun için. Denizaslanlarının taklidini yaparak onları etrafıma toplamak da çok hoşuma gitti.
Akın Ö.: Dalışım sırasında 40 çekiçbaş köpekbalığının ortasında kalmamı unutamam. 4,5 metre genişliğindeki kanatlarıyla yüzen manta (bir tür vatoz) da çok etkileyiciydi.

Denizdeyken en çok neyi özlediniz?
Birol K.: Zeytin ve rakı. Zeytinimi ve rakımı götürmüştüm ama bitti.
Akın Ö.: Ben diplomatik olmalıyım; karımı.

Birol Kutadgu:
"Resim yaparken hâlâ sallanıyorum"


Birol bey, karakalemin yanı sıra yağlıboya ve suluboya resimler de yapmışsınız teknede. Atölye yerine sürekli sallanan bir teknenin kamarasında resim yapmak zor oldu mu?
Birol K.: Kamaramı atölyeye çevirdim. Masamı naylonla kapladım. Tekne yalpalarken trebentin dökülmesin diye dikkatli davrandım o kadar. Tekne bir tarafa yatıyorsa uzun süre o şekilde kalıyor. O yüzden çok zorlanmadım.

Pasifik geçişi resminizi nasıl etkiledi, nasıl bir esin kaynağı oldu yaşadıklarınız?
Birol K.: Günbatımının renkleri aklımdan hâlâ çıkmıyor. Renk kullanımında coştum. Deniz her an kafamda. Resim yaparken, günlük hayatta hâlâ bir anlamda sallanıyorum ben. Resmen empresyonistler gibi güvertede oturup baka baka resim yaptım. Öğrenciliğimden beri yapmamıştım bunu. En büyük değişiklik bu oldu bende. Şimdi bakarak resim yapmaya başladım tekrar. Resimlerimde figür azaldı, doğa öne çıktı. Çünkü tabiatın içindeydim hep. Gauguin haklıymış, orada öyle resim yapılırmış.

Projenin ikinci ayağı olarak yolculuğunuzu anlatan bir sergi açma planınız var mı?
Birol K.: Evde bir şeyler hazırlıyorum. Açabilirim.
Akın Ö.: Pasifik havası teneffüs etmiş kaç ressamımız var ki? Birol'un sergisini ben de merak ediyorum.


PAZAR
"Beni sokmaya çalıştıkları delikten çıkıp buraya geldim"
Bir yarışma binlerce amatörü buz pistine çıkardı
Ayakkabıdan sanat eseri
80 günde devr-i Pasifik
Biz de dünyayı ele geçirmek istiyoruz!
Evdeki iktidarın sembolü
Ölümsüz mücevherler
Gösterideki 350 kostümün tasarımcısı
Oscar'ın favorisi tartışmasız "Babil"!
Manisa ve Merkez Efendi
İyi, kötü ve kraliçe
New York'un uyurgezerleri
Bir hukuk meşalesi
Balıklara öneriler
Adı Yemen'dir (2)
Mucizevi bir meyve: Ananas
Ölmezse yaşadı...
Van'da hayatın ritmi farklı
Yarım yamalak bilgilerimiz
Şiraz "rezerv" oldu





Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet