|
 |
|
|
28 Şubat
Siyasi tarihimize 'postmodern darbe' diye geçen 28 Şubat kararlarının onuncu yılında birkaç televizyon programındaki tartışma dışında dönemin aktörleri suskun kalmayı yeğlediler.
Bizde 'anı' yazma geleneği zayıf.
28 Şubat 1997 tarihli MGK'da askerlerce Refahyol hükümetini devirmeye yönelik süreç başlatıldığında Necmettin Erbakan Başbakan, Tansu Çiller Başbakan Yardımcısı'ydı.
Çankaya'daki 'orkestrasyonu' Cumhurbaşkanı Demirel yaptı.
Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı Genelkurmay Başkanı'ydı.
Dönemin iki güçlü aktörü, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya idi.
Erkaya, 28 Şubat sürecini emekli Büyükelçi Taner Baytok'a anlatmıştı.
Başbakanlık Konutu'ndaki tarikat şeyhleri yemeği, Sincan'da tankların geçişi, ordunun darbe yapacağı söylentisiyle hükümetin istifaya zorlanması. 'Havada ikmal' formülüyle Çankaya'ya çıkan Erbakan'ın istifa mektubunu alan Demirel'in hükümeti kurma görevini Mesut Yılmaz'a vermesi. Başbakan Yılmaz'ın 'postmodern darbe'den aylar sonra bile askerlerin baskısını gazetecilere anlatmak için 'sessiz film' yöntemine başvurmak zorunda kalması.
28 Şubat'ın onuncu yılında dönemin aktörlerinin hepsi nedense sessizliğe gömüldüler.
Erbakan, köşesine çekildi, 28 Şubat'ta yediği darbeden çok daha ağırını Refah Partisi kapatıldıktan sonra kendi arkadaşlarından aldı. Erdoğan ve Gül, AKP'yi kurarak iktidara geldiler.
Başbakan Erdoğan şimdi Çankaya'ya çıkmaya hazırlanıyor. Gül de Erdoğan'ın yerini almaya!
28 Şubat'la ilgili siyasi bir değerlendirmeyi eski Adalet Bakanı Şevket Kazan yaptı. 'Refah Gerçeği' diye dört ciltlik bir kitap yazdı.
Keşke Erbakan Hoca da 'anıları'nı kaleme alsaydı.
Acaba kimi yanlışlara sürüklenmesinde Hoca'dan sonra önleri açılan siyasi kadroların hiç mi 'rolleri' yoktu?
28 Şubat'ın askeri kadrolarının da benzer bir özeleştiri içinde olmaları gerekmez mi?
Sonuçta o müdahale bugünkü AKP iktidarının yolunu açtı.
12 Eylül askeri darbesi de en büyük darbeyi sola vurmuş, geleneksel sağ-sol dengesini yıkarak 1990'larda İslamcı iktidarla son bulan bir döneme ortam hazırlamıştı.
Gerçi Evren Güneydoğu'da 'eyalet' sistemi önerecek ölçüde 'demokrat' oldu ama PKK'nın dağa çıkmasında Diyarbakır Cezaevi'ndeki işkencelerin rolü unutulur mu?
Kenan Paşa hiç olmazsa konuşuyor.
28 Şubatçılar neden susuyor?!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|