
|
|
|
 |
|
|
Barış çubuğu
Av mevsimi 28 Şubat'ta sona eriyor. Artık baltaların gömülüp barış çubuklarının tüttürüleceği dönem başlıyor
suha.umar@isbank.net.tr
Yılın yarısına av mevsimi derler! Diğer yarısının adı yoktur!" Bu, avcıların gururla tekrarladıkları bir tekerlemedir. Outdoor Life yazarı Jim Carmichail'ın bu sözü, doğrusu derin bir tutkuyu anlatmanın hoş bir yöntemidir.
Ancak yılın diğer yarısının adı da vardır, başta avcılar olmak üzere, herkes için, çok daha derin bir anlamı da. Yılın bu yarısı, yaban hayatının yeniden toparlanma, kışın tahribatını onarma ve neslini sürdürme dönemidir. Unutmayalım ki, bir keklik alayının yaklaşık yüzde 70'i, kış mevsiminde, çeşitli nedenlerle ölür.
Yaban ördekleri daha şimdiden çift çift uçuyorlar. Yaban kazları eşlerini belirlediler.
Annelerinin karnındaki yaban domuzu yavruları bugünlerde doğacak.
Mart ayında vurulacak her yaban ördeği 10-14 ördek, her bir yaban domuzu 4-6 domuz demektir.
İnsanların aksine yaban hayatı ancak doğa koşullarının en uygun olduğu mevsimde yani ilkbahar ve yaz aylarında üreyebilir. Yavruların gerek duyacağı yiyecek, saklanmak için şart olan bitki örtüsü ancak o dönemde yeterlidir. Kışın, kel kafalar gibi cascavlak kalmış veya kar örtüsü altındaki arazide ne yuvayı saklayacak yer ne yavrulara da yetecek kadar yiyecek vardır.
Av mevsimi 28 Şubat günü sona eriyor.
Artık baltaların gömülüp barış çubuklarının tüttürüleceği dönem başlıyor.
Yaban hayatını rahat bırakmak, rahat bırakmayanlarla mücadele etmek önce avcıların görevidir.
Av yoksa, avcı da yok!
Köşe kapmaca!
Karlı yamaçtaki bodur çalının altında
11 kınalı keklik vardı. Gözleri fıldır fıldır, tüyleri kabarık. Önlerindeki açıklığı gözlüyorlardı.
Kentin son apartmanlarının bitişiğindeki karla kaplı küçük tepecikte birbirinden uzak, başka bodur çalılar ve ağaççıklar da vardı. Hepsinin altında, karın ulaşamadığı toprak ve küçük otlar görünüyordu. Keklikler böyle zamanlarda küçük ağaçların ve çalıların altında saklanır ve beslenirler. Oralar hem kuytu olur hem az da olsa yiyecek ot ve ot tohumları bulunur.
Bir ağaç altından diğerine gitmek ise tehlikelidir! Kekliklerin orada olduğunu bilen kızıl şahin av peşindedir. Ya yakındaki bir ağacın veya direğin tepesine tünemiş veya yükseklerde süzülerek aşağıyı gözlemektedir. Keklikler şahini görmeseler de onun orada olduğunu bilirler.
Şahin bazen de hayalet gibi sessizce, yere yakın uçar, karla kaplı tepenin üzerinden. Amacı keklikleri ürkütüp açığa çıkmaya zorlamaktır. Anadolu bozkırının "hayatta kalma profesörü" kınalı keklik bunu bilir. Şahin uçunca "pısar"! Pısan keklik, üzerine basmadan uçmaz. Bunu da en iyi avcılar bilir.
Fedainin görevi
Birden tek bir keklik çıktı çalının altından! Hızla diğer çalıya doğru koştu. Kınalı keklik uçmaktansa yürümeyi yeğler. Avcılar buna "taramak" derler. En çevik avcının dilinin bir karış çıktığı dik arazide keklik, yarış pistindeki Formula 1 aracı kadar rahat ve hızlıdır. Ayaklarının hareketini görmeye insanoğlunun gözü yetişmez!
Kınalı keklik göz açıp kapayıncaya kadar diğer çalının altına girdi. Diğerleri öylece beklediler. Kardeşleri salimen diğer çalıya varınca şahinin etrafta olmadığını anlamışlardı. Sonra hepsi ama yine de sırayla ve tek tek aynı yolu koşup diğer çalının altında buluştular.
Serhan Göksu dürbünü gözünden indirdi. "Yabanda hiçbir tür, grubun tümünü tehlikeye atmaz. Çoğu kez bir fedai vardır. Onun görevi, gerektiğinde kendisini feda etmek pahasına, bir tehlike olup olmadığını ortaya çıkarmaktır" diye düşündü.
Çalının altında 11 kınalı keklik vardı. O gün hepsi çalıdan çalıya salimen geçtiler. Şahinle köşe kapmaca oynarcasına!
|
|
|

|
|