|
 |
|
|
TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ BAŞKANI ARZUHAN DOĞAN YALÇINDAĞ:
Cumhurbaşkanlığında uzlaşma, huzur için şart
TÜSİAD'ın YİK toplantısında öne çıkan konu seçimler oldu. TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Cumhurbaşkanlığı seçimi toplumsal uzlaşma içinde olmalı. Bu, toplumsal huzur açısından önemli" dedi
EKONOMİ SERVİSİ
Bu yılın yoğun gündemi nedeniyle olağanüstü toplanan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK), Türkiye'nin hem güncel hem de orta vadeli gündemine ilişkin konularda görüş alışverişinde bulundu. Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunun öne çıktığı toplantıda TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç bu konuya temas etti. Koç seçimlerin, Türkiye'nin geleceği açısından, kritik bir dönemeci oluşturduğuna dikkat çekti. Yalçındağ da sağduyulu bir yaklaşımın siyaset sahnesine egemen olmasını dilediklerini belirterek şöyle konuştu:
"Cumhurbaşkanlığı seçimleri toplumsal uzlaşma içinde gerçekleştirilmelidir. Cumhurbaşkanlığı bir uzlaşma ve uzlaştırma makamıdır. Bu yalnızca devlet organlarının sağlıklı çalışması açısından değil, toplumsal huzur açısından da önemlidir. Bu seçimi ülkedeki gerginliği artıracak biçimde kullanmanın hiçbir surette sağduyuya sığmayacağı açıktır."
Seçimlere, demokrasinin gereklerinden taviz vermeden ve toplumsal uzlaşmanın gereklerini gözeterek yaklaşmak gerektiğini vurgulayan Yalçındağ, konuşmasında şu mesajları verdi:
Reformda iyi gittik ama öne de geçemedik
"Türkiye'nin ekonomik performansı, geçmiş dönemlere göre sıra dışı bir iyileşme göstermesine karşın, bu bize, diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla belirgin bir üstünlük sağlayamadı. Yarıştan kopmadık ama öne de geçemedik. Bunda, reform heyecanımızı zaman içinde yitirmemizin önemli etkisi oldu."
Kayıtdışına el sürülmedi
"Mikro reformlara geçmekte isteksiz davrandık. Kayıtdışı ekonomiyle mücadele, işgücü piyasalarının kapsamlı biçimde düzenlenmesi el sürülmeyen konular olarak kaldı. Enerji, ulaştırma ve bankacılık sektörlerinde özelleştirmeler ertelendi."
Çin dalgalanması kalıcı hasara neden olabilir
"Türkiye, dış talepten ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından daha fazla pay almasını sağlayan, küresel krizlere karşı mukavemeti artmış bir ekonomiye kavuşmalı. Hafta başında Çin'de başlayan finansal dalgalanma, tüm yükselen piyasaları etkiledi ve muhtemelen bazı kalıcı hasarlara neden olabilecek."
Reel faizler yüksek iş yapamaz hale geldik
"Türkiye'nin üretime ve istihdama en çok ihtiyaç duyduğu dönemde, reel sektörün dünya rekoru kıran reel faizler yüzünden iş yapamaz hale geldiğini görüyoruz. Enflasyon hedefi göz önüne alındığında reel faizler bu kadar yüksek seyretmemeli. Siyasi risk azaltılmalı."
Parasal yardım teşvik bağımlılığı yapıyor
"Toplumsal yapının gelişimi için bölgelerarası gelişme farklarını en aza indirmeliyiz. Bölgesel kalkınma için bugüne kadar uygulanan teşvik politikalarının başarı şansının olmadığı artık dünya çapında kanıtlandı. Merkezi hükümetin yüklü parasal yardımları üzerine kurulu bu tür politikaların bağımlılık yaratıp bölgenin kendi kaynaklarının gelişimini engellediği ortaya çıktı."
Kadınların katılımı için pozitif ayrımcılık gerekli
"En az 10 yıl süreyle kadınların siyasete katılımını asgari temsil eşiği olarak kabul edilen yüzde 30'lara çıkarabilmek için, kota dahil çeşitli pozitif ayrımcılık politikalarına ihtiyaç var."
Koç: Kendi üyelik tarihimizi kendimiz belirleyip yürüyelim
TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç, Türkiye'nin, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bir dizi devrimle gelişme yönünü tarif ettiğini, çeşitli dönemeçlerde yavaşlama ve duraklamalara karşın, değişimin bugüne kadar sürdüğünü söyledi. Koç şöyle dedi:
"Aslında bugün de böyle bir duraklama duygusu içindeyiz. İlk bakışta bu duraklamaya birçok haklı sebep bulunabilir. Avrupa Birliği bize engel çıkarıyor. Bazı hassas konularımızda yanımızda yer almıyor. PKK konusunda somut adım atmayarak, Kerkük'te tarihsel gerçeklere ters düşecek bir sonuç vermesi kaçınılmaz referandumda ısrar ederek ilişkileri geriyor.
Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili bir kararın kongreden geçme ihtimali kaygıları artırıyor. Yorgunluk, küskünlük, dünyaya düşman olma ve içine kapanma sinsice zihnimizi işgal ediyor. Bu duygulara teslim olma, başlattığımız değişim sürecini aksatma lüksümüz yok."
Türkiye'nin tam üyelik için bir hedef tarih belirlemesi gerektiğini belirten Koç, şunları söyledi:
"Bu tarih, AB'nin yeni bütçe dönemi ve Avrupa Parlamentosu seçimleri göz önüne alındığında 1 Ocak 2014 olmalı. AB halen bir evrim içinde. AB'de, küresel vizyon sahibi bir siyasal bakış açısının mı, yoksa içe kapanık, 'eski Avrupa' zihniyetinin mi baskın çıkacağı 2014'e kadar netleşecek. AB'nin evrimi olumsuz yönde gelişirse, uyum süreci dolayısıyla Türkiye'nin bir kaybı olmayacak, aksine kazanımı olacak.
Bu konuda bazı kesimler, sözde 'ulusal çıkarları' savunma görüntüsü altında toplumun değişim korkusu üzerinden siyaset yapıyor."
İZLENİMLER
TÜSİAD YİK toplantısının basına kapalı bölümde de ağırlıklı olarak siyaset konuşuldu.
Toplantının basına kapalı bölümünde 10'a yakın TÜSİAD üyesi konuştu.Bülent Eczacıbaşı konuşmasında, "Seçim öncesi parti liderlerini çağırıp dinleyelim" önerisini getirdi.Eski TÜSİAD başkanı Erkut Yücaoğlu, yüksek kurulları eleştirdi.Küresel ısınmayla ilgili çalışmadan dolayı Garanti Bankası tebrik edildi ve sanayinin bu konuyu gündemine alması gerektiği vurgulandı.TÜSİAD'ın bir üyesi başbakanla görüştüğünü, bu görüşmeden cumhurbaşkanlığına aday olmayacağı yönünde izlenim aldığını ifade etti.Diğer üyeler de basına kapalı bölümde Erdoğan'ın başbakan olarak kalmasının daha faydalı olacağını kaydetti.
TÜSİAD, tartışmayı gerçek gündeme çekmek için yeni bir rapor hazırlıyor
EYLEM TÜRK
TÜSİAD'ın olağanüstü toplantısında ülkedeki tartışmaları, hedeflere paralel gerçek gündeme yöneltmeye dönük bir adım da atıldı. TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "TÜSİAD olarak tartışma platformları yaratmak istiyoruz. Amacımız, ülke gündemini işgal eden konuların toplumsal hedeflerimizin gerçekleştirilmesiyle bağlantılı olmasını sağlamak" dedi.
Toplantıda bu kapsamda üyelere "1 Ocak 2014 tarihinde AB'ye tam üyelik hedefine doğru" üst başlığını, "Güçlü Demokrasi, Güçlü Sosyal Yapı, Güçlü Ekonomi" başlığını taşıyan bir rapor verildi. TÜSİAD üyelerinin 14 Mart'a kadar üzerine görüş bildireceği bu rapor 28 Mart'ta kamuoyuna açıklanacak.
1997 - 2006 yılların arasında TÜSİAD tarafından yayımlanan çalışmalardan derlenen ve Milliyet'in incelediği raporda özetle şu ifadelere yer verildi:
Yeni bir siyasi partiler kanunu kaleme alınmalı. Seçim mevzuatındaki demokratik eksiklikler giderilmeli. Yüzde 10'luk baraj seçimin meşruiyetini tartışmalı hale getiriyor. Baraj yüzde 5'e indirilmeli ve oy birleştirme ittifaklarına izin verilmeli. Yasama dokunulmazlığının kapsamı daraltılmalı. Askeri yargı ve sıkıyönetim mahkemeleri kaldırılarak yargı birliği sağlanmalı. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, yürütmenin siyasal kanadı üzerinde siyasal bir baskı aracı yaratma potansiyeli taşıyor. Kamu personel yönetiminde yeterlilik ilkesi (liyakat) çöktü. Patronaj tipi siyaset, siyasal yaşama egemen oldu. Bu da kamu personelini partizanlaştırdı. TCK'nın 301. maddesindeki "Türklüğü" kelimesi "Türk milleti" ibaresiyle, "aşağılayan" kelimesi de "hakaret eden" ibaresiyle değiştirilebilir. Anadilde radyo-TV yayınlarını düzenleyen yönetmeliklerle getirilen kısıtlamalar ortadan kaldırılmalı. Anayasa'nın 1., 2. ve 3. maddeleri bilim ve sanatı kısıtlıyor. 2006'da ekonomide ortaya çıkmaya başlayan olumsuzluklara karşı herhangi bir ciddi önlem alınmadı. 2007'nin kayıp bir yıl olmasına izin verilmemeli.
|
|
|

|