|
IMF ve AB'den sonra şimdi de TÜSİAD çapası
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİAD, ilk kadın Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ'la birlikte, erkek dili yerine kadın dilinin ağır basacağı yeni bir döneme adımını atıyor.
Yalçındağ, başkan seçildikten sonraki ilk önemli konuşmasını, dün olağanüstü toplantıya çağırdığı Yüksek İstişare Konseyi'nde yaptı ve toplantı öncesinde TÜSİAD üyelerinin "Neden olağanüstü toplanma gereği duyuldu?" yolundaki merakı da, sanırım kısa sürede giderilmiş oldu.
Yalçındağ, ne istediğini çok net ortaya koydu: "Sloganlaşmış siyasi söylemlerle sürdürülen, gerçek anlamda kimsenin kazanmadığı bir kör dövüşü bizi; zaman, enerji ve kaynak kaybettiğimiz, gelişmiş ülkelere yetişme çabamızda bir kez daha geride kalacağımız bir noktaya sürükleyecektir. Amacımız, ülke gündemini işgal eden konuların, toplumsal hedeflerimizin gerçekleştirilmesiyle bağlantılı olmasını sağlamak. TÜSİAD'da bu amaca yönelik tartışma platformları yaratmalıyız."
"Kendi içsel çapamız"
TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi normalde haziranda toplanacaktı; oysa Yalçındağ, kendi döneminin hedeflerini bir an önce koymak istiyordu ve yakın çalışma arkadaşlarının ifadesine göre, başkan olduğu ilk günden beri "Artık Türkiye'nin IMF ve AB çapası dışında kendi içsel bir çapası olması lazım" diyordu. Ve TÜSİAD'ın beyin takımı bu çapayı 1 Ocak 2014 olarak belirledi. Hedef, AB'nin yeni bütçe dönemi olan 2014 yılına kadar, istikrarlı ve reformcu bir Türkiye'yi yaratmak olmalıydı.
Türkiye'nin ekonomik performansı son dönemde sıra dışı bir iyileşme göstermesine karşın, reform heyecanı yok olmuştu. Hem cumhurbaşkanlığı, hem de genel seçimleri yaşayacağımız 2007 yılı, Türkiye'nin geleceği açısından kritik bir dönemeci oluşturuyordu. Ekonomiyle ilgili politik kararların siyasi riski artırdığı, toplumdaki kutuplaşmanın tehlike sinyalleri verdiği ortadaydı.
Türkiye, 2007 yılından toplumsal uzlaşmayı sağlamış ve siyasal istikrarını korumuş olarak çıkabilmesi ve 2014'teki güçlü ekonomi ve güçlü demokrasi hedefine varabilmesi için neler yapmalıydı?
Tartışma platformları
Yalçındağ'ın konuşma metninden cımbızla çektiğim aşağıdaki cümlelerden, tartışma platformlarının hangi alanlarda oluşturulacağının ipuçlarını bulabilirsiniz belki:
" Salt makroekonomik istikrar sağlanması suretiyle elde edilebilecek ek büyüme kapasitesinin sınırına gelinmiştir. Güçlü bir ekonomi için, mikro reformların yapılması şarttır. Reel sektör, dünya rekoru kıran reel faiz yüzünden iş yapamaz hale gelmiştir. Böylesine büyük bir ekonomik dönüşüme, mutlaka ve mutlaka bir sosyal dönüşümün eşlik etmesi gerekir. Eğitim, ideolojik mücadele alanı olarak değil, kalkınmanın stratejik bir faktörüdür. Vasıfsız bir işgücüyle gelişmiş bir ekonomi yaratılamaz. Kadınları kısıtlayan bir toplum, kendini kısıtlar. Sosyal dengesizlikler, gelişmenin ayağına pranga olmamalıdır. Parti içi demokrasinin işlemediği yerde, parlamentonun yürütmeyi denetleme fonksiyonu da işlemiyor. Adalet duygusunu yitirmiş bir toplumun gelecekten beklentisi olamaz. Kutuplaşmış toplum, kendini yiyip bitirmeye mahkûmdur."
mtamer@milliyet.com.tr
|
|