Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Mart 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
IMF ve AB'den sonra şimdi de TÜSİAD çapası


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİAD, ilk kadın Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ'la birlikte, erkek dili yerine kadın dilinin ağır basacağı yeni bir döneme adımını atıyor.
Yalçındağ, başkan seçildikten sonraki ilk önemli konuşmasını, dün olağanüstü toplantıya çağırdığı Yüksek İstişare Konseyi'nde yaptı ve toplantı öncesinde TÜSİAD üyelerinin "Neden olağanüstü toplanma gereği duyuldu?" yolundaki merakı da, sanırım kısa sürede giderilmiş oldu.
Yalçındağ, ne istediğini çok net ortaya koydu: "Sloganlaşmış siyasi söylemlerle sürdürülen, gerçek anlamda kimsenin kazanmadığı bir kör dövüşü bizi; zaman, enerji ve kaynak kaybettiğimiz, gelişmiş ülkelere yetişme çabamızda bir kez daha geride kalacağımız bir noktaya sürükleyecektir. Amacımız, ülke gündemini işgal eden konuların, toplumsal hedeflerimizin gerçekleştirilmesiyle bağlantılı olmasını sağlamak. TÜSİAD'da bu amaca yönelik tartışma platformları yaratmalıyız."

"Kendi içsel çapamız"
TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi normalde haziranda toplanacaktı; oysa Yalçındağ, kendi döneminin hedeflerini bir an önce koymak istiyordu ve yakın çalışma arkadaşlarının ifadesine göre, başkan olduğu ilk günden beri "Artık Türkiye'nin IMF ve AB çapası dışında kendi içsel bir çapası olması lazım" diyordu. Ve TÜSİAD'ın beyin takımı bu çapayı 1 Ocak 2014 olarak belirledi. Hedef, AB'nin yeni bütçe dönemi olan 2014 yılına kadar, istikrarlı ve reformcu bir Türkiye'yi yaratmak olmalıydı.
Türkiye'nin ekonomik performansı son dönemde sıra dışı bir iyileşme göstermesine karşın, reform heyecanı yok olmuştu. Hem cumhurbaşkanlığı, hem de genel seçimleri yaşayacağımız 2007 yılı, Türkiye'nin geleceği açısından kritik bir dönemeci oluşturuyordu. Ekonomiyle ilgili politik kararların siyasi riski artırdığı, toplumdaki kutuplaşmanın tehlike sinyalleri verdiği ortadaydı.
Türkiye, 2007 yılından toplumsal uzlaşmayı sağlamış ve siyasal istikrarını korumuş olarak çıkabilmesi ve 2014'teki güçlü ekonomi ve güçlü demokrasi hedefine varabilmesi için neler yapmalıydı?

Tartışma platformları
Yalçındağ'ın konuşma metninden cımbızla çektiğim aşağıdaki cümlelerden, tartışma platformlarının hangi alanlarda oluşturulacağının ipuçlarını bulabilirsiniz belki:
  • " Salt makroekonomik istikrar sağlanması suretiyle elde edilebilecek ek büyüme kapasitesinin sınırına gelinmiştir. Güçlü bir ekonomi için, mikro reformların yapılması şarttır.
  • Reel sektör, dünya rekoru kıran reel faiz yüzünden iş yapamaz hale gelmiştir.
  • Böylesine büyük bir ekonomik dönüşüme, mutlaka ve mutlaka bir sosyal dönüşümün eşlik etmesi gerekir.
  • Eğitim, ideolojik mücadele alanı olarak değil, kalkınmanın stratejik bir faktörüdür.
  • Vasıfsız bir işgücüyle gelişmiş bir ekonomi yaratılamaz.
  • Kadınları kısıtlayan bir toplum, kendini kısıtlar.
  • Sosyal dengesizlikler, gelişmenin ayağına pranga olmamalıdır.
  • Parti içi demokrasinin işlemediği yerde, parlamentonun yürütmeyi denetleme fonksiyonu da işlemiyor.
  • Adalet duygusunu yitirmiş bir toplumun gelecekten beklentisi olamaz.
  • Kutuplaşmış toplum, kendini yiyip bitirmeye mahkûmdur."


  • mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Kürtçü siyasetin sorunları
    DTP neden olağanüstü kongre yaptı? "Yeni bir ...
    Çetin ALTAN
    Gerçek tarihten kahkahalar; 11. Emevi Halifesi II. Velid
    Rahmetli Turgut Özal da; "resmi tarih"in insa...
    Melih AŞIK
    Farkında mısınız?
    Cumhuriyet gazetesinin manşetinde karanlıkta ...
    Fikret BİLA
    Evren: Ankara tıkandı
    Türkiye'de merkezi yönetim sisteminin tıkandı...
    Hasan CEMAL
    Buyrun, burdan yakın!
    Önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyü...
    Güneri CIVAOĞLU
    Tehdit: Ulusal / Yaşamsal...
    Başbakan Erdoğan'ın 28 Şubat bağlamında "Geçm...
    Abbas GÜÇLÜ
    Türkiye bilimi sevdi
    Popstar, dansstar, oryantalstar, buzstar yarı...
    Hurşit GÜNEŞ
    Kim üretecek, kim alacak?
    Birkaç hafta önce Wharton School'dan Prof. Je...
    Metin MÜNİR
    Alfa'nın Turkcell yargı maceraları
    Alfa Turkcell'e ortak olduğu için saçını başı...
    Faik ÖZTRAK
    Geçen yılın bütçe performansının bedeli ödenmeye başladı
    Bu hafta hükümetin çok güvendiği küresel piya...
    Hasan PULUR
    Adaletin bu mu?
    SOVYETLER'de eski liderlere "lakap" takmak iç...
    Derya SAZAK
    Hollanda çıkarması
    Sıcak, esprili "teatral" bir orkestra, Hollan...
    Meral TAMER
    IMF ve AB'den sonra şimdi de TÜSİAD çapası
    Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİA...
    Ece TEMELKURAN
    "Hainlik" bizde kalsın!
    Belli ki gazetecilerin sadece "yanak okşayan"...
    Güngör URAS
    Faiz oyunu "Carry Trade"
    IMF Başkanı Rato, "Japon yeni üzerinden kâr e...
    M. Ali BİRAND
    Barzani bizi neden bu kadar sinirlendiriyor?
    Bağımsız bir Kürt devleti kurulmasının, Türki...

    © 2006 Milliyet