Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Mart 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Hainlik" bizde kalsın!


Belli ki gazetecilerin sadece "yanak okşayan"ını makbul sayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen günlerde Milliyet gazetesiyle ilgili olarak açtı ağzını, yumdu gözünü. Nihayet bugünlerde pek moda olan, daha ziyade tetikçilere hedef göstermekte kullanılan o nitelemeyi de yaptı.

Vatan haini!
Bildiğim kadarıyla Milliyet gazetecilik yapmak dışında bir "ihanet"te bulunmadı. Ama zaten Başbakan gazetecilikten de gazetecilerden de hiç hazzetmiyor. Kendisinin iktidar koltuğuna oturduktan sonra muhabirlere kesmeye başladığı belirgin bir Kasımpaşa raconu var.

Gazeteciye bakışı
Mikrofon uzatan muhabirlere üstten bakmalar, soruya cevap vermeden önce ve her seferinde "Şimdiii..." diye bir ağır molla tavırlar, muhabirleri lüzumsuz yere ortalığı karıştıran çoluk çocuk yerine koyan bakışlar fırlatmalar...
Hatta Tayyip Bey'in yüzünde bazen öyle bir ifade oluşuyor ki muhabir haber yapmak olan asli işini yapmıyor da hususi Başbakan Tayyip Erdoğan'a kişisel gıcığı olduğu için soru soruyor sanırsınız. Başbakan neredeyse her seferinde kendisine devlet ve hükümet işleriyle ilgili sorulan sıradan soruları bile "Yan mı baktın?" asabiyetiyle karşılıyor. Hatta kendi jargonuyla söyleyelim, Tayyip Bey'in gazetecilere genel bakışı şu:
"Yan mı baktın bana!"

Korkan çok!
Fakat sanırım tek korkan ben değilim. Başbakan'dan korkan gazeteciler de var. Bilhassa televizyonda. Dikkat ediyorum, Tayyip Bey'e soru sormak için bir araya gelen kelli ferli gazeteciler bile her programda oturdukları koltuğa tam oturmadan, kenarına ilişiyorlar.
Tayyip Bey her seferinde ortamda kimin erk olduğunu fazla fazla hissettirerek koltuğunda kaykılırken gazeteciler hep koltuğun kenarında. Üstelik neredeyse herkesin sesi içine kaçıyor onun karşısında. Başkalarına gelince en kabadayı gazeteciliği yapanlar bile Tayyip Bey'in karşısında ezilip büzülüyor.

Yafta geçiriliyor
Anlaşılan o ki Başbakan için doğrusu bu. Anlaşılan o ki Başbakan'ın sevdiği gazetecilik, sevdiği gazeteciler bu şekilde. Çünkü böyle yapmayınca adınız çıkıyor, "vatan haini" yaftası hükümetin başı tarafından boynunuza geçiriliveriliyor.
Hem de ne için? Dik durduğunuz için. Başbakan'ın karşısındaki koltuğa adam gibi oturduğunuz için. Sesiniz içine kaçmadığı için. Sesinizi, sadece efendi gibi haber yaparak duyurduğunuz için. Soru sorabildiğiniz, sorgulayabildiğiniz için. Ne diyeyim? "Hainlik" bizde kalsın! "Yanak okşayan gazeteciler", sevgili Tayyip Bey, sizin olsun!
Ama Başbakan'a da, yüzümüzü kızartıp şunu söylemek gerekiyor:

Bekliyoruz!
Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan, yalnız değilsiniz! Milliyet var! Bu ülkede Milliyet'te ve başka gazetelerde, iktidar koltuğunuzun karşısına koltuğunu çekip kendisini sizinle eşit hissederek size soru sormaktan utanmayacak, çekinmeyecek, sesi içine kaçmayacak, terlemeden, gevelemeden, çatır çatır konuşabilecek gazeteciler var. Hâlâ var.
Siz vatan haini diyebilirsiniz ama biz onlara "gazeteci" diyoruz. Sizin de bir gün Kasımpaşa'dan kurtulup aramıza katılmanızı diliyoruz.

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Kürtçü siyasetin sorunları
DTP neden olağanüstü kongre yaptı? "Yeni bir ...
Çetin ALTAN
Gerçek tarihten kahkahalar; 11. Emevi Halifesi II. Velid
Rahmetli Turgut Özal da; "resmi tarih"in insa...
Melih AŞIK
Farkında mısınız?
Cumhuriyet gazetesinin manşetinde karanlıkta ...
Fikret BİLA
Evren: Ankara tıkandı
Türkiye'de merkezi yönetim sisteminin tıkandı...
Hasan CEMAL
Buyrun, burdan yakın!
Önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyü...
Güneri CIVAOĞLU
Tehdit: Ulusal / Yaşamsal...
Başbakan Erdoğan'ın 28 Şubat bağlamında "Geçm...
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye bilimi sevdi
Popstar, dansstar, oryantalstar, buzstar yarı...
Hurşit GÜNEŞ
Kim üretecek, kim alacak?
Birkaç hafta önce Wharton School'dan Prof. Je...
Metin MÜNİR
Alfa'nın Turkcell yargı maceraları
Alfa Turkcell'e ortak olduğu için saçını başı...
Faik ÖZTRAK
Geçen yılın bütçe performansının bedeli ödenmeye başladı
Bu hafta hükümetin çok güvendiği küresel piya...
Hasan PULUR
Adaletin bu mu?
SOVYETLER'de eski liderlere "lakap" takmak iç...
Derya SAZAK
Hollanda çıkarması
Sıcak, esprili "teatral" bir orkestra, Hollan...
Meral TAMER
IMF ve AB'den sonra şimdi de TÜSİAD çapası
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİA...
Ece TEMELKURAN
"Hainlik" bizde kalsın!
Belli ki gazetecilerin sadece "yanak okşayan"...
Güngör URAS
Faiz oyunu "Carry Trade"
IMF Başkanı Rato, "Japon yeni üzerinden kâr e...
M. Ali BİRAND
Barzani bizi neden bu kadar sinirlendiriyor?
Bağımsız bir Kürt devleti kurulmasının, Türki...

© 2006 Milliyet