MİLLİYET'İN ÜÇ USTA KALEMİ, SÜPER LİG'İ ANALİZ ETTİ, KÖTÜ FUTBOLU VE ÜÇ BÜYÜKLERİ DEĞERLENDİRDİ
Anadolu yerinde sayıyor!
MİLLİYET yazarları devleri masaya yatırıyor
Üç büyüklere ne oldu
Mustafa Denizli, Rıdvan Dilmen ve Mehmet Demirkol yazıyor
Anadolu kulüplerinde kımıldama var, ama onların yükselişi otuz ise, üç büyüklerdeki düşüş 40-50 civarında. Eğer Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş üst düzey futbol oynayıp da bu tablo karşımızda olsaydı, Anadolu'nun iyi olduğundan söz edebilirdik
Mustafa Denizli
Ligin bugünkü görüntüsünde Anadolu kulüplerinin fazla bir rolü yok. Geçtiğimiz yılın 22. haftası ile bu sezonu karşılaştırın aynı puandalar. Üç büyükler iyi olduğunda Anadolu kulüpleri zaten ortada olmuyorlar. Kötü gittiklerinde de durum değişmiyor
Rıdvan Dilmen
Ligde kalmak, mümkün olduğunca yukarıda yer kapmak artık her şeyden önemli. Yayın gelirleri, üzerine İddaa'dan gelen büyük kaynak diğerlerinin bakışını etkiledi. Kimse mevzi kaybetmek istemiyor. Fırsatını bulan da öne çıkma niyetinde
Mehmet Demirkol
- Üç büyüklerin bu sezon kötü gidişlerinde, Anadolu kulüplerinin güçlenmesinin rolü var mı?
Mustafa Denizli:
"Ligdeki bu tabloyu birinci derecede ortaya çıkaran faktör, üç büyüklerin olumsuz görüntüsüdür. Türkiye'de üç büyükler üst düzey futbol oynar, her şeyi yapar ve buna rağmen aynı tablo ortaya çıkarsa o zaman birinci derecede Anadolu kulüplerinin iyi olmasından söz edebiliriz.Ama birinci faktör bu değil. İlk faktör üç büyüklerin hiçbirisinin istenilen düzeyde futbol oynamamasıdır. Hal böyle olunca Anadolu kulüplerinin onların karşısında başarılı olma şansı kolaylaşıyor. Yani Anadolu kulüplerinde mutlaka bir kımıldama var, ama onların yükselişi otuz ise üç büyüklerdeki düşüş 40-50 civarında. Anadolu takımları özellikle kendi sahalarında büyüklerle oynadıkları maçlarda daha çok mücadele ediyor, daha çok koşuyor. Fizik mücadele ortaya çıktığı zaman da, kalite farkı ortadan kalkıyor."
Rıdvan Dilmen:
"Anadolu takımları geçen sene neyse, bu sene de aynı çizgide. Geçen yıl 22. haftaya bakıyorsunuz, Kayserispor, Gençlerbirliği veya herhangi bir Anadolu takımının kaç puanı varsa, bu yıl da o kadar toplamışlar. Ekstra bir puan farkları yok. Sorun üç büyüklerde.Ligin bu görüntüsünde Anadolu kulüplerinin fazla bir rolü yok. Şu an üç büyüklerin sezon başından bu yana gösterdikleri performansa rağmen ilk üçte bir tane Anadolu takımı göremiyorsak, zaten kimse aksini savunamaz. Zaten de bizim hayıflandığımız konu bu. Üç büyükler iyi gittiğinde zaten Anadolu kulüpleri ortada yoklar. Kötü gidiyorlar yine yoklar. Arada kazanılan büyük maçlar, Anadolu takımları daha güçlü gibi bir kanı oluşturdu. Oysa Kayserispor geçen yıl 37 puan almıştı, şimdi 35 puanda."
Mehmet Demirkol:
"Ligde kalmak, ligde mümkün olduğunca yukarıda yer kapmak artık her şeyden daha önemli. Yayın gelirleri, üzerine İddaa'dan gelen büyük kaynak diğerlerinin bakışını etkiledi. Artık kimse mevzi kaybetmek istemiyor. Fırsatını bulan da öne çıkma niyetinde.İstanbul Oligarşisi cephesinde durum pek değişmiyor: Büyükler her türlü yatırım niyetine rağmen hâlâ 30-40 yıl öncesinin yönetim zihniyetini tam olarak kırabilmiş değil. Onlar modern kulüp yönetimine geçmekte zorlanıyor. Sebep bazısı için taraftar, bazısı için kongre hatta basın baskısı. Ancak belediye gelirleriyle palazlanan Anadolu için hareket sahası daha geniş. Misal bugün Kayseri'nin yapılanması üç büyüklerinkinden daha sağlıklı. Sonuçta kısıtlı ama efektif kullanılan bir bütçeyle ve orta sınıf oyuncularla tepeye yakın durabiliyorlar.
Eğer bu daha adaletli ve yarışmacılığa dayalı kaynak paylaşımı düzelerek devam ederse büyükler için durum daha zor olacak. Antalya, Kayseri, Manisa stat yapımı işinde adım atıyor ama Galatasaray hâlâ olduğu yerde. Bunun saha performansına yansımaması mümkün değil."
- Üç büyüklerin transfer politikaları mı bu gidişin nedenlerinden biri oldu? Yönetimler gerekli hamleleri yapamadı mı?
Rıdvan Dilmen:
"Artık dünya kulüpleri dediğimiz zaman, bu kulüpler bir yıl sonraki projelerini çok önceden hazırlıyorlar. Arsenal önümüzdeki sezonun transfer politikasını şimdiden belirlemiştir bile. Üç büyük takıma baktığımızda; ligler mayısta bitti. Bırakın sezon içindeki hazırlıklarda, sezon bitiminde dahi Carrusca, İnamoto, Edu, Lugano, Kezman, Deivid, Ricardinho, Delgado gibi oyuncular hiçbirinin listesinde değildi. Üç büyüklerin kadrosunda bulunan yabancıların çoğunluğu sezon başladıktan sonra geldiler.Fenerbahçe'nin sezona başlarken devam etmeyi düşündüğü Luciano ve Anelka'dan dolayı bir özürü var. Luciano sakatlandı, Anelka da gitmek istedi. Üzerine Aurelio da Türk oldu. Daha hazırlıksız yakalandılar ve yeni bir teknik adam vardı. Her şeye rağmen daha arıştırıcı bir politika olması lazımdı. Özellikle de aynı teknik adamla devam eden Galatasaray'ın daha doğru adımlar atması gerekirdi.
Beşiktaş'ta Ricardinho ve Delgado gibi aynı tipte oyuncuların transferi kulübe hem maddi kayıp getirdi, hem de oyun stratejisini hâlâ belirleyememelerine sebep oldu. Galatasaray iki yıldır ihtiyacı olan bölgelere değil, aynı ayarda oyuncusu olmasına rağmen orta sahanın göbeğine ve sol öne iki oyuncu aldı. Bakalım 22 haftalık performansa. Yabancıların katkıları son derece düşük, yeni transferler adına. Kezman'ın attığı gol sayısı 4'ü geçmemiş. İnamoto'nun golü yok. Carrusca'nın da yok. Ricardinho ile Delgado'yu toplasan altı tane atmadılar. Avrupa kupaları performansları da iyi değil bu oyuncuların. Panik halinde yapılmış transferler, ki takımların ilk on birlerinin yarısı yabancı olduğu için performansa doğrudan etki yapıyor."
Mehmet Demirkol:
"Transfer büyükler cephesinde öncelikle bir yarış olarak görülüyor. Kazanmak şampiyon olmak kadar önemli. Öte yandan Anadolu kulüplerinin sağlıklı yönetilenlerinde durum farklı. Transferi bir yönetici menajer- basın - taraftar işi, alışverişi olmaktan çıkarıp, scout-sportif direksiyon işine çevirebilen az sayıda takımın başarılı olması tesadüfi değil."- Fenerbahçe'nin istikrarsızlığında Zico ne gibi hatalar yapıyor?
Rıdvan Dilmen:
"Zico, ilk yarının 8. haftasından sonra hem takımın konsantrasyonunu artırmayı başardı, hem de taktik açıdan önemli hamleler yaptı. Geç de olsa oyuncu seçimlerini doğru yapmaya başladı, sisteminde değişikliğe gitti. Bu ilk yarı sonuna kadar devam etti. En azından oyun disiplini ve fizik kapasite üst düzeydeydi. Rakiplere pozisyon vermeyen ve bol pozisyon bulan takım görüntüsü vardı. Buna özellikle o dönemlerde hem Avrupa'da, hem ligde iyi takımlarla oynamanın verdiği motivasyon ve ciddiyetinin neden olduğunu şimdilerde gördük.İlk yarı bitiminden sonra hazırlık döneminde çok önemli oyuncular Kezman, Appiah, Önder, Alex, Lugano sakatlıklardan dolayı iyi çalışmadılar. Hemen hemen hiç hazırlık maçında oynamamaları, sanki lig bitmiş gibi bir görüntü sergilemeleri takımın ikinci yarıya kötü başlayacağının sinyalleriydi. Antalya'da Mardinspor ile oynanan ilk hazırlık maçı aslında bugünleri gösteriyordu. 2-0 önde götürdüğü maçı 2-2 bitirmişti. Orada ihtar vardı ama kafalarda sezon bitmişti.
Erciyes deplasmanında alınan beraberlik, zor kazanılan Gençlerbirliği maçı, Rize yenilgisi, Sakarya maçının son 60 dakikası ve Alkmaar karşısında 2-0'ı koruyamamak, aslında Mardin maçının ikinci yarısında oynanan oyunun yansımalarıydı. Bir de Zico kötü giderken teşhis koyup, tedavi edemedi. Peki ne yapabilirdi? Tabii ki Fenerbahçe'nin oynamak istediği sistem alışık olduğu bir sistem. Ama arızalar başlamıştı. Fiziki yetersizlik, önemli silahların iyi hazırlanamaması, topu rakip yarı alana taşımakta ve daha önemlisi rakip yarı alanda maçların geçmesini sağlamadı. Tipik bir kontratak takımı doğdu. Maçlar artık Fenerbahçe yarı alanında oynanıyor, cılız kontralarla pozisyon üretilmeye çalışılıyordu. Sadece Sakarya maçının ilk 20 dakikası Fenerbahçe rakibi bunalttı. Evet, bu maç geliyor dendi. Ama o kadar.
O zaman antrenörler rotasyon yapmalı. Örneğin Önder 4 günde 10 maç oynadı. Yoruldu. Bütün iyi niyetine rağmen oynadığı 3-4 hafta fiziğinin düştüğünü gördük. Bunun gibi 3-4 oyuncu var. Zico, kupada yaptığı rotasyonu Antalya'da yapabilirdi. Yapmalıydı da. Bu sistem zor maçlar için uygun sistem. Ama Anadolu takımlarına karşı zaman zaman oyun şablonunda değişiklik yapabilirsiniz. Bunu oynayabilecek takım potansiyeli var. Örneğin geriye düşüyorsun Rize'de. Sistem aynı, oyuncular farklı oluyor. Deivid'i sokuyor, sağ açığa koyuyor. Semih tek santrfor kalıyor. Bazı maçlarda bazı skorlara göre iki forvete dönülebilir. Yani Alkmaar ile Antalya'yı aynı kefeye koyduğunuz zaman yorgun takım başarılı olamıyor."
Mehmet Demirkol:
"Fenerbahçe'nin oyun limiti Zico'nun daha önce test edilmemiş futbol adamlığı limiti kadar. Bu UEFA Şampiyonluğu'nu kafasına koymuş bir kulüp için kabul edilemez bir durum. Sorun burada, Zico'da değil. Avrupa'da ya da futbolun gerçekten üst düzeyde oynandığı bir yerde hocalık yapmamış bir teknik adamı yüksek hedefli bir takımın başına koyabilirsiniz. Ancak o kulübün geçerli bir futbol karakteri olması şartıyla. Kulübün bir futbol planlaması ya da aklının olması şartıyla. Fenerbahçe, bunların hiçbirisine sahip değilken Avrupa'da daha önce olmamış bir hocayı takımın başına getirdi. Bu şartlarda Zico'nun başarılı olmadığını söyleyemeyiz. Avrupa'da en ileri giden, kupada yürüyen ve ligde farklı lider bir takımı var. Brezilya'daki bir arkadaşına böyle anlatsa "Bu adamlar delirmiş olmalı" cevabını alır mutlaka."|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

