|
Eyalet ve etnik milliyetçilik
KENAN Evren de bölücü oldu! Amerikalılar Kenan Evren'e dün "Türk-İslam sentezi"ni, bugün "eyalet sistemi"ni söylettiriyor! Dün Diyarbakır hapishanelerinde işkencecilerle PKK'yı semirtti, şimdi eyalet sistemini sunuyor onlara!
Bunlar basında ve TV ekranlarında bazı meslektaşların söylediği zırvalardır!
Evren'i 12 Eylül için, 12 Eylül'ün uygulamaları için, 12 Eylül Anayasası'ndaki oligarşik yapılanmalar için eleştirmek başka şeydir. Bu zırvalar başka...
Türkiye'de Kürtler olduğu için Kürt sorunu vardır.
İngilizler İstiklal Harbi sırasında Mustafa Kemal hareketine karşı Kürt isyanı çıkarttırmak için çok uğraştılar ama birkaç önemsiz hadise dışında, muvaffak olamadılar.
Zaferden sonra, 1925'te patlak veren Şeyh Sait İsyanı'ndan bugüne kadar Türkiye'nin daima bir Kürt meselesi olmuştur. Atatürk ve İnönü de çözememiş, darbeler ve demokratik hükümetler de çözememiştir. Sorunun "kökü içeride"dir. PKK'nın 1984'teki Eruh baskınından beri de tekrar en yakıcı sorunumuz olarak gündemdedir.
Eyalet çözüm mü?
Eyalet sistemi, yani etnik kimliklerin ayrı kamusal bölgeler veya yönetimler biçiminde kurumlaştırılması rahatlama getirmiyor, aksine sürtüşmeyi artırıyor. Anthony Birch, David Miller, Michael O'Neil, John McGarry gibi bilim adamlarının araştırmaları bunu kanıtlıyor.
Amerikan ve Alman federasyonları, tarihte çeşitli parçaları "birleştirerek" oluşmuş oldukları için başarılıdır. Türkiye gibi, bin yıldır iç sınırları olmamış, yüz elli yıldır da "üniter devlet" yönünde gelişmekte olan bir ülkede eyalet sistemi "parçalara ayırma" etkisi yapar, "merkezkaç" dinamiklerini, çatışmaları kışkırtır.
Elbette bir gerçek daha var: Belli bir büyüklüğe ve yoğunluğa sahip etnik kimlikleri yasaklayarak silmek de mümkün olmuyor. Hatta şiddetli baskı şiddetli reaksiyonlar yaratabiliyor.
Çözüm için fizik formülü gibi evrensel reçeteler de yok. Ülkelerin tarihleri, gelenekleri, sosyolojik yapıları, bunların oluşturduğu algılama biçimleri farklıdır çünkü.
Türkiye'de tarihen din kardeşliği, hukuken "vatandaşlık" sayesinde nüfus iç içe geçmiş, 'iç sınırlar' hiç olmamıştır. Bugün Kürt kökenli vatandaşlarımızın çok büyük kısmı bölge dışında, ülke sathına yayılmıştır. Eyalet sınırı çizmeye kalkmak bile facialara yol açar.
Uçlar tehlikelidir
Bu kadar iç içe geçmiş, şehirleşmiş, dışa açılmış bir toplumda etnik kimlikleri eski usullerle bastırmaya kalkmak da, Ahmet Türk ve partisinin yaptığı gibi, Kuzey İrlanda ve Belçika'daki etnik yapılanmaları, eyalet sistemlerini örnek göstererek etnik milliyetçilik yapmak da yanlıştır.
İkisi de hem bilime hem sağduyuya aykırıdır.
Kenan Evren'in söylediği aslında "eyalet sistemi" değil, bölge valiliğidir. Uzmanı olmadığı için terimleri yerinde kullanmıyor.
Bölge valiliği bürokrasiyi artırır. İdari etkinlik için il sayısını azaltmak daha doğru olur.
Türkiye, bölgeci bencillikleri tahrik edecek yapılanmalardan sakınmalıdır: Unutmayalım, Türkiye'de toplam vergilerin yüzde 84'ünü dört ilimiz, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Ankara ödüyor.
Elbette GAP bu vergilerle yapılıyor.
Uçlar daima tehlikelidir. Çözümler ortalardan, ılımlı arayışlardan çıkacaktır: Üniter devlet, sağduyu, saygı rehber ilkelerimiz olmalıdır...
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|