|
25 yaş düğümü
1 gün için Ankara'ya gittim. Siyasetin göbek taşına düştüm. TÜTAV'ın 25. kuruluş yıldönümü için başta Kemal Baytaş'ın konukları arasında eski ve yeni bakanlar, milletvekilleri, yüksek bürokratlar, askerler, yüksek yargı, üniversite camiası, Ali Şen gibi spor, işadamı ve medya ünlüleri bir aradaydı.
Siyaset kazanı kaynadı. Birkaç kepçe buraya boşaltayım...
Seçim ne zaman?
Genel seçimler tarihi hâlâ soru işareti... Bu sorunun cevabında "seçilme yaşının 25'e indirilmesi" önemli parametre...
Yüksek Seçim Kurulu'na iktidar "Önümüzdeki genel seçimlerde 25 yaşındakiler de seçilebilecek mi?" diye sormuş.
Yüksek Seçim Kurulu'nun cevabı ise -mealen- şöyle:
"Seçilme yaşını 25'e indiren yasa düzenlemesi, 28 Ekim 2006 tarihinde yürürlüğe girdi. Anayasa'nın 67. maddesi 'seçim yasalarında değişikliklerin yürürlük tarihinden itibaren 1 yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamayacağını' öngörüyor. 25 yaş için görüşümüz genel seçimlerin yapılacağı tarihin kesinleşmesi sonrası oluşabilir."
Bu durumda...
AKP "seçilme yaşını 25'e, vitrin süslemesi" diye indirmediyse, genel seçimlerin 28 Ekim'den önce yapılmaması gerekiyor.
AKP, siyasal hafızası oluşmamış C, D, E sosyal sınıf gençlere oynuyor.
42 milyon yeni ve genç seçmen, kendilerine seçilme mesafesini de kısaltan bu düzenlemenin rüzgârını sevebilir.
DEMOKRAT PARTİ GİRİŞİMİ
TÜTAV'ın davetinde kaynayan politika kazanından bir kepçe daha...
"CHP'nin AKP'ye" alternatif olamadığı ve ses getirecek bir girişimin gereği konuşulmakta.
Dillerde dolaşan bir "Demokrat Parti" formülü var.
Siyasette isim yapmış ancak dağınık halde olanların ve de yüzde 10 barajını geçme olasılığı kuşkulu partilerin "Demokrat Parti" adı altında toplanması...
Hikmet Çetin'i, bu "çatı" girişiminin başına geçirme gayretleri yoğun. Bana "romantik", biraz da "gecikmiş" göründü.
Afganistan'a giderken 40 yılı aşkın arkadaşlığımız olan Hikmet Çetin'e "Dönüşten sonra cumhurbaşkanı olarak devam edebilirsin" demiştim.
Keşke...
Çetin'in iyi niyetli, fakat romantik siyaset girişimlerinde kendini yıpratacağını sanmıyorum.
MARİFETE İLTİFAT
Cem Hakko'nun Power Türk Müzik Ödülleri gecesinden görüntüler, sevdiğim sözü bir kez daha doğruladı; "Para kazanmak beceridir, harcamak ise kültür..."
Power Türk Müzik Ödülleri örnek bir davetti.
Sahne düzeni, Meltem Cumbul'un sunumu, ödül vermek üzere seçilen konuklar güzeldi.
Sunum sürerken sahnede bir yandan da az sonra Kenan Doğulu'nun vereceği konser için hazırlık yapılıyordu.
Bembeyaz iş giysileri içinde taşıyıcılar, neredeyse dans edercesine bir set kurdular.
Enstrümanları kayarcasına getirip yerleştirdiler.
Her şey sade bir şıklık içindeydi.
Lütfü Kırdar'ın girişinde kokteyl ve konser sonrası sunumda patenle kayan şortlu genç kız garsonlar ilgi çekiyordu. Şortları, göğüslerinde ışıklı "Power Türk" tişörtleri, ellerinde tepsiler davetliler arasında kayarak içki ve yemek servisi yapıyorlardı.
Geceye damgasını Kenan Doğulu vurdu.
Aldığı 3 ödül, Eurovision öncesi moral yelkenlerini dolduracak iyi bir rüzgâr olabilir.
Böyle ödüller, zorlanmakta olan müzik sektörüne hayat öpücükleridir.
Talep yaratır. Sanatçıya adrenalin basar.
"Marifet, iltifata tabidir."
gunericivaoglu@milliyet.com.tr
|
|