|
Dilara cinayeti
Ankara'da "yüksek siyaset", Kuzey Irak'taki Kürtler ve Kerkük gibi "sınır ötesi" sorunlara yaklaşım konusunda dil ve strateji tartışmaları yaparken, İstanbul Şirinevler'de 5 yaşında bir kız çocuğu üzeri kartonla kapatılmış rögara düşerek öldü.
Cadde ve sokakların "köstebek çukuru" gibi kazıldığı "megaköy" İstanbul'da Tavukçu Deresi'nin ıslah çalışması en az "Büyük Ortadoğu kaosu" kadar tehlike arz ettiği için annesinin elinden kurtulan küçük kızı, düştüğü rögardan kurtarmak mümkün olmadı. Zavallı çocuğun cansız bedeni, birkaç kilometre ileride, kanalın denize aktığı yerde bulunmuş.
Dumru ailesi kızlarını acı içinde toprağa verdiler.
Dilara cinayetinden sonra belediye ve İSKİ başta, herkes suçu birbirine atıyor. Müteahhit firma "Herkesin başına bekçi dikemeyiz" diye sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor. Dünkü gazetelerde Avrupa'dan ve Türkiye'den şantiye manzaraları vardı.
Uyarı levhası konulmadan, etrafı çevrilmeden üzerleri kartonla, taşla kapatılan rögarlar yayalar ve araçlar için birer tuzak ve "ölüm çukuru" haline gelebiliyor.
Kavşak inşaatlarında da görüyoruz, servis yolu açılmadan devasa iş makineleri, vinç ve kepçeler çalışabiliyor. Elinde soluk kırmızı bezli bir inşaat işçisi, o kargaşanın içinde trafiği yönetmeye kalkışır. Şansınız varsa, kepçeden kurtulup yola devam edersiniz.
Ya da küçük Dilara gibi ölüme gidersiniz!
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da isyan ediyor:
"Dünyayı etkilesin diye çaba gösterdiğimiz bir şehirde şantiyecilik böyle olmaz. Hâlâ tarlada çalışıyormuş gibi aymaz bir davranış. Oraya kendi işçisi de düşebilirdi, basit kaplamalarla falan olmaz. Başı boşluk, bir düzensizlik normale dönmüş. Gereken incelemeyi ayrıca ben yaptırıyorum. Herkes sorumlu burada."
Dilara'nın ölümü üzerine dere ıslah çalışması yapan şirketin üç çalışanı tutuklanmış.
Dava açılsa bile birkaç ay sonra unutulur, Marmara depreminden ceza gören tek müteahhit Veli Göçer örneğindeki gibi kimseden hesap sorulmaz. Sorumluluk Dilara'nın ailesine yıkılır!
Geçen hafta Zeytinburnu'nda yıkılan koca apartmana raporu verenlere acaba ne oldu?
İstanbul, yaşanmaz bir kent haline geldi.
Şanslı olan ayakta kalıyor.
Kapkaç, çeteler, trafik kaosu ve şimdi de deprem bekleyen kentin yapı güvenliğinden yoksun mahallelerinde, tuzaklarla dolu cadde ve yollarında yaşamaya çalışanların trajedisi. Dilara'yı kaybeden Dumru ailesinin gözyaşları.
2007 Türkiye'sinden insan manzaraları böyle mi olacaktı?!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|