Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dikkat! Duygusal bir yazı bu!

Ben evliliğin duygusal sıcaklığına, "yuva"ya inanıyorum hâlâ... Evden çıkınca camdan, balkondan birbirimize el sallamaya, gözden kaybolana kadar arkasından bakmaya...


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Çok mu duygusal biriyim? Olmayacak hayaller peşinde miyim? Benden daha romantik kimse kalmadı mı?
Kendime böyle sorular sormuşluğum yoktu benim.
Ama insanın dolduğu bir an oluyor işte.
Benim dolduğumu fark ettiren şey Demet Akalın'ın bir sözü oldu; "Gençken küpümü doldurmak istiyorum" dedi. Ondan boşanmışlar. Ben en başından beri bu evliliğin gerçekleşmeyeceğini, gerçekleşse de yürümeyeceğini yazmamış mıydım...
Demet'in hayata ya da evliliğe bakışı meselem değil, benim derdim kendi bakışımla.
Ben evliliğin duygusal sıcaklığına, "yuva"ya inanıyorum hâlâ... Birlikte yaşlanmaya, eşimin sıcaklığına, kokusuna bağımlı olmaya, evden çıkınca hangi işlek caddede oturursak oturalım camdan, balkondan birbirimize el sallamaya, gözden kaybolana kadar arkasından bakmaya...
Eve geleceği zaman ya da dışarıda onunla buluştuğumda heyecanlanmaya alışığım ben.
Evlenirken gelecek kaygısı yaşamadım; nasıl geçiniriz, yaşlanınca ne yaparım diye de bakmadım hiç hayata... Bunlar için birini sevmeyi ertelemeyi de hiç aklıma getirmedim. Tam tersine sevdiğimle hayat nasılsa daha kolay olacak diye inandım.
Acaba ben mi yanlış yaşıyorum hayatı?
Gelecek kaygısı? İnsanın yaşlandığında nasıl olacağından korkması değil midir bu? Peki hastalığımda, sağlığımda, canımdan çok sevdiğim, beni sevdiğinden emin olduğum biriyle, aklıma, emeğime, kendime güvenerek gelecek kaygısı gene de yaşar mıyım?
İlişkilerin istenirse çok güzel yaşanabileceğine, insanların etraflarından bir nebze de olsa arınarak sadece birbirlerinin gözlerine bakmalarının hayatlarını ne kadar güzelleştireceğine inanmakla, gerçek hazzın sadece sevdiğiniz ve sizi seven kişinin sevgisinin onayıyla hissedilebileceğini düşünmekle, buna inanıp bunun için çalışmakla hata mı yapıyorum?

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Bugün oldukça duygusalım, yeni yaşın sorgusu sanırım... Doğum günümdü... Uzun zamandır kadınlar, erkekler yolumu kesip yazdıklarıma, söylediklerime aynen devam etmemi öyle güzel bir içtenlikle söylüyorlar ki...
Hâlâ ilişkilere benim gibi bakanlar var demek ki...
Dedim ya, duygusal bir günüm bu.
İyi oyunlar herkese...

Küçük Oyun Köşesi!

"Erkeğe kendini yararlı hissettirme" oyunu!
Erkek dediğin sadece cüzdan olarak görmemeli kendini... Bunun yolu da elbette kadınlardan geçer. İşte bir erkeğe varlığının sizin için aman da ne kadar önemli olduğunu hissettirmeniz için birkaç minik öneri:
Gittiğiniz yerlerden sizi almaya gelsin diye onu arayın.
Hastalandığınızda sadece yanınızda onun olmasını isteyin.
Etrafınızdaki insanlardan ne kadar da farklı olduğunu, birlikte ne kadar özel bir hayatınız olduğunu söyleyin...
Meselenin özü onu "sen ve ben" fikrinin vazgeçilmez olduğuna ikna etmektir. Bir erkek de varlığını birlikte olduğu kadın üzerinden tanımlayabilir. Ama yok eğer bunu işi, kazancı üzerinden yapmasına fırsat verirseniz size ihtiyacı kalmaz...

Erkek Köşesi!

Uzun boylu kadının yanında boy kompleksinizi nasıl gizlersiniz?
Cevabı en basit sorulardan biridir bu... Kısa ya da orta boylu erkeklerden biriyseniz ve sizinle aynı boyda ya da sizden uzun bir kadınla beraberseniz yapacağınız en güzel şey, onunla dışarıya çıkarken ısrarla topuklu ayakkabı giymesini istemeniz olacaktır. Böylece kimse sizin bu konuda kompleksli olduğunuzu söyleyemez.

Kılavuz karga oyunu

Kadın: Gençken küpümü doldurmak istiyorum!
Erkek: Hayatı birlikte yaşamayacağımız konusunda çoktan karar vermişsin sen...
* * *
Erkek: Küpünü doldurmak istemiyor musun?
Kadın: Ne biçim soru şimdi bu!

Öptüm sizi
"Binbir Gece" benim gününü ve saatini bildiğim tek dizi... O yüzden bu defa tamamen kişisel bir öpücük göndermek istiyorum dizinin senaristlerine: Lütfen güzelim diziyi silahların ve mafyanın olduğu sıradan bir diziye dönüştürmeyin. İnsanın da içini baymayın! Ha, bir de Şehrazat'a düz taban ayakkabı giydirmekten de vazgeçerseniz sevinirim... Bunu baştan düşünecektiniz... Kocaman öpüldünüz efendim...


CUMARTESİ
Kefenin cebi var!
"Kebapları boğazımıza dizdiler"
Çantalar beyaz tırnaklar siyah
Üç kuşak bu dergiyle büyüdü
ne var, ne yok
Doğum bir travma mıdır?
En moda En yeni





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet