|
 |
|
|
Okurlarımın peşinden
yural@milliyet.com.tr
Sevgili Ekin Koleji!.. Bu hafta Miço okul gezilerinin durağı İzmir'di. Öylesine yoğun bir programımız vardı ki, dakikalarla yarıştık, desem yalan olmaz. Üç günde tam dokuz okul gezdik. Aslında programımızda 12 okul vardı. Ne yazık ki, üç okulu daha sonra iptal etmek zorunda kaldık. Bu okulların içinde Ekin Koleji son durağımız olacaktı. Ne yazık ki, zamanın darlığı nedeniyle söz verdiğimiz halde Ekin Koleji'ne gidemedik. Anladığım kadarıyla sorunumuzu aktarmamız da onlara yeterli olmamış. Çünkü günler öncesinden sergiler düzenleyip sorular hazırlayan, kitaplar, dergiler alan okurlarımız sözümüzü tutamadığımız için bize kırılmışlar ve müdürleri Yavuz Güneş'e bir mektup yazdırmışlar. Ne söylesem, ne yazsam kendimizi affettiremeyeceğimizi biliyorum. Böyle ciddi bir kurumun öğrencilerini ve velilerini, gerçekten elimizde olmayan nedenlerden dolayı üzdüğümüz için kendilerinden özür diliyoruz. Ama bu köşeden, çok yakın bir gelecekte yalnızca Ekin Koleji öğrencileriyle bir söyleşi gerçekleştirmek için İzmir'e geleceğimizin sözünü veriyoruz. Lütfen bizi bağışlasınlar. Miço verdiği her sözü tutar ve okurlarını üzmez. O, çocukları yalnızca mutlu etmek için ve doğru şeyleri öğretmek için yayın hayatında vardır. Hepimiz hepinizi ve Ekin Koleji'ni seviyoruz.
* * *
İzmir okulları gezimizle ilgili yazımızı önümüzdeki hafta sayfamızda yayımlayacağız. Her gezide olduğu gibi, bu gezinin en ilginç olaylarından birini, "Büyüyünce ne olmak istersiniz?" söyleşimizde yaşadık. Aslında bu klasikleşmiş soruyu, artık günümüz çocuklarına sormuyoruz. Sorsak da öylesine çeşitlendi ki meslekler ve yanıtlar, pop star sanatçısı olmaktan tutun da, astronottan bilgisayar mühendisliğine, tasarımcılıktan iletişim mesleklerine kadar her konuda yanıt alıyoruz. Bu kez çocuklardan biri bana, "Bundan sonra ne olmak istiyorsunuz?" diye sordu. Ben de, "Gerçekten insanlar bir şey olup kalmamalı, sürekli geliştirmeli bir şey olmalarını büyütmeli," diye yanıt verdim. Ve yapmak istediklerimi de anlattım. Bu arada küçük çocuklardan biri, "Sen bana sormayacak mısın?" dedi. Ben de, "Sorayım öyleyse," diye yanıt verdim ve sorumu sordum: "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" Biraz düşündükten sonra şöyle dedi: "Tıraş olmak istiyorum!" Bu sorunun çocuğun dünyasında ne denli sığ bir yeri olduğunu bir kez daha anladığım için sevindim. Onlar artık bir şey olmak istemiyor, yalnızca oluyor.
* * *
Bazı öğretmenler, yöneticiler okullarına davet ettikleri dergiyi de, konuk yazarı da tanımıyor. Çocukların ve velilerin yönlendirmeleriyle bu tür etkinlikleri düzenliyorlar. Bu aslında çok üzücü bir şey. Okulun adını burada vermek istemiyorum, ama 20 yıllık bir öğretmen ve müdür yardımcısı, beni odasının kapısının önünde, "Hoş geldiniz Yalçın Vural Bey!" diye karşıladı. Sonra da, "Miço, Hürriyet gazetesinin mi, Milliyet gazetesinin mi eki?" diye sordu. Neyse ki çocuklar böyle yanlışlar yapmıyor.
* * *
Bugün postadan Mustafa Güzelgöz'ün "Eşekle Gelen Aydınlık" adlı kitabı çıktı. Bu kitap üzerine daha önce de yazmıştım. Kitabın içinde, benim de bu köşede Mustafa Güzelgöz üzerine yazdığım yazım vardı. Öylesine sevindim ki, sanki yeni bir kitabım çıkmış gibi. Bu kez Aydın İleri ile Tayfun Talipoğlu daha çağdaş, daha kalıcı bir Mustafa Güzelgöz kitabı hazırlamışlar. Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında adımı görmek beni daha da mutlu etti. Bence Türkiye'de kitap fuarlarının öncüsü "Eşekli Kütüphaneci"den başkası değil. Aydın İleri'ye ve Tayfun Talipoğlu'na bu güzel çalışmaları için teşekkür ediyor, Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz'ün 50. yılını kutluyorum.
Not: Önümüzdeki sayılarımızda, hem Miço dergimizde hem de gazetemizdeki sayfada onu sizlere daha kapsamlı biçimde anlatacağım.
* * *
Bugün siz bu sayfayı okurken, ben "TÜYAP Bursa 5. Kitap Fuarı"nda olacağım. Çekirge Salonu'nda 15.15-16.15 saatleri arasında "Çocuk dünyasındaki büyük Kuşatma, dünyada ve bizde çocuk" konuları üzerine bir konuşma yapacağım. Okurlarımı ve ebeveynlerini bekliyorum.
|
|
|

|