Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Durumdan eğlence çıkarmak


Eski kuşağın "hacı ağa" diye adlandırdığı türden; "vatanımız, milletimiz; geleneklerimiz, göreneklerimiz" ezberiyle politikaya soyunarak, yeni yeni zengin olmaya başlamış "sonradan görme"lerden biri; içinden sinsi sinsi Paris'e kadar da şöyle bir uzanıp çapkınlık yapmayı hayal ediyormuş.
* * *
Çapkınlık serüvenlerinde bitirim geçinenlerden bir dostuna, Paris'te felekten birkaç gün çalmanın yolunu yordamını sormuş.
Dostu şeytanca bir gülücükle:
- Gayet basit, demiş; amerikan barları şöyle bir dolaş, bazılarında tek başına oturan genç kadınlar göreceksin. Hemen gir oraya; bardaki yüksek taburelerden birine çıkıp içecek bir şey söyle barmene.
- Sonra?
- Sonra da, tek başına oturan kadınlardan hangisini beğendiysen, ona kibarca bakarak, bir el işaretiyle davet et yanına.
- Sonra?
- Kadın yanına gelecektir; önce ona da bir içki söyle...
- Ee sonra?
- Kadehler boşaldığında:
- "İsterseniz gidip baş başa devam edelim, de...
- Peki sonra?
- Kadın kabul edecektir. Amerikan bardan birlikte çıkınca, Opera çevresindeki büyük otellerden birine götür onu; bir şişe şampanyayla havyarlı kanepeler söyleyerek lüks bir odaya çıkın.
- Tamam da, sonra?
- Hafif romantik bir müzik bul, odadaki radyoda.
- Şey, ne zaman soyunur kadın?
- Dur dur... Hemen acele etme. Önce şampanyayı patlatıp kadehleri tokuşturun ve bakışlar tatlılaşınca da; usulca ayağa kalkıp kadının boynundan göğsüne doğru şampanya dökmeye başla, aşk sözleri mırıldanarak...
Genellikle bayılırlar böyle bir yaklaşıma...
* * *
Siyasetçiliğe yaslandıktan sonra, zenginleşmeye de başlamış olan sonradan görme:
- Harika anlatıyorsun vallahi, demiş; muhteşem bir hergelesin sen. Ancak şey, biliyorsun ben hiç içki içmiyorum. Acaba söylediklerini, şampanya yerine madensuyuyla yapsam olmaz mı?
* * *
"Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için", 20'nci yüzyılla giriştiğimiz flört; beklediğimiz sonucu pek vermedi.
Neden acaba?
Sakın madensuyunu, şampanya niyetine tokuşturmaya kalkmamızdan olmasın?
* * *
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- Kaldırımlarda kapağı açık bırakılmış kanalizasyon deliklerine düşüp kaybolan yavrular neyi hatırlatıyor sana?
Hoca:
- Siyasetçilerimizin dadılık ettikleri minik demokrasimizle, sokaklarda gezintiye çıkmasını, demiş.
- Nasıl yani?
- Her dadı değişikliğinde, minik demokrasiyle başlayan sokak gezintileri bir faciayla sonuçlanıyor. Demokrasicik bir çukura düşüp bok içinde kayboluyor.
- Hoca, daha açık söyle neyi anlatmak istediğini.
Nasreddin Hoca, gülümseyerek sakalını sıvazlamış:
- TCK'nın 301'inci maddesini, demiş.
* * *
Gizli ajanların, yerli ajanların, yabancı ajanların, çift taraflı ajanların kaynaştığı Bağdat'ta; Pakistanlı bir gazeteci bir kebapçı dükkânına girip şiş köfte istemiş.
Garson tabakta 3 şiş köfte getirmiş uzunca...
Biraz sonra Pakistanlı gazeteci, garsonu çağırmış:
- 2 köfteyi güzelce yedim ama, 3'üncüsünü bir türlü dişim ısıramadı, demiş.
Garson:
- Çok doğal, her 3 köfteden birine, bir tane minik mikrofon konuyor, demiş. Ancak onu hesaba yazmıyoruz.
* * *
İştah açıcı göründükleri halde, kimsenin bir türlü dişinin kesmediği bazı bürokratlar, asla alınmasınlar.
* * *
Bir demet dikenli sözcük:
İnsanoğlu aklını en çok, başkası hakkında karar vermeye kalktığında kullanmaya başlar, daha doğrusu öyle sanırmış.
* * *
Gözleriyle güneşe dimdik bakmaya özenenler, bir daha hiçbir şeyi göremez olurlarmış.
(Burada kastedilen, herhalde Çankaya'ya bakanlar değil.)
* * *
Şan, şeref, onur, gurur, haysiyet sözcükleri; üstüne çıkılan eşaslara benzermiş. Hiçbir zaman büyüyemeyenleri, büyük göstermeye yararmış.
(Bazı eski diplomatlara hiçbir taş yok, inanın.)
* * *
Necati Cumalı'dan bir şiirle bitirelim yazıyı:

Sonuna geliyoruz

Sonuna geliyoruz dostum
Eksiliyor soframızda
Bir bir iskemleler

Duyuyorum içimde
Yeşeriyor baş verip
Toprağa vereceğim tohum

Bu yaştan sonra her şey
Uzak yakın bana eşit geliyor
Toprağı daha bir seviyorum

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Durumdan eğlence çıkarmak
Eski kuşağın "hacı ağa" diye adlandırdığı tür...
Melih AŞIK
Sakız Adası...
İzmir Kordon'da, Pasaport iskelesinin karşısı...
Fikret BİLA
Tartışmalar Türkiye'nin bekasıyla ilişkili
Son günlerde yapılan tartışmaların ve gündeme...
Hasan CEMAL
Paşa'dan telefon!
Sabah erken cep telefonum çalıyor. "Hasan Cem...
Güneri CIVAOĞLU
Evren / de Gaulle / Koç
Kenan Paşa'yı da "bölücü(!)" ilan ettiler son...
Abbas GÜÇLÜ
Maç ortasında kurallar değişir mi?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın çıkardığı pek çok ...
Metin MÜNİR
Kurabiye hırsızı
Bir kadın, bir gece havaalanında bekliyormuş....
Hasan PULUR
200 yıllık fetvalar
ÇOK önemli konular, laf kalabalığı arasında k...
Derya SAZAK
Şehir ve insan
İstanbul, Türkiye'de gelişmişliğin de, sosyal...
Meral TAMER
Bir kadın müsteşarımız bile yok
Türkiye'de kamu kuruluşlarında kadın-erkek ça...
Ece TEMELKURAN
Nadir periler
Bu şehir, bu iğreti Bizans bozuntusu, gelenin...
Osman ULAGAY
Piyasalardaki şenlik depremle bitebilir (1)
Geçen hafta küresel finans piyasalarından biz...
Güngör URAS
Tarih Vakfı Kent Müzesi kurmaya çalışıyor
İstanbul hakkında ne biliyorsunuz? Çocukların...
Serpil YILMAZ
Anadolu'da kadının sesi gür çıktı
Kahramanmaraş'ta, Anadolu'nun 20 ilinden kadı...

© 2006 Milliyet