|
 |
|
|
Tartışmalar Türkiye'nin bekasıyla ilişkili
Son günlerde yapılan tartışmaların ve gündeme getirilen senaryoların hepsi nihai olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin "varlık biçimi"ne dokunuyor. Esas itibarıyla tartışılan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi ve üzerine oturduğu temel ilkeler ve niteliklerdir.
Bu nedenle, bu tartışmaların ve senaryoların "Türkiye'nin bekası"yla ilişkili olduğu söylenebilir.
Türkiye neleri tartışıyor?
1- Kuzey Irak'ta bağımsız Kürt devleti kurulması,
2- Türkiye'nin yeniden yapılandırılması ve "demokratik cumhuriyet" kurulması,
3- Eyalet sistemine geçilmesi.
Bu üç senaryoya, "Türkiye'nin bekası" açısından daha yakından bakalım.
Bağımsız Kürt devleti
Mesud Barzani, bağımsız Kürt devletinin ilanı için uygun koşulların beklendiğini açıkladı. Bu proje, şu yönleriyle Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığıyla ilişkilidir:
1- Kuzey Irak Kürt Bölgesi'nin anayasası Sevr'in 62-64. maddelerine atıfla başlar. Çok özet olarak bunun anlamı, Türkiye'nin Güneydoğu'sunun tamamı ile Doğu Anadolu'nun önemli bir bölümünün bu devlete ait olduğunu iddia etmektir.
2- Bu projeyi yürütenlerin ve aynı yönde Türkiye'de faaliyet gösteren akımların ortak hedefi, Türkiye, Irak, İran ve Suriye'de yaşayan Kürtler arasında bir "ulusal birlik" oluşturmaktır. Bu da "Büyük Kürdistan" projesinin "ulus" ayağıdır.
Fiili federasyon
İkinci senaryo, PKK ve onun siyasi alandaki izleyicileri tarafından dillendirilen "demokratik cumhuriyet" talebidir. Bu senaryo da Türkiye'nin varlık biçimiyle çelişkilidir:
1- Türkiye Cumhuriyeti'nin oturduğu temel ayaklardan biri, etnik nitelikli olmayan "tek ulus" anlayışıdır.
2- Buna karşın, Türkiye Cumhuriyeti'nin "iki uluslu (Türk ve Kürt)" olarak yeniden yapılandırılması bu anlayışla bağdaşmaz.
3- Üniter yapı içinde çözüm önerisi, bu senaryonun özünü değiştirmez. Talep edilen, üniter yapı içinde bireysel özgürlükler ve kültürel hakların geliştirilmesi değil, etnik temelli siyasal grup haklarıdır. Bu talep, kâğıt üstünde yazılmasa bile fiilen bir "Türk-Kürt federasyonu" talebidir.
Eyalet önerisi
Türkiye'nin eyaletlere bölünerek yönetilmesi önerisi de "üniter ulus devlet" yapısıyla bağdaşmaz:
1- Önerilen bir "belediyecilik" reformu değildir.
2- Adem-i merkeziyetçi anlayış (1970'lerin özyönetim anlayışı) başka şeydir, etnik temelli eyalet anlayışı başka şeydir.
3- Uzun, acılı ve ayrılıkçı bir terör dönemi ve getirdiği siyasallaşma ortamında, ulusal bütünlüğü tehdit edilen Türkiye'de "bölge idare mahkemeleri" kurmakla "eyalet parlamentoları ve hükümetleri" kurmak arasında çok büyük nitelik farkı vardır. İkincisi, Türkiye'nin "üniter ulus devlet" yapısıyla bağdaşmaz.
Bu yönleriyle üç senaryo da Türkiye'nin Anayasa'da ifadesini bulan varlığıyla bir arada bulunması mümkün olmayan, dolayısıyla bekasıyla ilişkili senaryolardır.
fbila@milliyet.com.tr
|
|
|

|