Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Evren / de Gaulle / Koç


Kenan Paşa'yı da "bölücü(!)" ilan ettiler sonunda... 12 Eylül İhtilal Konseyi'nin Başkanı, Devlet Başkanı ve Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'in ve ona bağlı kuvvet komutanlarının ağızlarından çıkan kanundu. Yani... Yasama, yürütme ve yargı, TSK ve de devletin doruğu bütünüyle onun ellerinde...
Paşa'nın "Türkiye'yi bölmek" gibi bir niyeti ya da takıntısı olsaydı, bunu o zaman yapmaz mıydı?
Her şeye kadir olduğu "o zaman" bunu yapmamış da, eski cumhurbaşkanı ve emekli asker olarak Marmaris'e çekildikten yıllar sonra mı "Türkiye'yi bölmeyi" dile getirecek?..
Bu iddianın ciddiye alınır yanı yok.

İşin özü
Kenan Evren Paşa'nın dile getirdiği görüşün zarfını açıp içindeki mesaja bakmak gerek.
1- Federal devletler "ayrışmış" coğrafyaları ya da etnisiteleri bütünleştirmek için oluşturulmuş bir formüldür.
Türkiye'nin böyle bir sorunu olmadığı için federasyon formülü gereksizdir. Federasyon, bütünleşmeyi değil, ayrışma sürecini getirebilir.
Zaten Evren Paşa'nın da böyle bir söylemi olmamıştır.
2- Evren, MGK'nın 1983'te "bölge valilikleri kurulması" yolundaki kararının, Özal hükümeti tarafından Meclis'e reddettirilmesi olayını, zaman tünelinden bugüne taşımış. Hadise bu kadar.
3- Evren, seçimle göreve gelecek ve yöre halkına sorumlu olacak "eyalet başkanlarından" söz etmiyor. Sadece merkezden atanacak geniş yetkili "bölge valilerinin" öngörüldüğünü anlatıyor.
Bu kararname, Özal hükümeti zamanında TBMM tarafından reddedilmiş, ama gene aynı Özal hükümeti tarafından duyarlı illeri kapsayan "olağanüstü hal" valisi atanmadı mı?
4- Merkezin bürokrasiye boğulmasına karşı, adem-i merkeziyet formülleri, bir ihtiyaç olarak Türkiye'nin ötesinde her ülkede tartışılmıştır. Netameli konudur. Örneğin...
Fransa'da bölge yönetimlerini öngören idari reform yasası için, de Gaulle halkoylamasına gitmişti. "HAYIR oyları fazla çıkarsa, cumhurbaşkanlığından istifa ederim" demişti. "HAYIR"lar "EVET" oylarından daha fazla çıktı. de Gaulle istifa etti, siyasi hayatı böyle noktalandı. de Gaulle için "bölücülük" suçlaması Fransa'daki hiçbir savcının aklından geçmedi.
Reform, de Gaulle'den sonra yasalaşmıştı. Halen uygulanıyor.
5- TCK 301 için de çifte standart yanlış. Kimilerine 301 uygulanırsa tepki gösteriyoruz, ama Evren'e uygulanması gündeme gelince -neredeyse- teşvik mi?

SAVCI BEY NEREDE?
AKP'li Belediye Başkanı, hiçbir mizah değeri olmayan bir hikâyeyi Atatürk'e mal ederek anlatıyor.
Öteden beri bilinen ve genellikle bazı efeler ve Köroğlu için anlatılan bir hikâyedir bu.
Son yıllarda eğip büktüler, Atatürk eksenli hale getirdiler.
Belediye Başkanı, bu saptırmayı yapanlar arasında yer almakla kalmıyor, Atatürk döneminde Kuşadası'na tren getirtip bir de tren istasyonu bile koydurtuyor...
Ve hikâyesini çok çirkin bir kelimeyle noktalıyor.
Atatürk'e hakaret yasası bir yana, sokaktaki vatandaşa bile söylenmesinin TCK'da suç olarak tanımlandığı bir hakaret bu. Acaba "savcı" nerede?
Televizyon ekranlarında alenen ve dinleyenlerin de görüntülendiği bu hakaret, yenilip yutulacak mı?
Başkan, "Maksadımı aştım, özür dilerim" demiş. "Maksadını" değil, "boyunu" aşmış.
Özür dilemekle, bu hakaretin "suç" unsuru ortadan kalkmaz.
"Hafifletici neden" sayılıp sayılmayacağı ise yargıç takdiridir.

VEHBİ KOÇ'UN KUMARI
Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı için iki danışmanı "takım elbisesine" bahse girmiş.
Ve... Bir iddia öyküsü...
Merhum Vehbi Koç'un yürüyüş arkadaşları vardı. Onlardan biri anlatıyor:
Kenan Evren'den sonra Özal'ın cumhurbaşkanı olup olmayacağını konuşuyorduk. Vehbi Bey, "Olmayacak. Özal icraatı sever, bırakmaz" dedi.
Yemeğine bahse girdik.
Özal, Çankaya'ya çıktı. İddiayı kazandım.
Sonra... Özal öldü. Vehbi Bey, Demirel için de "Çankaya'ya çıkmaz. Özal'ı bu kadar tenkit etmişti. Aynı şeyi kendi yapar mı?" diye ısrarlı oldu. Yemeğine bahse girdik.
İddiayı gene ben kazanınca, ne dedi bilir misiniz?
"Kumarı hiç sevmem. Bende bu kumar merakı da nereden çıktı?"

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Durumdan eğlence çıkarmak
Eski kuşağın "hacı ağa" diye adlandırdığı tür...
Melih AŞIK
Sakız Adası...
İzmir Kordon'da, Pasaport iskelesinin karşısı...
Fikret BİLA
Tartışmalar Türkiye'nin bekasıyla ilişkili
Son günlerde yapılan tartışmaların ve gündeme...
Hasan CEMAL
Paşa'dan telefon!
Sabah erken cep telefonum çalıyor. "Hasan Cem...
Güneri CIVAOĞLU
Evren / de Gaulle / Koç
Kenan Paşa'yı da "bölücü(!)" ilan ettiler son...
Abbas GÜÇLÜ
Maç ortasında kurallar değişir mi?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın çıkardığı pek çok ...
Metin MÜNİR
Kurabiye hırsızı
Bir kadın, bir gece havaalanında bekliyormuş....
Hasan PULUR
200 yıllık fetvalar
ÇOK önemli konular, laf kalabalığı arasında k...
Derya SAZAK
Şehir ve insan
İstanbul, Türkiye'de gelişmişliğin de, sosyal...
Meral TAMER
Bir kadın müsteşarımız bile yok
Türkiye'de kamu kuruluşlarında kadın-erkek ça...
Ece TEMELKURAN
Nadir periler
Bu şehir, bu iğreti Bizans bozuntusu, gelenin...
Osman ULAGAY
Piyasalardaki şenlik depremle bitebilir (1)
Geçen hafta küresel finans piyasalarından biz...
Güngör URAS
Tarih Vakfı Kent Müzesi kurmaya çalışıyor
İstanbul hakkında ne biliyorsunuz? Çocukların...
Serpil YILMAZ
Anadolu'da kadının sesi gür çıktı
Kahramanmaraş'ta, Anadolu'nun 20 ilinden kadı...

© 2006 Milliyet