|
 |
|
|
Evren / de Gaulle / Koç
Kenan Paşa'yı da "bölücü(!)" ilan ettiler sonunda... 12 Eylül İhtilal Konseyi'nin Başkanı, Devlet Başkanı ve Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'in ve ona bağlı kuvvet komutanlarının ağızlarından çıkan kanundu. Yani... Yasama, yürütme ve yargı, TSK ve de devletin doruğu bütünüyle onun ellerinde...
Paşa'nın "Türkiye'yi bölmek" gibi bir niyeti ya da takıntısı olsaydı, bunu o zaman yapmaz mıydı?
Her şeye kadir olduğu "o zaman" bunu yapmamış da, eski cumhurbaşkanı ve emekli asker olarak Marmaris'e çekildikten yıllar sonra mı "Türkiye'yi bölmeyi" dile getirecek?..
Bu iddianın ciddiye alınır yanı yok.
İşin özü
Kenan Evren Paşa'nın dile getirdiği görüşün zarfını açıp içindeki mesaja bakmak gerek.
1- Federal devletler "ayrışmış" coğrafyaları ya da etnisiteleri bütünleştirmek için oluşturulmuş bir formüldür.
Türkiye'nin böyle bir sorunu olmadığı için federasyon formülü gereksizdir. Federasyon, bütünleşmeyi değil, ayrışma sürecini getirebilir.
Zaten Evren Paşa'nın da böyle bir söylemi olmamıştır.
2- Evren, MGK'nın 1983'te "bölge valilikleri kurulması" yolundaki kararının, Özal hükümeti tarafından Meclis'e reddettirilmesi olayını, zaman tünelinden bugüne taşımış. Hadise bu kadar.
3- Evren, seçimle göreve gelecek ve yöre halkına sorumlu olacak "eyalet başkanlarından" söz etmiyor. Sadece merkezden atanacak geniş yetkili "bölge valilerinin" öngörüldüğünü anlatıyor.
Bu kararname, Özal hükümeti zamanında TBMM tarafından reddedilmiş, ama gene aynı Özal hükümeti tarafından duyarlı illeri kapsayan "olağanüstü hal" valisi atanmadı mı?
4- Merkezin bürokrasiye boğulmasına karşı, adem-i merkeziyet formülleri, bir ihtiyaç olarak Türkiye'nin ötesinde her ülkede tartışılmıştır. Netameli konudur. Örneğin...
Fransa'da bölge yönetimlerini öngören idari reform yasası için, de Gaulle halkoylamasına gitmişti. "HAYIR oyları fazla çıkarsa, cumhurbaşkanlığından istifa ederim" demişti. "HAYIR"lar "EVET" oylarından daha fazla çıktı. de Gaulle istifa etti, siyasi hayatı böyle noktalandı. de Gaulle için "bölücülük" suçlaması Fransa'daki hiçbir savcının aklından geçmedi.
Reform, de Gaulle'den sonra yasalaşmıştı. Halen uygulanıyor.
5- TCK 301 için de çifte standart yanlış. Kimilerine 301 uygulanırsa tepki gösteriyoruz, ama Evren'e uygulanması gündeme gelince -neredeyse- teşvik mi?
SAVCI BEY NEREDE?
AKP'li Belediye Başkanı, hiçbir mizah değeri olmayan bir hikâyeyi Atatürk'e mal ederek anlatıyor.
Öteden beri bilinen ve genellikle bazı efeler ve Köroğlu için anlatılan bir hikâyedir bu.
Son yıllarda eğip büktüler, Atatürk eksenli hale getirdiler.
Belediye Başkanı, bu saptırmayı yapanlar arasında yer almakla kalmıyor, Atatürk döneminde Kuşadası'na tren getirtip bir de tren istasyonu bile koydurtuyor...
Ve hikâyesini çok çirkin bir kelimeyle noktalıyor.
Atatürk'e hakaret yasası bir yana, sokaktaki vatandaşa bile söylenmesinin TCK'da suç olarak tanımlandığı bir hakaret bu. Acaba "savcı" nerede?
Televizyon ekranlarında alenen ve dinleyenlerin de görüntülendiği bu hakaret, yenilip yutulacak mı?
Başkan, "Maksadımı aştım, özür dilerim" demiş. "Maksadını" değil, "boyunu" aşmış.
Özür dilemekle, bu hakaretin "suç" unsuru ortadan kalkmaz.
"Hafifletici neden" sayılıp sayılmayacağı ise yargıç takdiridir.
VEHBİ KOÇ'UN KUMARI
Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı için iki danışmanı "takım elbisesine" bahse girmiş.
Ve... Bir iddia öyküsü...
Merhum Vehbi Koç'un yürüyüş arkadaşları vardı. Onlardan biri anlatıyor:
Kenan Evren'den sonra Özal'ın cumhurbaşkanı olup olmayacağını konuşuyorduk. Vehbi Bey, "Olmayacak. Özal icraatı sever, bırakmaz" dedi.
Yemeğine bahse girdik.
Özal, Çankaya'ya çıktı. İddiayı kazandım.
Sonra... Özal öldü. Vehbi Bey, Demirel için de "Çankaya'ya çıkmaz. Özal'ı bu kadar tenkit etmişti. Aynı şeyi kendi yapar mı?" diye ısrarlı oldu. Yemeğine bahse girdik.
İddiayı gene ben kazanınca, ne dedi bilir misiniz?
"Kumarı hiç sevmem. Bende bu kumar merakı da nereden çıktı?"
gunericivaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|