|
 |
|
|
Şehir ve insan
İstanbul, Türkiye'de gelişmişliğin de, sosyal çarpıklık, hukuksuzluk ve eşitsizliğin de en çarpıcı biçimde gözlendiği bir kent.
Bu şehirde insanlar 'uçlarda' yaşıyor.
Gerçek yaşam, 'sefalet ile sefahat' arasında acımasızca sürüyor.
Dilara'nın ölümü son örnek, bu çağda kapağı açık rögara düşüp can vermenin nedeni 'dere ıslah çalışması' olabilir mi?
İş işten geçtikten sonra, 'Başbakan'ın telefonu'yla İSKİ Genel Müdürü görevden alındı. Taşeron firma ile asıl müteahhide 2 yıl ihale yasağı konulmuş. Bu olay 'yandaş şirketler'e ihale paylaştırma anlayışına dayalı bir sistemin de çöküşüdür.
Tayyip Erdoğan'ın yükselişinde, 1994'te Refah Partisi'ne İstanbul'da belediye seçimlerini kazandıran 'varoşlar'ın etkisi büyüktü. Gecekondu bölgelerini 'oy deposu' olarak kullandılar.
Güneydoğu'da PKK terörüne karşı verilen savaş da göçü artırdı. İstanbul'un yeni yoksulları olarak kente katılan bu insanlar dine sarıldılar. AKP de muhafazakâr seçmenlere umut vererek iktidara geldi.
Ancak 4.5 yılın sonunda görülen odur ki, bu iktidar da kendi zenginlerini yarattı. Orta, alt sınıflar kaybettiler. İnsanlar biraz daha yoksulluk ve çaresizliğe itildiler.
Şirinevler'de Dilara'nın ölümüne yol açan inşaat keşmekeşi de 'parti, yerel yönetimler ve iktidar' zincirine bağlı rant sisteminin ürünü değil mi?
Belediye bir inşaat pastası yaratıyor ve yandaş şirketler eliyle bu olanak taşeronlara dağıtılıyor. Denetimden uzak, bu keyfi düzende Dilara'lar bu çarpıklığı hayatıyla ödüyor. Ailesi perişan oluyor.
Dilara'nın annesini yatıştırmaya çalışan konu komşunun hepsi başörtülü kadınlar.
İstanbul'da Refah ve AKP'yi iktidara taşıyan bu yoksul ve 'inançlı' insanlar, sorunların çözülmediğinin farkındalar. Başbakan Erdoğan da İstanbul'un bir 'halı gibi' altından kaydığını görüyor. O nedenle Dilara'nın ölümü üzerine İSKİ Genel Müdürü'nü görevden aldırıyor.
Ancak belediyenin bu ihmalin altından kalkması kolay değil. İstanbul yönetilemez bir 'megaköy'e dönüştü. AKP'nin 'oy deposu' varoşlar şimdi ağır bir işsizlik ve yoksulluk içinde.
Bu insanlar geçim derdine düşmüş, Ankara'nın 'yüksek siyaset' konularından uzakta (Ne Evren'in eyalet önerisiyle ne Erdoğan ve askerler arasındaki Kerkük meselesiyle meşguller!), çaresizliğin girdabında yok olmamaya çalışıyorlar. Ve seçimde oylar 'bumerang' gibi aleyhe dönecek!
Giderek derinleşen sınıfsal uçurum çocuklara 'gofret dağıtmakla' kapanmaz.
Dilara'yı ölüme gönderen 'sistem' AKP'nin en büyük handikabıdır.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|