Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Mart 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Göç ve sonuçları

45 yıl boyunca ısrarla göç olgusunu inceleyen Nermin Abadan-Unat hocanın "Bitmeyen Göç" kitabında Almanya ve Avrupa'daki Türk işçilerin portresi çiziliyor

Fax: (0312) 427 20 64

İnsanoğlu göç eder. İnsan yerkürenin her köşesine intibak eden ve devamlı göç eden tek mahluktur. Öbür yaratıklar ancak can tehlikesi karşısında yer değiştirir. İnsanoğlu ise daha iyi yaşam, hatta bazı halde kişisel onurunu ve inancını korumak için göç eder.
Tarih boyu insanlar ve kitleler oradan oraya göç etmiştir. Afrika kıtası hariç (onun da kuzey kesimini gene istisna tutalım) eski dünyanın dört bucağını dolaşan kavimler vardır; bunların başında hiç kuşkusuz Türkler gelir.
Uzun mesafeler aşan, çok değişik kavimlerin üstüne gelen Türk ırkı fizik olarak diğerleri ile karıştığı gibi, zihniyet olarak da diğerlerini benimsemeye, en azından bir arada yaşamaya çabucak uyum sağlamaya şartlanmıştır. Bu bakımdan Rönesans'tan sonra kendini çok belli eden Avrupa kıtasındaki ırkçılık Türkler arasında tutunamaz, kabul görmez, benimsenmez ve tabii anlaşılamaz.

"Çitleme" hareketi
İnsanlığın son iki asrındaki göç ise kitlesel olmaktan çok sınıfsaldır. İnsanlık tarihindeki ikinci büyük devrimle yani Sanayi Devrimi ile yakından ilgilidir. 18'inci yüzyılın İngiltere'si zenginleşen ve sanayinin temellerini atan bir ülkeydi. Çok sınırlı kırsal alanda tahıl yetiştirmekle yetinilecek gibi değildi.
Yoğun hayvancılık yöntemleri ile koyun yünü elde etme ve aynı mahalde dokuma sanayiini geliştirme yolunu seçtiler. Bildiğimiz köylülere artık ihtiyaç yoktu; arazi lordları onları kovdular ve onların ekip biçegeldikleri arazilerine bir daha adım atmasınlar diye çitle çevirdiler.
"Çitleme" hareketi denen bu olayla köyler boşaldı, kovulmuş sefil köylü kitleleri şehir yollarında telef oldular. Ulaşabildikleri madencilik ve dokumacılık yapılan merkezlerde boğaz tokluğuna iş buldular, iş bulamayanlar da kendine göre işler çevirmeye başladı.
18-19'uncu yüzyılın sanayi şehirleri yoğun suçluluk bölgeleridir. Gelen köylüler müstakbel işçi sınıfını oluşturdu; kısa zamanda ayrı bir kültürel çevre ve siyasi dünya oluştu. İki yüzyılın tarihi bu gerçek etrafında gelişti.
İngiltere öncüydü; Fransa, Almanya, Avusturya, hatta Rusya bu gerçeği çok trajik çizgilerle izlediler. Hatta sanayileşmekte ayak süreyen Osmanlı ülkeleri bile bir ucundan bu sürece girdi.
İstanbul'un, Selanik'in, İzmir'in, hatta Beyrut'un içinde fakir işçi mahalleleri oluştu ama 20'nci yüzyılın ilk yarısı iç göç konusunda o kadar yoğun değildi.
İtalya, Yunanistan ve Osmanlı Lübnan'ı, İspanya gibi yerlerin fakir köylü ve kent işsizleri ise dünyanın öbür ucuna Amerikalara göçe başladılar. Almanya'nın maden bölgelerine imparatorluğun doğusundaki Polonyalılar, Viyana'ya ise Çekyalılar ve Slovaklar doluştu; fakirlik ne kelime, doğan sefalet mahalleleri insanların içine oda oda yığıldıkları kira kışlalarıyla büyüdü.
İstatistiklere göre Viyana, Moskova ve St. Petersburg'da bu yıllarda bir odaya ortalama sekiz kişi düşüyor, Britanya ve Almanya şehirlerinde ise durum biraz daha iyiydi. Avrupa insanlarını doyuramıyordu, kurtulabilenler ABD'ye yığıldı.

Euro-Türklerin durumu
Güney Amerika'da "Turcos" denen takım etnik Türkler değil, Osmanlı İmparatorluğu'ndan giden Lübnanlılar ve Filistinlilerdir. Rusya'nın Karadeniz şehirlerinde çalışmak üzere Türkiye'nin Karadeniz limanlarından ve İran'dan 200 bin işçinin göçtüğü biliniyor.
II. Dünya Harbi'nden sonra dış göç arttı. İtalyanlar, Yugoslavlar ve İspanyol işçiler iktisadiyatı patlayan Almanya ve Benelux ülkelerine ve İskandinavya'ya sözleşmeli işçi olarak gittiler. Türkiye ise Almanya'nın talepleri nedeniyle dış göçe açılmıştır. Giden işçiler törenle karşılandı, kontratla işe başladı.
1960'larda başlayan bu işçi göçü bir ölçüde kaçak göçle de 2,5 milyonu buldu. Gelenlerin çok çocuk yaptığı ve nüfuslarının çok arttığı gibi boş lafın doğru olmadığı anlaşıldı. Tüketim kalıpları farklıydı ama üretime katkısı yüksek bir kitle ortaya çıktı. Artık üçüncü nesle ulaşan bu topluluğun hatırı sayılır bölümü kendi özel işini kurdu.
Suçluluk potansiyeli çok düşük, bu olumlu yanların yanında başka ne zorluklar var? Göç 45 yılını tamamladı, bu 45 yıl boyunca ısrarla göç olgusunu inceleyen Nermin Abadan-Unat hocanın ikinci baskısını yapan "Bitmeyen Göç"ünde Almanya ve Avrupa'daki işçilerin portresi çiziliyor. Eğitimdeki sorunlar, ana ülkenin geri gönderme çabalarına rağmen orada kalma ısrarı, özellikle Türk kadının göçten sonraki yeni portesi ve pek tabii Nermin hocanın önemle ele aldığı konu; Euro-Türkler arasında dini hayat ve dini örgütlenme...
Bizim bu kitapta beklediğimiz bir bölüm, göç olgusu sonunda ortaya çıkan Euro-Türk aydın ve akademisyenler ve siyasi elit grubun sayısal ve niteliksel değerlendirmesidir. Galiba o başka bir çalışmaya bırakıldı.
"Bitmeyen Göç" göç olgusu için devamlı başvuracağımız bir kaynak ve bu konuyu ısrarla izleyen bir sosyoloğun öbür çalışmalara ilham verecek pasajlar ve görüşlere sahip. 40 yıllık dış göç olgusu sanayici yerkürede nasıl bir Türklük yarattı? Bunu düşünmek zorundayız. Kitapta bir ölçüde değinilen sanayileşmemiş yerküredeki göçmen Türklükle farkları ne?
Eminim ki "Türkiye nereye gidiyor?" sorusuna cevap vermek "Dışarıdaki göçmen Türkiye nereye gidiyor?" sorusuna cevap vermekten daha kolay. Dışarıdaki Türkiye üreten ve çok da kaybolmayan bir nüfus ama görmezden gelinmeyecek sorunları var, onları Nermin hocadan öğrenmeliyiz.



PAZAR
"İmkanı olan zengin aileler bu modeli kopya edecek"
Badem tüm Akdeniz foklarının kaderini değiştirecek
"Berlin'e hasta kelimelerimi iyileştirmek için gelmiştim"
Bütün okulların müdürü kadın
Britney Spears'i delirten adam
23 muamması
"Kızların ilgisi azaldıkça yemeyi bıraktım"
Güzellik uğruna -120 derecede dondum!
Terbiyesiz kızın şarkıları
Edebi hayatlar dergisi
Tutulma mevsimi başlıyor
Aklım Lizbon'da kaldı
Göç ve sonuçları
Alternatif karizma testi
Mimar Sinan damgalı şehir
Okurlarımın peşinden
"Boğa Kanı"nın aslını tattık





Ahmet Turhan Altıner
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet