|
 |
|
|
Ekonominin çekiciliği azalmaya başladı
RAKAMLAR NE DİYOR?
Küresel piyasalar geçen yılın ikinci yarısından itibaren olağanüstü sakin bir havadaydı. Bu yılın ilk ayının ortalarından itibaren iyimserlik ve iştah hızla arttı. Ancak şubatın son haftasında bu coşku dramatik bir şekilde değişti.
Bunun arkasında ABD ekonomisinde sert iniş senaryosunu destekleyen verilerin artması, Greenspan'in iki defa ABD'de durgunluk olasılığından söz etmesi, Çin'de sermaye kazançlarına vergi getirilmesi ve/veya mali piyasalarda denetimin güçlendirilmesi söylentilerinin yattığını ileri sürenler var. Ancak şu güne kadar son yaşananlarla ilgili üzerinde uzlaşmaya varılmış bir analiz de ortada yok. Bunun kısa sürecek bir düzeltme olduğunu söyleyenler kadar , bunun uzun sürecek bir küresel temkinliliğin başlangıcı olduğunu savunanlar da var.
Kesin olan tek şey son dalgalanma; artan küresel dengesizliğin dalgaların boyunu giderek yükselttiği ve piyasalarda sürü psikolojisinin hâlâ güçlü olduğunu ortaya koydu.
Türkiye, bu ters dalgalardan da en fazla etkilenen ekonomiler arasında ilk üç sıradaki yerini kimseye bırakmadı.
İmalat sanayii üretiminde sürpriz
Şubatta 2006 yılının aylık imalat sanayii üretim rakamları belli oldu. 2006 yılının ağustos ayından itibaren bir önceki yılın altında gerçekleşen üretim artışları ekonomik aktivitenin yavaşladığı öngörüsüne yol açtı. Ancak bu eğilimin değişeceği geçen ay TÜİK tarafından yayımlanan, ocak ayına ait imalat sanayiinde eğilimler anketinden anlaşılıyor.
Ocak ayında imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı bir önceki yılın 3.1 puan üzerinde. Ankete cevap veren firmalar ocakta üretimin aralığa göre yüzde 6 gerilediğini, ancak şubatta ocağa göre yüzde 2.3 artış beklediklerini söylemişler. Bu verilerle bir önceki yılın aynı ayına göre üretim artışlarını hesapladığımızda 1. grafik ortaya çıkıyor. Bazın düşük olmasından kaynaklansa da ocak ve şubat aylarındaki yüksek artışlar piyasaları şaşırtacağa benziyor.
İthalat yeniden hızlanıyor
Kasım ayından itibaren ihracat artışının ithalat artışının oldukça üstüne çıkması dış ticaret ve cari işlemler dengesi açıklarında düzelme umutlarını artırdı.
Özellikle aralık ayında ithalat artış hızındaki olağanüstü gerileme şaşırtıcıydı. Aylık dış ticaret açığı son birkaç yıldır ilk defa bir önceki yılın aynı ayının altına düştü.
Ocak ayında yüzde 26.5'lik ihracat artışı ithalatın üzerinde. Ancak yüzde 18 ithalat artışı da oldukça yüksek. Sonuçta dış ticaret açığı yeniden bir önceki yılın üstüne çıkmış. Ham petrol, doğal gaz ve petrol ürünleri ithalatı hariç aramalı ithalatındaki artış ise hem toplam ithalatı, hem de ihracatı sollamış görünüyor. Bu rakamlar bir yandan ilk iki aydaki yüksek üretim artışı beklentilerini doğrularken, dış açıkların hız kesmesinin (son hafta küresel piyasalarda yaşanan sadece kısa süreli bir düzeltme ise) bu yıl da pek söz konusu olmayacağını gösteriyor.
Ocak ayındaki hayal kırıklığı
2006 merkezi yönetim bütçesinin (MYB) 4 milyar YTL'lik açığını 2005 genel bütçesinin 9.6 milyar YTL tutarındaki açığıyla karşılaştıranlar geçen yılın bütçe performansına övgüler yağdırdılar. Oysa MYB tanımında 2005 açığı 6.5 milyar YTL idi.
İyileşmenin tamamı da faiz giderlerindeki düşmeden kaynaklanıyordu. Faizlerin geçen yıl ortasında yüzde 13'ten yüzde 20'nin üzerine çıkması bunun kalıcı olmayacağını gösterdi. Faiz dışı fazlada (FDF) ise 2006'da önemli bir bozulma söz konusuydu. 2005 te GSMH'ye oranı yüzde 8.1 olan bütçe tanımlı FDF 2006'da yüzde 7.5'e gerilemiş. Faiz ve özelleştirme gelirleri ile geçen yıl yapılan bazı düzenlemelerle elde edilen tek seferlik gelir ve tasarrufları düştüğümüzde ise bu dönemde FDF yüzde 5.6'dan yüzde 4'e geriliyor. Bu bütçenin kalıcı gelir ve giderler bazında dengesinin kötüleştiğini ortaya koyuyor.
Nitekim ocak ayında MYB'deki 6.1 milyar YTL açık bu kötüye gidişi görmek istemeyenleri çok şaşırttı.
Fiyat artışları yeniden iki haneli
TÜFE'nin 12 aylık artış hızı 5 aylık bir aradan sonra şubatta tekrar yüzde 10'un üstüne çıktı.
Merkez Bankası'nın takip ettiği H endeksinin aylık olarak gerilemesine rağmen bir yıl önceki düşüş çok daha yüksek olduğu için 12 aylık bazda H endeksi artışı TÜFE' den daha hızlı yükselerek yüzde 9'u aştı. Daha da önemlisi fiyatlardaki artışlar şubat ayında kurlar düşerken yaşandı. Bu da talebin söylendiği gibi hız kesmediğini ortaya koyuyor.
Bu ay endekse telefon, sigara ve içki fiyat artışları ile son haftada kurlardaki artışların etkileri yansıyacak. Mart ayı fiyat artışları bu yıl için marjlı yüzde 6'lık enflasyon hedefi beklentisinin de sonu olacağa benziyor.
'Neden biz hâlâ buradayız' denmeli
Şubat ayında gelen veriler dış açık, kamu kesimi dengesi ve enflasyon gibi faktörlerin ekonominin çekiciliği üzerindeki etkilerinin olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Nitekim geçen ayın son haftasında başlayan küresel risk iştahındaki hızlı düşüşle birlikte TL'nin yüzde 3 değer kaybı ile Güney Afrika parasından sonra en fazla değer kaybeden para olması da bunun bir göstergesi.
Her şeyini küresel piyasaların risk iştahının sürmesine bağlayan yüksek borçlanma ihtiyacı içindeki ekonomilerin başında geliyoruz. Şubat ayında Hükümet yetkililerinin oldukça sık anlattıkları "nereden nereyeli" ekonomik başarı hikâyeleri bu durumla hiç uyuşmuyor.
Artık bunları bırakıp 'eller nereden nereye geldi neden biz hâlâ buradayız' diye bakmanın zamanı geldi.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|