|
 |
|
|
Adayın ithal olanı oy alamaz
Satır Arası / Deniz Sipahi
Toplumun değişik kesimlerinden giderek yükselen bu sesi çok sağlıklı buluyorum.
Hemşeri dernekleri, sivil toplum örgütlerinin başkanları, kanaat önderleri ısrarla, üzerine basa basa ''ithal milletvekili'' istemediklerini söylüyor.
Bu dönemde de, geçmişte de çok sık yapıldı; genel merkezler kontenjanlarını kullanarak, o kentte yaşamamalarına rağmen listelere yerleştirdikleri adaylara parlamento yolunu açtılar.
İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, Meclis toplantısında ''İzmir’den milletvekilliği için yeni yüzlerin aday gösterilmesini istiyoruz. Kenti temsil eden vekillerin önemli bölümünden memnun değiliz, bakanlık yapacak potansiyelde vekiller bekliyoruz...'' deyince özellikle siyasetçilerden tepkiler geldi.
Gerçeği söylemek gerekirse Demirtaş’ın bu sözleri toplumun beklentilerini yansıtıyor. Bugünkü vekiller aksini düşünüyor olabilir.
Elimde bir anket yok ama her gün değişik kesimlerden onlarca kişiyle konuşuyoruz. Benzer sözleri onlardan da duyuyorum.
Genel bir memnuniyetsizlik hakim... Geçen günkü yazımı şöyle bir cümleyle bitirmiştim.
''Önümüzdeki beş ay, Türkiye’nin en kritik aylarıdır. Genel başkanlar, iyi seçim sonuçları almak istiyorsa kentlerini en iyi temsil eden isimleri seçip listelere yerleştirmek zorundadır. İddia ediyorum; özellikle büyük şehirlerde vatandaş isimlerin gücüne ve gösterebilecekleri performansı dikkate alarak oy atacaktır. Bu hesabı iyi yapmayan partilerin seçimden hayal kırıklığıyla ayrılmalarına kesin gözüyle bakıyorum...''
* * *
2007 seçimlerini diğerlerinden ayıran önemli unsurlar var.
Birincisi Cumhurbaşkanlığı’na kimin oturacağı kadar oturduktan sonra rahat edip etmeyeceği de çok önemli. Çünkü parlamentonun aritmetiği siyasetteki farklı dengeleri ön plana çıkarabilir.
Toplumun siyasete olan ilgisi artıyor.
Bunu gittiğim her yerde görüyorum.
12 Eylül’den sonra bilinçli bir şekilde politikadan uzaklaştırılan gençlerin de Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olmaya daha hevesli olduklarını hissediyorum.
Bu süreci siyasilerimizin de iyi okuması gerektiğini düşünüyorum.
Sivil toplum örgütlerinin bu isteklerine tepki göstermeden, aksine anlamaya çalışarak yaklaşan seçimlerde en doğru isimleri bulup çıkarmak partilerin birinci vazifesi olmalıdır.
Kimse seçimi garanti görmesin.
Özellikle İzmir’de giderek yükselen bu beklenti, parti farkı gözetmeksizin sonuçlara yansıyacaktır.
İzmir’de doğmuş değil, İzmir’i her yönüyle yaşayan adaylara ihtiyacımız var. Kentin sıkıntılarını bilen, çözümlerini üreten, her kesimin desteğini alabilecek, uzlaşmacı ve geleceği okuyabilen adayları İzmirliler desteklemelidir.
Dediğim gibi parti farkı gözetmeden...
* * *
Tepki gösterenler bilmeli ki...
Ekrem Demirtaş’ın Meclis kürsüsünden söylediği cümleleri İzmir’de birçok kişi dile getiriyor ve tartışıyor.
Bu seçim farklı olacak...
Farkı şimdiden anlayan da sandıktan istediği sonuçları alacak.
Son söz...
Genç, yeni şeyler söyleyen, İzmir’i seven ve yaşayan adaylar istiyoruz.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|