Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Mart 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fransa neden böyle davranıyor?


Türk basını haberi kısaca vermekle yetindi, ama olayın anlam ve önemi üzerinde biraz daha durmak gerek.
Olay şu: Fransa Savunma Bakanı Michelle Alliot-Marie, Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Lilikas ile bir askeri işbirliği anlaşması imzaladı.
Anlaşmaya göre, Kıbrıs Rum askeri personeli Fransa'daki harp akademilerinde eğitim görecek, Kıbrıs Rum sahil muhafaza güçleri ile Fransız deniz ve hava kuvvetleri ortak tatbikat düzenleyecek, iki taraf Avrupa yönündeki kaçak göçün önlenmesi için birlikte çalışacak...
Ama anlaşmanın can damarını oluşturan başka bir husus var: Fransa, adanın güneyinde Paphos, yani Baf bölgesindeki Andreas Papandreu üssünü kullanmak hakkına sahip olacak...
Kıbrıs Rum yönetimi açısından, Fransa gibi önemli bir Avrupa ülkesiyle böyle bir anlaşmanın imzalanması, büyük bir kazanç. Nitekim anlaşma Rum kesimini cesaretlendirdi. Hükümet sözcüsü Hristodulu Paşardis, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemen bir devlet olarak "istediği herhangi bir ülkeyle anlaşma imzalayabileceğini", bunun için de "Türkiye'nin onayına ihtiyacı olmadığını" söyledi...

Çok mu gerekliydi?
Kıbrıs Rum yöneticilerinin böyle konuşması beklenir de, Fransızlar bu konuda ne diyorlar? Fransız hükümeti neden bu sırada Kıbrıs Rum hükümetiyle böyle bir anlaşma imzalamak ihtiyacını duydu? Fransa için Türkiye'nin bu konudaki itirazının ve rahatsızlığının ne kadar önemi var?
İlk sorunun yanıtını, Fransız "resmi ağızları" şöyle veriyorlar: Fransa'nın diğer AB üyeleriyle benzer anlaşmaları var. Bu anlaşmadan Türkiye'nin kaygılanacağı hiçbir unsur yok.
Oysa gerçek şu: "Kıbrıs Cumhuriyeti", "herhangi" (normal) bir AB üyesi değil. Bölünmüş haliyle AB'ye nasıl girdiğini Fransızlar da hatırlarlar... Fransa'nın askeri işbirliği kurduğu ülkenin "milli bir ordusu" bile yok. Onun yerine Rum Muhafız birlikleri var.
Diyelim ki, bütün bunlar tartışma konusu. Peki, Fransa için, Kıbrıs Rum yönetimiyle böyle bir anlaşma imzalamak -Ankara'dan gelecek tepkileri bile bile- çok mu gerekli?
Analistler, bu anlaşmayla Fransa'nın Doğu Akdeniz'de, özellikle Ortadoğu'daki olaylar nedeniyle, mutlaka bir "askeri varlık" göstermek istediği kanısındalar. Lübnan'a son asker sevkiyatında Fransa Kıbrıs'ı bir "transit üs" olarak kullanmıştı. Şimdi aynı stratejik gerekçelerle, daha "kalıcı" bir "köprübaşı" kurmak istiyor.
Peki, Türkiye'nin buna tepkisi Paris'te ne kadar önemseniyor?

"Tercih" meselesi
Bu aslında bizi şu önemli soruya götürüyor: Fransa için Türkiye'nin önemi nedir?
Kuşkusuz Fransız resmi ağızlarından hep duyduğumuz söz, "çok önemli" olduğudur. Bu mantıklıdır, ama bir dereceye kadar doğrudur. Çünkü Fransa Türkiye ile onun uyuşmazlık içinde bulunduğu "başka bir taraf" arasında "tercihini" zaman zaman Türkiye'nin aleyhinde kullanmaktadır.
Kıbrıs konusunda Fransa eskiden beri Kıbrıs Rum tarafını tutmuş, BM'de bunu Güvenlik Konseyi'ndeki tavrıyla da göstermiştir...
AB konusunda Fransa'nın Türkiye'nin tam üyeliğine karşı davranışlarını sadece hatırlamakla yetinelim...
Ermeni meselesinde, Fransız meclisinin aldığı karar malum. Gerçi hükümet soykırım yasasına karşı tavır aldı; ama Fransızların genel eğilimi belli. Ve Fransız politikacıları "seçmen kitlesi" veya "kamuoyu" argümanını öne sürüp kendi "liderlik" rollerini geri plana itiyorlar.
"Önemsenen" dost ve müttefik bir ülkeye karşı alınacak tavır bu mu?
Değilse, Fransa neden böyle davranıyor?
Gerçekten anlamak zor...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Din ve laiklik
SÜLEYMAN Demirel dini konuları iyi bilir. Sad...
Melih AŞIK
Saatlerin durumu
16 Mayıs'ta saatler 100 yıl geri alınıyor... ...
Fikret BİLA
Türkiye içten ve dıştan sıkıştırılıyor
Türkiye, "Kürt sorunu" konusunda hem içten he...
Hasan CEMAL
Özal, Demirel, Erdoğan!
Siyaset dilimizde Çankaya denildiği zaman Cum...
Güneri CIVAOĞLU
Bir "hain" tanımı
Yeni bir "vatan haini" tanımıyla karşılaştım....
Can Dündar
Devlet içinde yeni çizgi
Bir yıl önce, güzel bir Avrupa kentinde, Batı...
Abbas GÜÇLÜ
Abla, Ağabey, Kardeş El Ele Projesi
Türkiye'nin dört bir yanında ilginç projeler ...
Hurşit GÜNEŞ
Tansiyon düşmedi yatırımcı yön arıyor
Geçen hafta Çin'den başlayarak uluslararası m...
Sami KOHEN
Fransa neden böyle davranıyor?
Türk basını haberi kısaca vermekle yetindi, a...
Metin MÜNİR
'Ordu hükümete, hükümet orduya güvenmiyor'
Bir süreden beri Türklerle yabancılar arasınd...
Derya SAZAK
Çin ateşi
Küresel piyasalardaki dalgalanmanın "Çin bors...
Meral TAMER
TSKB, çevreyi kirletene kredi vermiyor
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası TSKB'nin rüzgâ...
Ece TEMELKURAN
Suyunda kurtlar mezarsız çocuklar
"Kömür geldiii! Dağıtıyolar abla, koooş!" ...
Güngör URAS
İnsanlar ne olup bittiğini öğrenmek istiyor
Dolar neden 1.45 YTL'nin üzerine çıktı? Dolar...
Serpil YILMAZ
Ağaoğlu'ndan yabancı fona büyük satış hazırlığı
Gayrimenkul piyasası, yeni bir "çağ" yaşıyor....
M. Ali BİRAND
Kenan Evren kadar olamıyoruz...
Son yazımda Evren'in Kürt sorunuyla ilgili çı...

© 2006 Milliyet