
Şekip ve ekip
Sizi bilmem ama ben kendi adıma her yıl futbol sevgimi okşayan ve tırmalayan maçları zihnimin bir yerinde arşive kaldırırım... Orada en iyiler ve en kötüler klasmanında sıralanırlar.Yılın en kötü maçı umarım daha kötüsü oynanmaz Rize'de Beşiktaş'ın 1-0 galibiyetiyle sonuçlanan Rizespor - Beşiktaş maçıydı...
Yılın en iyi maçı olarak da Ali Sami Yen'deki Galatasaray - Bursaspor maçını hatırlıyorum...
Ev sahibi 3-1 kazandı ama, maç boyunca adeta ecel terleri döktü. Galatasaray, kazanmanın mutluluğunu Sabri'nin o unutulmaz deparı sonunda attığı muhteşem golle taçlandırdı.
Müthiş mücadele
Ben iki takımın bize sunduğu futbol mücadelesine hayran oldum. Hakemler, yedekler de dahil tüm oyunculara saygı duydum.Oyunun taktiğini, hocaların sonucu kendileri lehine değiştirme çabalarını ve kararlarını elbette eleştirebiliriz. Futbolcuların bireysel performanslarını da. Ama eleştirdiğimiz gösteriye her şeyden önce saygı duymalıyız.
Geçen hafta sonu oynanan Fenerbahçe - Sivasspor maçı, zihnimdeki iyi maçlar klasmanında Galatasaray - Bursaspor'u bir sıra aşağı indirip zirveye oturdu...
Atılan ve de atılamayan golleriyle elbette kalite semalarında çok yükselemedik ama, heyecanın doruklarında hop oturup hop kalkarak müthiş bir emek mücadelesinin tanıkları olduk.
Hocalarına, oynayan oynamayan tüm oyuncularına ve hakemlere saygı duyduk...
Hepsi de teşekkürü hak ediyordu.
Oyun, futbolsever kimliğimizle hepimizi tatmin etti. Hatta birlikte seyrettiğimiz arkadaşlardan biri, "Keşke basketboldaki gibi beş dakikalık uzatma süreleri olsa da seyretseydik" diyerek gösteriye doyamadığını da söyledi.
Elbette sonuç herkesi tatmin etmeyebilir. Gösterdikleri çabaya tam karşılık alamadıkları için iki takımın yöneticileri, teknik adamları ve futbolcuları üzgün olabilirler. Amerikalılar'ın bir türlü anlamadığı "beraberlik" futbolun en önemli ve farklı gerçeklerinden biri... Fenerbahçe-Sivasspor maçı da işte öyle bir gerçekle noktalandı.
Şaşırdım kaldım
O heyecan maratonunun sonunda Fenerbahçe'nin Hukuk ve Kurumsal İlişkilerden Sorumlu Asbaşkanı Sevgili Şekip Mosturoğlu'nu dinledim...Ağızlarda sakız olduğu için burada ayrıntılarıyla tekrarlamıyorum. Şekip Bey, maçtan 1 saat önce imzalanan esame listelerinde Sivasspor'un ilk on bir seçimini Serdar - Gürhan değişikliğiyle yaptığını belirterek bunun bir kural hatası olduğunu dile getirdi...
Şaşırdım kaldım... Maçtan aldığım futbol keyfinin üzerine Şekip Bey limon sıkmıştı... Göz ve gönül zevkimi kaçırmış, keyfimi bozmuştu...
Dahası, saha içinde onurlu emekleriyle mücadele eden tüm futbolculara göstermesi gereken saygıda kusur etmişti.
Fenerbahçe'nin farklı konularda görüşlerini ifade eden asbaşkanları, başkan yardımcıları ya da ikinci başkanları var...
Murat Özaydınlı ve Mahmut Uslu, özellikle rakip kulüpler ve medya ile ilgili konularda düşüncelerini açıklıyorlar. Seçtikleri alan polemiklere, spekülasyonlara ve tartışmalara çok açık. O nedenle inandırıcılıkları ve savundukları tezler çok tartışılıyor. Nihat Özdemir, fair play söylemini sıkça tekrarlayan, federasyon ve hakemler konusunda daha "steril" mesajlar vermeye çalışan, hoca ve futbolcular konusunda da yönetimin karar ve tercihlerini, politikalarını açıklayan Adalet Bakanı Cemil Çiçek gibi bir tür sözcü konumunda...
Hukukun sesi!
Şekip Mosturoğlu, Aziz Yıldırım yönetiminde hukukun sesi olarak algılanıyor. Onun ortaya attığı sorunlar ve seçtiği alan daha az polemiğe, daha çok bilimselliğe dayandığı için dinlemek ve dikkat etmek durumundasınız.Ben de öyle yaptım...
Üzülerek söylemeliyim ki Futbol Müsabaka Yönetmeliği'ni açıp tekrar okuduğumda, konuyla ilgili detaylara girdiğimde Mosturoğlu hukuksal bir sorunla değil, "abes"le iştigal ediyor...
Nitekim verdiği itiraz haberi, daha o akşam geçerliliğini kaybetti.
Erdoğan'ın açıklaması
Fenerbahçe Disiplin Kurulu Başkanı Tuncer Erdoğan, geçen hafta yayınlanan "Gönderin, gitsin" başlıklı yazımdan sonra aradı...
Sadettin Saran'ın kulüpten ihraç edilme kararıyla ilgili olarak "usul hatası gibi komik bir gerekçe"nin tam aksine çok ciddi saptamaları olduğunu, dördü hukukçu olan beş kişilik kurulun kararın arkasında durduğunu bildirdi.
Erdoğan, Saran'ın kulübe verdiği transfer belgelerinin bazılarında "sahte düzenlemeler" yapıldığını söylüyor.
Açıklamasını çok özetle kayıt altına alıp sizlerle paylaşıyorum.
Elbette Saran'ın da açıklamaları ve söyleyecekleri olabilir. Onları da yansıtırım.
Futbolda eldiven gerekli mi ?
Antalyaspor Fenerbahçe maçında Vedat Yüksel, cezaalanında topa dokunan elin Ali Bilgin'e ait olduğunu tesbit ederek, hem penaltı işareti veren yardımcısını kurtardı hem de adaletsizliği önledi...
Beşiktaş - Galatasaray maçında da Fırat Aydınus, kornerden gelen topa müdahale eden elin Mehmet Güven'in eli olduğunu görerek doğru bir penaltı kararı verdi.
Tekrar görüntülerle ancak kavrayabildiğimiz bu pozisyonların saptanmasında hakemler o kadar şanslı değil... Ama verecekleri kararlar, öylesine etkili ki, her şey değişebilir...
Giderek hızlanan, pozisyonların kördüğüme döndüğü futbolda top ve el teması için acaba günün birinde futbolcular için forma rengine uygun eldiven gerekir mi ?
Hemen itiraz etmeyin...
Bir kez daha düşünün!
Gösteri şimdi başlıyor
Filmin en heyecanlı yeri...Türkcell Süper Lig'de asıl gösteri şimdi başlıyor...
Derbiyi Beşiktaş'ın kazanması, uzun bir aradan sonra Galatasaray'ın önüne geçip ikinci sıraya yükselmesi zirve mücadelesine yepyeni bir boyut kazandırdı.
Şampiyonluktan değil, zirve yarışından söz ediyorum...
Elbette yanılabilirim ama, Fenerbahçe sezonu belki de en az puan toplayan şampiyon olarak en önde kapayacak. Çünkü ötekilerin şampiyonluk mücadelesini sürdürecek "istikrar"ı yok!
Zirveye hayat veren, dinamizm katan müthiş ikincilik yarışıdır.
Yani kaç ön eleme oynarsa oynasın, ikinci olan takımın Şampiyonlar Ligi'ne katılabilme statüsü!
Şaka değil, en az 5 milyon dolarlık bir gelirden söz ediyoruz.
Başkanların, yöneticilerin saygınlığını artıracak, teknik adamların ve futbolcuların para kazanacağı, resmen sınıf atlayacağı, statülerini yükselteceği bir fırsat bu!
Beşiktaş, Galatasaray, Kayserispor, Gençlerbirliği, Konyaspor, Trabzonspor ve Bursaspor'un iştahını artıran, enerjisini ve motivasyonunu yükselten bir yarış... Düşünün şampiyon adayı ve peşindekilerle toplam 8 takımın maçlarını...
İşte size gerçek bir heyecan patlaması...
Bu soluk soluğa maraton öyle hızlanır ki, bir bakarsınız benim tahminim de yatmış, hızını alamayan bir başka takım şampiyon olmuş... Hiç beklemediğimiz bir ikinci ve üçüncü!
Futbol bu, her şey olabilir...
Yeter ki onursuz olmasın aşk!
agokce@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

