Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Mart 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Ceset Gelin'


Hızlanan ve yaygınlaşan bir şeffaflaşma nedeniyle, kendi kendine övünüp durmanın gitgide komikleşmeye başladığı ülkemizde; nasıl bir çalkantıya doğru kayıldığı, gün günden daha çok çuvaldızlaşarak batıyor gözlere.
Bu arada "onlar-biz" ayrımı da; baş edilmez bir urgan halinde ellere ayaklara dolaşmada.
***
Son yüzyıl içinde "vatana ihanet" suçlamalarıyla, bol bol kullanılan idam sehpalarına, yine şandellemesine imalar gönderiliyor:
- Bazı kendini bilmezler, akıllarını başlarına toplasınlar, yoksa fena olur ha!
***
Gerek Kuzey Irak'ta, gerek Ege'de sıcak bir savaşa girmek için durmadan tepinenlerin hamasetçiliği de, buram buram tüte dursun...
21. yüzyılın bir göstergesi de; sinema dilinin kullanımındaki deha füzelenmeleri.
O dil nerelerde nasıl kullanılıyor sorusunun yanıtı, maalesef bayrakların direklerini yükselterek yanıtlanamıyor.
***
Tim Burton'un, her biri ayrı bir karakteri simgeleyen özel kuklalarla örgülediği "Ceset Gelin" filmi; bizim "Çankaya'ya kim çıkmalı?" tartışmalarının, kutuplaşmaları da keskinleştiren politik kezzaplarından o kadar uzak ki...
Özel kuklalarla sergilenen 17. yüzyıl İngilteresi...
Balıkçı esnafından bir aile zenginleştikçe zenginleşmiş; şato sahibi aristokrat bir aile de, yoksullaştıkça yoksullaşmış.
Aristokrat aile için tek kurtuluş; kızlarını, balıkçılıkla zenginleşmiş ailenin oğluyla evlendirmek...
Aristokrat aileyi simgeleyen garip kuklalarla, sonradan zenginleşmiş aileyi simgeleyen acayip kuklalar...
***
Kilisedeki düğün provaları ve siyah giysili, uzun boylu, uzun mu uzun burunlu kukla bir rahip...
Elini ayağını doğru dürüst kullanamayan acemi damat ve patlak gözleriyle romantik bakışlı gelin...
***
Sonra da damadın, canlılar dünyasından, ölüler dünyasına sinematografik bir biçimde kayıvermesi...
Ölüler dünyasının, yine çeşit çeşit karakterleri simgeleyen iskeletleri...
Bu arada bir de sevimli bir köpek iskeleti...
Damadın genç bir kız iskeletiyle olan yakınlaşması ve ölüler dünyasında da, mezarlık kurtlarının dedikoduları arasında bir düğün gösterisi ve damadın biten acemiliği...
***
Derken ölüler dünyasının geliniyle, canlılar dünyasındaki gelinin karşılaşması...
Damadın elini tutan gelinin, öteki gelini göstererek sorması:
- Bu da kim?
Damadın, canlılar dünyasından ölüler dünyasına kaydığı sırada; yoksul aristokratlar âleminde sürdürülen birtakım ayak oyunları...
***
Her sanat dalı, kendisinden başka bir dalda gerçekleştirilemeyecek özel bir anlatım diline sahipse sanat sayılır.
Örneğin müzik dili; ne edebiyatta, ne heykelde, ne resimde bulunan ayrı bir dildir.
Mimarinin dili de, müzikte yoktur.
Sinemanın dili ise, ancak Walt Disney'in "çizgi film"i yaratmasıyla kendine özgü bir dil oldu.
Ve bu sinema dilini, Tim Burton'un kullanış boyutları muhteşem mi, muhteşem.
***
İzin verirseniz azıcık da, yüz yıldır tekrarlanıp duran kutsal ezberlerimizin sınırları dışına çıkalım ve 21. yüzyılın terazisine şu soruyu oturtalım:
- Çankaya'nın yeni kiracısı olmak mı, yoksa Tim Burton olmak mı?
***
Vaktiyle Hollywood'dan çıkma Ronald Reagan, ABD Başkanı olduğu zaman da şöyle bir soru sormuştuk:
- Orson Welles, -sanatsal düzeyi de dahil- Ronald Reagan'la yer değiştirmek ister miydi?
***
Bir yanda politikacılar; bir yanda da sanatçılarla bilimciler...
Neden Türkiye'de bir makam sahibi olmak; evrensel kalitede bir değer sahibi olmaya ağır basıyor?
Ve neden birinciler, ikinci alana dönük çabaları küçük görmeye teşne durarak, dağa taşa:
- Önce vatan, diye yazma gereğini duyuyor?
Uzay çağı ile bütünleşebilecek bir tutum mudur bu?
***
"Onlar-biz" ayrımının çıkmazı da buradadır; vatansever geçinenlerin, Türkiye'nin "yaşam kalitesi"nden hiç söz edememesinin açmazı da...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Çankaya savaşları
TAYYİP Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmak istediğ...
Çetin ALTAN
'Ceset Gelin'
Hızlanan ve yaygınlaşan bir şeffaflaşma neden...
Melih AŞIK
Koruma ordusu...
Tayyip Erdoğan, Başbakan olduğunda Koruma Müd...
Fikret BİLA
Baykal'dan iki yanıt
CHP lideri Deniz Baykal, son günlerde partisi...
Hasan CEMAL
Şiddete reklam yok!
Hiç kuşkusuz güzel bir slogan. Şiddet içeren,...
Güneri CIVAOĞLU
Çankaya'nın taşına bak
Özal ve Demirel, Çankaya'ya çıkma kararı alır...
Abbas GÜÇLÜ
Televizyon çocuklarımızı ne kadar etkiliyor?
Son intihar olayı, televizyonları yeniden hed...
Hurşit GÜNEŞ
Düzeltme mi, değişim mi?
Son iki haftadır uluslararası piyasalardaki d...
Nail GÜRELİ
AKP'nin değirmenine su taşıyanlar
Bunca zamandır uzak durduk, ama artık biz de ...
Sami KOHEN
Ortadoğu'da değişen dengeler
ORTADOĞU öteden beri siyasal dengelerin sürek...
Metin MÜNİR
Ne kadar az tekel, o kadar çok rakı
Geçen gün aldığım balığın temizlenmesini bekl...
Hasan PULUR
Fenerbahçe'ye yakışmayan...
HANİ insan bazen aynanın karşısına geçer, "Bu...
Meral TAMER
AKP iktidarında kadın istihdamı 8 puan geriledi
Avrupa Birliği'nin 1 Mayıs 2004 tarihli karar...
Ece TEMELKURAN
Sıfırın altında yaşayanlar
Dün Milliyet'te yoksullukla ilgili bir yazı d...
Osman ULAGAY
Fırtınalı denizde pusulasız yolculuk
Türkiye yakın tarihinin en derin ekonomik kri...
Güngör URAS
İstanbul sokaklarında yarım milyon işsiz dolaşıyor
Köyde kentte iş bulamayanlar, yaşamdan bunala...
M. Ali BİRAND
Soykırım savaşını kaybettik mi?
Ermeni Diasporası, her geçen gün biraz daha y...

© 2006 Milliyet