Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Mart 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Soykırım savaşını kaybettik mi?


Ermeni Diasporası, her geçen gün biraz daha yürekleniyor. Soykırım iddialarında mesafe kazanıyorlar. Türkiye kendini toparlayamadığından dolayı, giderek hedeflerine yaklaşıyorlar.

Diaspora'nın üç hedefi vardır:

1. Soykırımın, tarihi bir gerçek olduğunu dünyaya kabul ettirebilmek. Araştırmalardaki bulgularını kitaba, belgesele dönüştürmek ve insanların kafasına, Türkler'in Ermeniler'e soykırım uyguladıklarını kazımak.
2. Soykırımı uluslararası kamuoyuna kabul ettirdikten, bunun tarihi bir gerçek olduğuna inandırdıktan sonra, siyasi açıdan da kabulünü sağlamak ve hükümetleri ikna etmek.
3. Soykırımı bu şekilde ispatlamanın ardından, Türkiye'den tazminat hatta toprak alınması için kanalları açmak.

Bu üç başlı mücadeledeki son durumu da şöyle özetleyebiliriz:

- Diaspora, soykırımın tarihi bir gerçek olduğunu uluslararası kamuoyuna büyük oranda kabul ettirdi. Yasemin Çongar'ın, pazartesi günü Milliyet'teki nefis analizinde de belirttiği gibi, başta ABD ve Avrupa olmak üzere, kamuoyunda soykırım bize yapıştı. Bu alandaki mücadeleyi kaybettik. Bundan sonra, istediğimiz kadar inceleme, kitap veya belgesel yayınlayalım, insanları aksine ikna etmemiz imkansız değilse bile son derece güçtür.

Türkiye bu konuda o kadar isteksiz, o kadar beceriksiz ve o kadar inisiyatif almaktan kaçınır bir tutum aldı ki, başını o kadar kuma gömdü ki, zaman zaman, kendi kendimi "Acaba için için, bizler de mi gizlice soykırım olduğuna inanıyor da, bundan dolayı hiç hareket etmiyoruz?" diye sorguladığım oluyor. Bunca yıldır böylesine pespayece davranmamızı, inandırıcı hiçbir şey yapmamamızı, kendime başka türlü anlatamıyorum.

Diaspora şimdi, ikinci aşamada. Soykırımı siyasi yönden kabul ettirme mücadelesinde.

Bu mücadelede de, Türkiye her yıl geriliyor. Her yıl bir başka ülke parlamentosu, soykırım trenine biniyor. Biz de, bağırıp çağırmanın ötesine geçemiyoruz. Zaten yapabileceğimiz fazla bir şey de yok. Herkes ile kavga edip, kapılarımızı kapatıp, tek başımıza mı yaşayacağız?

ABD Kongresi belki bu yılı atlayacak ve oylamayı 2008'e erteleyecek. Ancak, erteleyecek de ne olacak? Eninde sonunda, Washington da soykırım konusunda trene binecek.

Diaspora'nın uzun vadeli mücadelesindeki en zayıf halka, Türkiye'den tazminat ve toprak alma aşaması. Türkiye'de iç istikrar oldukça ve ekonomisi güçlendikçe ne tazminat ne de toprak senaryoları işler...

Peki bütün bunlara seyirci mi kalacağız?

Hiçbir şey yapmayacak mıyız?

Olur mu böyle şey... Yapılacak çok şey var. Yeter ki, siyasi niyet ve cesaret olsun...

* * *

ERMENİSTAN'I YANIMIZA ÇEKELİM

Soykırım kavgasında Türkiye'nin elindeki en güçlü kart, artık Ermenistan Cumhuriyeti ile ilişkileridir. Özellikle, diğer ülkelerle sürdürülecek olan, soykırım iddialarının siyasi aşamasında bu kartın önemi daha da artacaktır.

Ermenistan Cumhuriyeti ile ekonomik ilişkilerin arttırılması, sınır kapılarının açılması, Türkiye'nin hem bölgedeki ağırlığını arttıracak, hem de üstündeki baskıları belirli oranda azaltacaktır.

Ermenistan Cumhuriyeti ile nasıl bir ilişki kurulabileceğine, karşılıklı tutumların nasıl yeniden düzenlenebileceğine yönelik görüşmeleri kimseyi bağlamayacaktır. Eğer bu görüşmelerde, karşılanamayacak koşullar ortaya çıkarsa, yapılacak en basit iş, masadan kalkmak olur. Ancak, Ermenistan Cumhuriyeti ile Türkiye'nin masaya oturdukları haberi dahi, uluslararası ilişkilerde olumlu yankılanacaktır.

Anlayacağınız, Türkiye'nin cebinde daha oynayabileceği birçok kart var. İş ki, oynamayı isteyelim ve cesur davranalım.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Çankaya savaşları
TAYYİP Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmak istediğ...
Çetin ALTAN
'Ceset Gelin'
Hızlanan ve yaygınlaşan bir şeffaflaşma neden...
Melih AŞIK
Koruma ordusu...
Tayyip Erdoğan, Başbakan olduğunda Koruma Müd...
Fikret BİLA
Baykal'dan iki yanıt
CHP lideri Deniz Baykal, son günlerde partisi...
Hasan CEMAL
Şiddete reklam yok!
Hiç kuşkusuz güzel bir slogan. Şiddet içeren,...
Güneri CIVAOĞLU
Çankaya'nın taşına bak
Özal ve Demirel, Çankaya'ya çıkma kararı alır...
Abbas GÜÇLÜ
Televizyon çocuklarımızı ne kadar etkiliyor?
Son intihar olayı, televizyonları yeniden hed...
Hurşit GÜNEŞ
Düzeltme mi, değişim mi?
Son iki haftadır uluslararası piyasalardaki d...
Nail GÜRELİ
AKP'nin değirmenine su taşıyanlar
Bunca zamandır uzak durduk, ama artık biz de ...
Sami KOHEN
Ortadoğu'da değişen dengeler
ORTADOĞU öteden beri siyasal dengelerin sürek...
Metin MÜNİR
Ne kadar az tekel, o kadar çok rakı
Geçen gün aldığım balığın temizlenmesini bekl...
Hasan PULUR
Fenerbahçe'ye yakışmayan...
HANİ insan bazen aynanın karşısına geçer, "Bu...
Meral TAMER
AKP iktidarında kadın istihdamı 8 puan geriledi
Avrupa Birliği'nin 1 Mayıs 2004 tarihli karar...
Ece TEMELKURAN
Sıfırın altında yaşayanlar
Dün Milliyet'te yoksullukla ilgili bir yazı d...
Osman ULAGAY
Fırtınalı denizde pusulasız yolculuk
Türkiye yakın tarihinin en derin ekonomik kri...
Güngör URAS
İstanbul sokaklarında yarım milyon işsiz dolaşıyor
Köyde kentte iş bulamayanlar, yaşamdan bunala...
M. Ali BİRAND
Soykırım savaşını kaybettik mi?
Ermeni Diasporası, her geçen gün biraz daha y...

© 2006 Milliyet