Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
EXPO beceriksizlik kurbanı olamaz

Çeşitleme / Selim Türsen

EXPO 2015 toplantısı için Paris’e giden Başkan Aziz Kocaoğlu’na dönüşünde yer seçiminin ne kadar zamanda yapılması gerektiğini sorduğumda, ''En fazla 2-3 ay içinde'' demişti.
Geçen hafta İzmir’in hayallerinin üzerine bomba gibi düşen açıklamalarında, EXPO Genel Sekreteri Loscertales, ''Altı ay geç kaldınız'' diyordu. Bence hiç de haksız değil Genel Sekreter. Fuarın yapılacağı yer bile hala belirlenemedi. ''İnciraltı mı, Urla mı?'' tartışmaları sürüp gidiyor.
İnciraltı’ndaki mülk sahipleri, arazileri kamulaştırılarak değerinin çok altında ellerinden gitmesi endişesi taşıyor. İmar izni verilerek 10-15 katlı apartman yerine arsa parasına razı gelmek istemiyorlar. Yani ortada bir rant beklentisi var.
Öte yandan Türkiye Mühendis Mimar Odaları Birliği İzmir Şubesi ve bazı sivil toplum kuruluşları da EXPO bahanesiyle İnciraltı’nda yeni rant alanları yaratılmak istendiğini öne sürerek fuar alanı olarak belirlenmesine karşı çıkıyor. Ara sıra Buca Belediye Başkanı, hatta Aliağa’nın da ''EXPO bizde olsun'' çıkışları gündeme geliyor.
* * *
Başkan Kocaoğlu, Urla’daki Teknoloji Enstitüsü’ne ayrılan Hazine’ye ait araziler sorunsuz olduğundan EXPO’nun yeri için en doğru seçim olduğuna işaret etmişti.
Ancak Ankara’nın yaklaşımının İnciraltı’ndan yana olduğu haberleri bir süre önce Milliyet EGE’de yer aldı. Buna karşılık İnciraltı’ndaki mülk sahipleri, ''EXPO’ya yazık olacak ama davalar açar fuarı orada yaptırmayız'' diyerek tavır koydular.
Her ne kadar uygulamada önce kamulaştırma yapılıp, davalar devam edip giderken projeler gerçekleştirilse de sancılı bir durum olduğu açık.
Dünyanın bu en önemli fuarının hangi kentte yapılacağı yedi yıl önceden belirleniyor. Böylece altı ay açık kalacak ve yaklaşık 50-60 milyon kişinin ziyaret edeceği fuar için ulaşımdan konaklamaya kentin altyapısının hazırlaması için zaman bırakılıyor.
* * *
EXPO 2015’in kararı 2008 yılında verilecek. İzmir, bu yıl içerisinde yapacağı sunumlarla oy kullanacak ülkeleri etkilemeye çalışacak. Ama daha fuar alanını bile kesin olarak belirleyemeyen İzmir geciktikçe şansını büyük ölçüde kaybedecek.
İzmir ekonomisinin kıpırdanıp, canlanması yıllardır aradığı büyük hayaller için EXPO 2015 paha biçilmez bir hedef olarak karşımıza çıktı. Eğer ayağa kadar gelen bu büyük fırsat, küçük rant hesapları, siyasi çekişmeler, sen-ben kavgaları yüzünden kaçırılırsa resmi kurumlardan sivil toplum yöneticilerine, hatta medyaya kadar bu konuyla şu ya da bu şekilde ilgilenmiş herkes sorumlu tutulup ''beceriksizler'' olarak kamuoyu önünde teşhir edilmeli.

Bir damla su boşa gitmesin

Mevsimleri sonbahardan ilkbahara atlattıran, ayıları bile kış uykularından eden küresel ısınmanın endişesinden baharın tadını çıkaramıyoruz. Neyse ki, bir damla suyun bile ne kadar kıymetli olduğunu düşünüp kendiliğinden tasarrufa başlayanların sayısındaki dikkat çekici artışı en azından ben kendi çevremde gözlüyorum. Bir arkadaşım, ''Önceleri dişlerimi fırçalarken musluğu açık bırakırdım su boşa akardı. Şimdi kapatıyorum'' diyerek belki de milyonlarca kişinin göstermeye başladığı özeni dile getiriyordu.
* * *
Enerji Bakanı Hilmi Güler, ''Enerjide verimliliği sağlayabilsek yüzde 30 tasarruf etmemiz mümkün. Bu da iki Atatürk Barajı’na eşdeğer'' diyerek önemli bir gerçeğe işaret etti. Enerjide verimlilik dediğimiz diş fırçalarken boşa su akıtmamak, ihtiyaç olmayan zaman ve yerde elektrik yakmamak gibi bir şey. Türkiye’deki milyonlarca, dünyadaki milyarlarca kişi bu küçük tasarrufları yapsalar küresel ısınmayla baş etmek çok daha kolaylaşır.
Bu arada enerji verimliliği kanunu da yasalaştı. İşin uzmanları yasayla rüzgar enerjisi, güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarıyla evlerde de özel elektrik üretiminin artık mümkün olduğu yorumunu yapıyor.
* * *
Özellikle Ege Bölgesi bu tür projeler için biçilmiş kaftan. Güneş alma süresi Türkiye’den üç kat daha az olan Almanya’nın çatıları bile güneş pilleriyle kaplanmaya başlamış. Üretilen her kilovat için 54 euro cent teşvik veriliyormuş. Bir evin günlük elektrik tüketiminin 4 ile 5 saat olduğunu hesap eden uzmanlar bugünün fiyatlarıyla 13 bin euroluk bir yatırımla ömür boyu bedava elektrik elde etmenin mümkün olduğunu hesap ediyor. Türkiye’de güneş alma süresinin batılı ülkeler ortalamalarından üç kat fazla olduğu düşünülürse hiç gecikmeden bu alana yatırımların yoğunlaşması gerek.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
Takma dişli kedi ve köpekler!
Emeklilik hakkında her şey
Başkan Kocaoğlu’ndan yardım istiyoruz
Bir gün yetmez...
EXPO beceriksizlik kurbanı olamaz





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet