Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bizim kadınlarımız


Bizim kuşak erkeklerinin genelde problemli bir ilişkisi oldu kadınlarla...
Bir ara kuşaktık.
Babalarımız kadınsız ortamlarda büyümüş, eşlerini ilk kez gerdek gecesi çıplak görmüştü. Oğullarımız ise ilkokulda cinsel eğitim dersiyle büyüyecekti.
"Babalarımızdan ileri, oğullarımızdan geri"ydik; her kuşak gibi...
Ama zor bir ergenlik geçirdik.
Boğaziçi'nde o ağaçtan bu ağaca kovalamaca oynayan âşıklar gitmiş, okul çıkışı film afişlerinde anadan üryan kevaşeler tahrik edici pozlarla bizi karanlık salonlara davet eder hale gelmişti.
O salonların perdesinde inleyen kadınların cüretkârlığıyla mahalledeki kızların taassubu arasındaki uçurumda büyüdük.
Perdedekine ısınamadan, ısındığımıza dokunamadan...
* * *
Sonra gün geldi "bacı" oldu çevremizdeki kadınlar...
Onlar kadın değil siperde yan yana saf tuttuğumuz, omuz omuza halaya durduğumuz "yoldaşlar"dı.
"Onca yoksulluk varken" gönül işleriyle uğraşmayı kendimize yediremedik. Sarp ihtilal yollarında sevdayla yitirilecek vakit yoktu.
O yolda el ele gezenlere, aşk acısı çekenlere, bacılara göz dikenlere iyi gözle bakılmazdı.
Vuslatı devrim ertesine erteleye erteleye tamamladık ergenliğimizi...
Siperler çöküp halaylar sustuğunda, "yarin yanağından gayri" her konuda birikim sahibiydik.
* * *
"Büyük suskunluk"un ardından "bacılar"ımız yeniden ortaya çıktığında "kadın olmak" diye bir meseleleri vardı.
Artık siyasetin değil, kadınlığın diliyle konuşuyorlardı.
Pos bıyıklı eski yoldaşları maçolukla suçluyorlardı; "eril bir dil"den, "erkek iktidarı meselesinden" dem vuruyorlardı.
Bazı "ilişki guruları", "Bizim de cinselliğimiz var" diye haykırıyor, yatakları, odaları, evleri ayırmayı öneriyorlardı.
Daha birleştirememiştik ki...
Bu yeni dili öğrenmeye koyulduk:
"İşadamı", "bilim adamı" demek ayıptı; "iş insanı" "bilim insanı" demeye alışmalıydık.
Bir ömür verdiğimiz adab-ı muaşeret bilgimiz sıfırlanmıştı:
Palto tutsak, kapı açsak, yol versek, hesap ödesek kızıyorlardı.
Bize kibarlık diye öğretilen şeyler bir anda eşitliği tahrip eden davranış kalıpları haline gelmişti.
Pısırıklaştık.
* * *
Bu şaşkınlık döneminin ardından "yeni ortama uyma" seferberliği başladı: Pos bıyıklar kesildi. Şınav seanslarında göbekler eritildi. "Aşk Hikâyesi" filminin oğlanı gibi fitilli kadife ceket altına kot pantol giyildi.
Fakat heyhat! Çilemiz bitmemişti.
Bacıların bir kısmı türbana bürünüp "hacı" oluvermişti.
Bir kısmı ise iş hayatına dalıp kariyer hırsına kapılmıştı. Bu ikinciler çoğu kez iki soyadlı oluyordu: biri babadan, öbürü kocadan...
Her alanda rakiptik artık... "maçoluk"ta bile...
Bebek bezi bağlayabilen pısırık erkekler gözden düşmüştü. Karizmatik, iktidar sahibi, maço erkek tarih sahnesine dönmüştü.
Kesik bıyıklarımız ve yırtık adab-ı muaşeret kitaplarımızla ortada kalmıştık.
* * *
Maçta fanatik, işte karizmatik, ilişkide antipatik kadınlar çıkmıştı ortaya... İlişki kuramaz, kursak tutunamaz olmuştuk. Vuslata eremeden boşanma çağını karşımızda bulmuştuk.
Gönlünce kadın bulamayınca ameliyatla kadın olanlar ya da erkeklere bıyık buranlar çıktı aramızdan...
Annesi gibi iffetli kadın arayanlar, cepte Viagra Rus avına çıkanlar, "Hadi eller havaya" alemlere dalanlar, internet sitelerinde eş bakanlar, aczini şiddet kullanarak bastıranlar, sığınağı erkek erkeğe ortamlarda bulanlar...
Her değişim dalgasında geri ve her daim acemiydik kadın konusunda...
Galiba da hep öyle kalacaktık.
Üzerimizde hakkı olan tüm kadınların Kadınlar Günü kutlu olsun.

can.dundar@e-kolay.net







Taha AKYOL
'Çocuğum kitap okumuyor'
EVİNDE kütüphane bulunan ailelerden bile yakı...
Çetin ALTAN
Turşucu, manav ve çiçekçi vitrinleri; nutukçu kürsülerinden daha renkli
Makam sahipliği, meslek sahipliğine ağır bast...
Melih AŞIK
Ekşi'nin endişesi
Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi Çankaya sorunun...
Fikret BİLA
TÜSİAD'ın Ankara çıkarması
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve yön...
Hasan CEMAL
Tehlike ve uyarı!
Ekonomik kriz ister misiniz? Borsanın tepetak...
Güneri CIVAOĞLU
Protokol yolu
Cumhuriyet tarihinde Meclis'te yeterince oyu ...
Can Dündar
Bizim kadınlarımız
Bizim kuşak erkeklerinin genelde problemli b...
Hurşit GÜNEŞ
Cinsel eşitlik
Kadın hakları kavramıyla anlaşılması gereken,...
Doğan HEPER
Kim Çankaya'ya çıkamaz?
CUMHURBAŞKANLIĞI anayasal bir mevkidir.
Semih İDİZ
Ermeni tasarısı görüşümü revize ediyorum
"Bu kez kesin geçer" diye düşündüğüm, ABD Tem...
Sami KOHEN
Kamuoyu neden böyle?..
BBC'nin GlobeScan adlı araştırma kurumu aracı...
Hasan PULUR
Turancılık, Ziya Gökalp
GEÇEN gün biri "Türkçülük, ırkçılık, Turancıl...
Derya SAZAK
Kadın ve temsil
8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kız çocu...
Meral TAMER
AB'nin oyuncağını elinden aldık
Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grubu, Tür...
Ece TEMELKURAN
'Küçük' Gültepe direnişi!
"Din dersi alıyorum Şadi'den. O beni hacı yap...
Yaman TÖRÜNER
Erzurum
1973 yılıydı. Merkez Bankası Müfettiş Yardımc...
Güngör URAS
Tekstilciler inşaatçı oldu (ve de oluyor)
Zorlu grubu Zincirlikuyu'da üzerinde Karayoll...
Serpil YILMAZ
Siyasetin arka bahçesi: Kadınlar
Bu yıl kutlanan Dünya Kadınlar Günü, 8 Mart e...
M. Ali BİRAND
Erdoğan'a önemli bir mesaj var...
TÜSİAD'ın geçen haftaki açıklaması son derece...

© 2006 Milliyet