Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Cinsel eşitlik


Kadın hakları kavramıyla anlaşılması gereken, herhalde ayrımcılığın ortadan kalkması ya da cinsel eşitliğin sağlanması olmalı. Fakat salt eşitliğin sağlanması adil olmayabilir. Adil olan, cinsel eşitlik için kadın ve erkeğe eşit fırsatların tanınmasıdır. Oysa bu, çoğu ülkede hiç bulunmamakta.
İşte bu düzeyde ciddi ve derin tartışmalar bulunuyor. Çünkü fırsat eşitliğinin sağlanması kolay olmayınca, belli bir süre için "pozitif ayrımcılık" dediğimiz, kadınların yeğlendiği ya da tercih edildiği bir süreçle eşitlik sağlanmaya çalışılıyor. Gerçi bunun da ilelebet sürdürülmesi adil değil. Özellikle çalışma yaşamında çalışanların yarısının kadın olması için erkeklerin sürekli, daha nitelikli olsalar bile, iş kaybetmelerini adaletle bağdaştırmak zor.

Eşitlik mi, ayrımcılık mı?
Pozitif ayrımcılık geçici bir çözüm olduğuna göre, uzun vadeli çözümleri bulmak gerekiyor. Bunların başında eğitim geliyor. Çünkü eğitimsiz birinin eğitimli biriyle ne çalışma yaşamında ne de toplumsal yaşamın diğer alanlarında yarışması mümkün değil.
Ama ne yazık ki ülkemizde eğitim düzeyi yükseldikçe kadın oranı da düşüyor. İlköğretimde kadın oranının göreli olarak yüksek olmasının nedeni ise zorunluluk! Başka bir şey değil.
Öte yandan, eğitim düzeyi daha yüksek olsa bile kadınlar ekonomik özgürlüğe sahip olamayabiliyor. Çünkü toplumun kadına bakışı değişmedikçe, işe alan kişi, kadını değil, yine erkeği tercih edebiliyor. Diğer bir deyimle, toplumun tümünde kadına bakış değişmedikçe eğitim yetersiz kalıyor. (Zaten pozitif ayrımcılığın dayanaklarından biri de bu). Kaldı ki eğitim de toplumsal bakışı değiştiriyor. Yani konu yumurta-tavuk gibi. Eğitim için toplumsal bakış değişimi gerekli. Toplumsal bakış değişimi için de eğitim.
Düşünüyorum da siyasette kadının katılımı artsa ya da sık sık kadın liderler ortaya çıksa cinsel eşitlik konusunda daha hızlı bir ilerleme sağlanabilir mi? Kuşkuluyum. İngiltere'de Thatcher, Hindistan'da İndra Gandhi, İsrail'de Golda Meir, Arjantin'de Evita Peron iz bırakan kadın liderler olmasına rağmen bu ülkelerin hiçbirinde kadın hakları hızla ilerlemedi.

Siyasette kadın katılımı
Açıkçası, bir toplumun kadın lider çıkarması kadının özgürleşmesi ve toplumsal yaşamda daha öne çıkması yönünde etkili olamıyor.
Çünkü toplum bu kadınları normal-üstü görüyor ve her kadının her alanda başarılı olabileceğini algılamıyor.
Bununla beraber, kadının yaygın biçimde siyasette yer alması son derece önemli. Çünkü halkın temsil edildiği meclislerde kadın katılımının artmasıyla kadınlar toplumsal yükselmede önlerinin açık olduğunu düşünüyor. Oysa ilginçtir, ülkemizde kadının siyasete katılımı ve temsili giderek düşüyor.
Avrupa'nın birçok ülkesinden önce kadınlara oy hakkı tanıyan genç Türkiye'de bugün siyasette, bürokraside ve iş âleminde çok düşük oranlı bir temsil hakkı bulunuyor. Bu arada belirtelim, "Cennet annelerin ayaklarının altındadır" gibi bir hadisin kadın haklarıyla pek ilgisi yok. Bu hadis sadece annelerin ne denli kutsal olduğunu gösteriyor.
Nihayet, ülkemizde çalışma yaşamında kadınların katılımı daha yüksek, hatta Batı düzeyinde, olsaydı Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği olasılığı daha fazla olmaz mıydı? Kuşkusuz evet. Üstelik Türkiye daha uygar bir ülke olurdu.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Çocuğum kitap okumuyor'
EVİNDE kütüphane bulunan ailelerden bile yakı...
Çetin ALTAN
Turşucu, manav ve çiçekçi vitrinleri; nutukçu kürsülerinden daha renkli
Makam sahipliği, meslek sahipliğine ağır bast...
Melih AŞIK
Ekşi'nin endişesi
Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi Çankaya sorunun...
Fikret BİLA
TÜSİAD'ın Ankara çıkarması
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve yön...
Hasan CEMAL
Tehlike ve uyarı!
Ekonomik kriz ister misiniz? Borsanın tepetak...
Güneri CIVAOĞLU
Protokol yolu
Cumhuriyet tarihinde Meclis'te yeterince oyu ...
Can Dündar
Bizim kadınlarımız
Bizim kuşak erkeklerinin genelde problemli b...
Hurşit GÜNEŞ
Cinsel eşitlik
Kadın hakları kavramıyla anlaşılması gereken,...
Doğan HEPER
Kim Çankaya'ya çıkamaz?
CUMHURBAŞKANLIĞI anayasal bir mevkidir.
Semih İDİZ
Ermeni tasarısı görüşümü revize ediyorum
"Bu kez kesin geçer" diye düşündüğüm, ABD Tem...
Sami KOHEN
Kamuoyu neden böyle?..
BBC'nin GlobeScan adlı araştırma kurumu aracı...
Hasan PULUR
Turancılık, Ziya Gökalp
GEÇEN gün biri "Türkçülük, ırkçılık, Turancıl...
Derya SAZAK
Kadın ve temsil
8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kız çocu...
Meral TAMER
AB'nin oyuncağını elinden aldık
Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grubu, Tür...
Ece TEMELKURAN
'Küçük' Gültepe direnişi!
"Din dersi alıyorum Şadi'den. O beni hacı yap...
Yaman TÖRÜNER
Erzurum
1973 yılıydı. Merkez Bankası Müfettiş Yardımc...
Güngör URAS
Tekstilciler inşaatçı oldu (ve de oluyor)
Zorlu grubu Zincirlikuyu'da üzerinde Karayoll...
Serpil YILMAZ
Siyasetin arka bahçesi: Kadınlar
Bu yıl kutlanan Dünya Kadınlar Günü, 8 Mart e...
M. Ali BİRAND
Erdoğan'a önemli bir mesaj var...
TÜSİAD'ın geçen haftaki açıklaması son derece...

© 2006 Milliyet