Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kamuoyu neden böyle?..


BBC'nin GlobeScan adlı araştırma kurumu aracılığıyla 27 ülkede toplam 28 bin kişi arasında düzenlediği anketin sonuçları, Türk kamuoyunun dost, müttefik ve komşu ülkelere giderek daha olumsuz baktığını gösteriyor.
BBC'nin açıkladığı anketin Türkiye ayağıyla ilgili sonuçlar, aslında sürpriz değil. Türk kamuoyunda bir süredir çoğu ülkeye karşı soğukluk veya antipati rüzgârlarının esmekte olduğu daha önce yapılan benzer araştırmalarda da ortaya çıkmıştı.
BBC'nin açıkladığı rakamlar bu trendin giderek yayılmakta ve güçlenmekte olduğunu gösteriyor.
İşte anket sonuçlarından birkaç örnek: AB'ye sıcak bakanların oranı yüzde 30... ABD'ye olumsuz bakanlar yüzde 69. Fransa için de oran aynı. Bu rakam İsrail için en yüksek düzeyde: Yüzde 76... İngiltere'ye karşı yüzde 54, Rusya'ya karşı yüzde 49, İran'a karşı yüzde 46...
BBC'nin açıklamasında bütün bu rakamlarda, henüz ocak ayında yapılan bundan önceki anketin sonuçlarına göre, bir artış kaydedildiği belirtiliyor....
Bunun çeşitli nedenleri var tabii. Ama sonuçta bu, Türk halkının geniş bir kesiminin Batı'sı ile Doğu'su ile, uzağıyla, yakınıyla, belli başlı ülkelere olumsuz baktığını, çoğunu dost olarak görmediğini veya onlara güvenmediğini ortaya koyuyor. Bu ise Türkiye'nin dış ilişkileri açısından, kaygı verici bir trend...

Tepkinin boyutları
Türk kamuoyunun belirli ülkelere karşı neden olumsuz duygu ve görüşlere sahip olduğunu anlamak zor değil.
Örneğin AB'ye karşı giderek artan soğukluğun -ve de bıkkınlığın- nedeni, Birliğin Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkardığı zorluklara ve birçok konuda sergilediği olumsuz tavra bir tepki olarak algılanabilir.
Türk halkının Fransa başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine giderek olumsuz bakmasının başlıca nedeni de bu ülkelerin (Ermeni, Kıbrıs ve Kürt meselesi gibi konularda) Türkiye'ye karşı izledikleri politikalardır.
AB karşıtlığının artmasında da benzer faktörlerin payı büyük. Ancak ABD'nin genel politikaları ve özellikle Irak stratejisi de Türk kamuoyunun Washington'a karşı dönmesinde önemli bir nedendir.
İsrail'e karşı duygularda da bu ülkenin Filistinlilere ve Araplara karşı güç kullanmasından duyulan rahatsızlık veya öfkenin etkisi vardır.
Bir analistin deyişiyle, Türk kamuoyunun pek çok ülkeye olumsuz bakmasında, hem sübjektif (kendi sorunlarından kaynaklanan sebeplerden) hem de objektif (genel politikalarından ötürü) faktörler rol oynuyor. Örneğin ABD, AB veya Fransa'ya bakıştaki olumsuzluğun nedeni direkt Türkiye'yi etkileyen sorunlarla ilgilidir. Rusya, İsrail veya İran için ise, sebep daha çok bu ülkelerin genel politikalarına karşı duyulan tepkiyle alakalıdır...

Duygusallığın payı
Kamuoyu araştırmacıları genelde bu tür anketlerde -dünyanın neresinde olursa olsun- halkın duygusallık tarafının ağır bastığını belirtiyorlar. Yani çıkan sonuçlarda bilgi eksikliğinden dezenformasyona, önyargılardan saplantılara kadar çeşitli olguların önemli payı vardır.
Nedenleri ne olursa olsun, kamuoyundaki bu trendlerin dış politikayı etkilemesi her zaman için olasıdır. Nitekim Avrupa ülkelerinde de zaman zaman yöneticilerin veya politikacıların kamuoyunun eğilimini gerekçe olarak öne sürüp belirli tavırların içine girdikleri görülmektedir. Oysa "ucuz popülizm" ile sağlıklı bir dış politika izlemek mümkün değil.
Bu nedenle hükümetler -ayrıca siyaset sınıfı, medya ve sivil toplum kuruluşları- kamuoyuna doğru yönü gösterme sorumluluğunu taşımaktadır.

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Çocuğum kitap okumuyor'
EVİNDE kütüphane bulunan ailelerden bile yakı...
Çetin ALTAN
Turşucu, manav ve çiçekçi vitrinleri; nutukçu kürsülerinden daha renkli
Makam sahipliği, meslek sahipliğine ağır bast...
Melih AŞIK
Ekşi'nin endişesi
Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi Çankaya sorunun...
Fikret BİLA
TÜSİAD'ın Ankara çıkarması
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve yön...
Hasan CEMAL
Tehlike ve uyarı!
Ekonomik kriz ister misiniz? Borsanın tepetak...
Güneri CIVAOĞLU
Protokol yolu
Cumhuriyet tarihinde Meclis'te yeterince oyu ...
Can Dündar
Bizim kadınlarımız
Bizim kuşak erkeklerinin genelde problemli b...
Hurşit GÜNEŞ
Cinsel eşitlik
Kadın hakları kavramıyla anlaşılması gereken,...
Doğan HEPER
Kim Çankaya'ya çıkamaz?
CUMHURBAŞKANLIĞI anayasal bir mevkidir.
Semih İDİZ
Ermeni tasarısı görüşümü revize ediyorum
"Bu kez kesin geçer" diye düşündüğüm, ABD Tem...
Sami KOHEN
Kamuoyu neden böyle?..
BBC'nin GlobeScan adlı araştırma kurumu aracı...
Hasan PULUR
Turancılık, Ziya Gökalp
GEÇEN gün biri "Türkçülük, ırkçılık, Turancıl...
Derya SAZAK
Kadın ve temsil
8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kız çocu...
Meral TAMER
AB'nin oyuncağını elinden aldık
Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grubu, Tür...
Ece TEMELKURAN
'Küçük' Gültepe direnişi!
"Din dersi alıyorum Şadi'den. O beni hacı yap...
Yaman TÖRÜNER
Erzurum
1973 yılıydı. Merkez Bankası Müfettiş Yardımc...
Güngör URAS
Tekstilciler inşaatçı oldu (ve de oluyor)
Zorlu grubu Zincirlikuyu'da üzerinde Karayoll...
Serpil YILMAZ
Siyasetin arka bahçesi: Kadınlar
Bu yıl kutlanan Dünya Kadınlar Günü, 8 Mart e...
M. Ali BİRAND
Erdoğan'a önemli bir mesaj var...
TÜSİAD'ın geçen haftaki açıklaması son derece...

© 2006 Milliyet