|
Kadın ve temsil
8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kız çocuklarının eğitiminden aile içi şiddete, namus cinayetlerinden ayrımcılık ve eşitsizliğe Türkiye'de yaşanan sorunlar çeşitli platformlarda tartışılıyor. Meclis'teki grup toplantılarını izliyoruz.
Kadınların yüzde 4.4 oranda temsiliyle (550 üyeden sadece 24'ü kadın milletvekili) dünyanın en "maço" Meclis'i özelliğini taşımasına karşın siyasi liderler partilerindeki erkek çoğunluğa 8 Mart nutukları atıyorlar.
Yılda bir gün kadın hakları konusunda sergilenen bu "eşitlikçi" tutuma karşın, siyasi partiler TBMM'deki temsil oranını yüzde 30-35'lere çıkarmak üzere somut bir adım atmıyorlar.
Hükümette tek bir kadın bakan var.
Özlemle andığımız sevgili Duygu Asena'nın tanımıyla, siyasette de "kadının adı yok".
Ka-Der, bu eşitsizliği düzeltmek ve "pozitif ayrımcılık" ilkesinden hareketle 2007 seçimlerinde daha fazla kadın üyeye parlamento yolunu açmak üzere yeni bir kampanya başlatacak. Hedef, tüm partilere eşit mesafede durarak kadın milletvekili sayısını artırmak.
Siyasi partiler, yasal düzenlemeyle getirilecek "kota"ya bugüne dek direndiler. Bu durumda kadın örgütlerinin seçimlere dek geçecek sürede, tüzükleri gereği tüzüklerinde bu eşitliği sağladıkları iddiasında olan partileri, aday listeleri konusunda şimdiden harekete geçirmeleri ve baskı yapmaları gerekiyor.
TBMM'deki "temsil sorunu" aşılmadan, kadınların eşitsizlikten kaynaklanan istihdam, eğitim, aile içi şiddet gibi sorunlarına çözüm bulunamaz. Bu konudaki söylemler 8 Mart etkinlikleriyle sınırlı kalır.
Cumhuriyetin ve Atatürk devrimlerinin kadınlara yönelik çağdaş ve ilerici bakış açısının "seçme ve seçilme" haklarıyla taçlandırılması sonucu Türkiye'nin 1930'ların dünyasında Batılı toplumların çoğunun önüne geçtiği yadsınamaz bir olgudur.
Eğitimde, sağlıkta, yargıda, iş dünyasında kadınlar en üst düzeyde görev yaparken, 2000'lere doğru bu hız kesilmiş, siyasette temsil neredeyse cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki oranlara düşmüştür. Bu ülkede hâlâ kız çocuklarının okullaşması için "sosyal sorumluluk" kampanyaları düzenlenmektedir.
2007 yılı Türkiye'si bu ayıbı kaldırmaz.
Sadece siyasette temsil değil, Medeni Yasa'dan Türk Ceza Yasası'na, kadınlara yönelik eşitsizliği koruyan, kollayan anlayış sorun olmaya devam etmektedir.
Ancak kadınlar kendileri Meclis'e girerlerse bu ayrımcılıkla baş ederler.
Ka-Der ve tüm sivil toplum örgütlerinin hedefi bu olmalı. 8 Mart'ı bu duygularla kutluyoruz.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|