Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Mart 2007 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Erdoğan'a önemli bir mesaj var...


TÜSİAD'ın geçen haftaki açıklaması son derece önemliydi. Başka konular araya girdiğinden dolayı, bu açıklama üzerinde duramamıştım. Ancak, mutlaka tartışılması gereken bir çıkıştı.

TÜSİAD bugüne kadar iki yaklaşım sergiledi.

Temel tercihlerinin, Erdoğan'ın partisinin başında kalması olduğunu sürekli şekilde vurguladılar. Geçen haftaki açıklama ise, bir adım daha ileri gidiyor ve Başbakan'ın Köşk'e aday olmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Bunu da iki nedene bağlıyor:

- Erdoğan'ın Köşk'e çıkması, iç siyasetteki dengeyi bozacak, koalisyonlar dönemini açacaktır.
- Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı ayrıca, ülkedeki gerilimi arttıracaktır.

Tabii, her iki gelişme de, ülkenin ekonomisini olumsuz etkileyecektir.

TÜSİAD bir semboldür.

Büyük bölümü, laik ve demokratik bir sistemden yana olan, bu sistemin değişmemesi gerektiğine inanan işadamı ve iş kadınlarıdır. Türkiye'nin dindarlaşmasını istemezler. Önemli bölümü de katı laikçidir. Batı dünyası ile çok yakın ilişkileri vardır. Ya Batılı yatırımcılarla ortaklıkları ya da başka ülkelerde önemli yatırımları bulunur. Dünya ile iç içe girmişlerdir. Dışımızdaki dünyada nelerin konuşulduğunu, dünyanın nereye doğru gittiğini çok iyi bilirler. Tek kuşkuları, tam tırmanmaya başlamış olan ekonominin hızının kesilmemesidir. Bu kesim Ak Parti'yi köktendinci gibi görmemektedir. Zaman zaman rahatsız edici adımlardan rahatsız olsalar dahi, AK Parti'ye sistemi değiştirmeye çalışan bir parti gözüyle bakmıyorlar.

Şimdi bu insanların kalkıp "Erdoğan Köşk'e çıkmasın, partisinin başında kalsın" demelerinin önemini iyi kavramak gerekir.

Bazı Ak Partililer, bunun bir komplo olduğunu sanıyorlar ve çok yanılıyorlar.

Bu kesimin içindeki konuşmaları size yansıtayım.

Haberiniz olsun.

Binlerce işçi çalıştıran geniş bir kesim, eğer Erdoğan partisinin başında kalırsa, Ak Parti'ye oy vermeye hazırlanıyor.

Bunu, Ak Parti'nin dünya görüşünü paylaştıklarından dolayı yapmayacaklar. Sadece, Türkiye'nin bir beş yıl daha istikrarlı şekilde yönetilmesini, ekonominin uçmasını istediklerinden dolayı yapacaklar.

Peki, Erdoğan tüm ısrarlara rağmen Köşk'e çıkarsa ne olacak?

Aynı kesim, AK Parti'ye oy vermeyecek.

Genel bir seçimde bu rakamların önemli olmadığını düşünebilirsiniz.

İşte bunu yaparsanız yanılırsınız. Sözünü ettiğim ve sayıları birkaç yüzü geçmeyen ismin etkisi on binlerce oyu etkiler. Ülkedeki ortamı erteler.

Başbakan'ın bu mesaja kulak vermesinde çok yarar var.

Sadece kendi partisinden gelen mesajlara değil, iş çevrelerinden gelen mesajlara da bakmalıdır. Zira vereceği karar, sadece Ak Parti'nin kaderini etkilemeyecek, aynı zamanda Türkiye'nin önümüzdeki 5 yılına da damgasını vuracak.

Ya istikrarsız, ekonomisi yeniden yavaşlamış bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız veya fırtına gibi esen bir Türkiye'de yaşayacağız.

* * *

BAŞBAKAN KÖŞK'E ÇIKARSA, AĞAR KAZANIR…

Siyasi çevrelerde bir çok senaryo konuşuluyor, ancak içlerinden biri var ki, giderek yaygınlaşıyor.

Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'na çıkması durumunda özellikle laik iş çevreleri ve liberal kesimlerin cazibe merkezi Mehmet Ağar'ın DYP'sine kayıyor.

Çok ilginçtir, Erdoğan'ın Köşk'e çıkması, tahmin edildiği kadar CHP'ye yaramayacak gibi görülüyor. Yine de bir oy kayması olacak, ancak DYP duruşuyla daha çok ilgi çekiyor.

Ağar'ın laikliği konusunda kimselerin bir kaygısı yok. Bölücülükle mücadelesini de sorgulayan yok. Ağar'a prim kazandıran en önemli alan bambaşka…

Ağar'ın, Avrupa Birliği konusunda CHP'den daha istekli olması, CHP gibi ulusalcı bir yaklaşım göstermemesi, DYP'ye büyük prim sağlıyor. AKP'nin zayıflaması olasılığına karşı DYP, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin bir güvencesi gibi görülüyor. Ağar'ın kolaya kaçmayıp, AB ile ilişkilere verdiği önemi sık sık tekrarlaması, DYP'ye yönelik primleri arttırıyor.

Aynı şekilde, Mehmet Ağar'ın aşırı milliyetçi yaklaşımlar yerine, akılcı bir milliyetçilik sergilemesi de bakışların o yana dönmesine neden oluyor. MHP, her ne kadar Ülkücülerini kontrol altına alabilmiş olsa, Bahçeli gençleri sokaklarda değil, bilgisayarların başında görmek istediğini söylese dahi, Ağar milliyetçilere göz kırpmasını biliyor. DYP bu şekilde, MHP'ye akma olasılığındaki oyları da çekmeye başladığının işaretlerini veriyor.

DYP, bir çok çevrenin tercihi olan merkez parti konumuna giriyor.

Bu gelişme neresinden bakılırsa bakılsın sağlıklı.

DYP'nin katılacağı bir parlamento çok daha dengeli ve çok daha güven verici olacaktır. Tabii bütün bu olasılıklar, Erdoğan'ın vereceği karardan etkilenecek. Başbakan Köşk'e çıkmadığı taktirde Ak Parti'nin oyları büyük olasılıkla artacak, Başbakan'ın Cumhurbaşkanlığı'na gitmesi durumunda ise, DYP'nin şansı çok daha fazla artacak gibi görülmektedir.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
'Çocuğum kitap okumuyor'
EVİNDE kütüphane bulunan ailelerden bile yakı...
Çetin ALTAN
Turşucu, manav ve çiçekçi vitrinleri; nutukçu kürsülerinden daha renkli
Makam sahipliği, meslek sahipliğine ağır bast...
Melih AŞIK
Ekşi'nin endişesi
Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi Çankaya sorunun...
Fikret BİLA
TÜSİAD'ın Ankara çıkarması
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ve yön...
Hasan CEMAL
Tehlike ve uyarı!
Ekonomik kriz ister misiniz? Borsanın tepetak...
Güneri CIVAOĞLU
Protokol yolu
Cumhuriyet tarihinde Meclis'te yeterince oyu ...
Can Dündar
Bizim kadınlarımız
Bizim kuşak erkeklerinin genelde problemli b...
Hurşit GÜNEŞ
Cinsel eşitlik
Kadın hakları kavramıyla anlaşılması gereken,...
Doğan HEPER
Kim Çankaya'ya çıkamaz?
CUMHURBAŞKANLIĞI anayasal bir mevkidir.
Semih İDİZ
Ermeni tasarısı görüşümü revize ediyorum
"Bu kez kesin geçer" diye düşündüğüm, ABD Tem...
Sami KOHEN
Kamuoyu neden böyle?..
BBC'nin GlobeScan adlı araştırma kurumu aracı...
Hasan PULUR
Turancılık, Ziya Gökalp
GEÇEN gün biri "Türkçülük, ırkçılık, Turancıl...
Derya SAZAK
Kadın ve temsil
8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kız çocu...
Meral TAMER
AB'nin oyuncağını elinden aldık
Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grubu, Tür...
Ece TEMELKURAN
'Küçük' Gültepe direnişi!
"Din dersi alıyorum Şadi'den. O beni hacı yap...
Yaman TÖRÜNER
Erzurum
1973 yılıydı. Merkez Bankası Müfettiş Yardımc...
Güngör URAS
Tekstilciler inşaatçı oldu (ve de oluyor)
Zorlu grubu Zincirlikuyu'da üzerinde Karayoll...
Serpil YILMAZ
Siyasetin arka bahçesi: Kadınlar
Bu yıl kutlanan Dünya Kadınlar Günü, 8 Mart e...
M. Ali BİRAND
Erdoğan'a önemli bir mesaj var...
TÜSİAD'ın geçen haftaki açıklaması son derece...

© 2006 Milliyet